Reklam
  • Reklam
Zuhal Gürçimen iş dünyasının arka bahçesini yazdı: Başıma...

Zuhal Gürçimen iş dünyasının arka bahçesini yazdı: Başıma Bir İş Geldi...

İş hayatına farklı bir pencereden bakmaya ne dersiniz? Aret Vartanyan ile Yaşam Atölyesi’ni kuran, Kıbrıs’ta birçok eğitim programı açan Kariyer Danışmanı Zuhal Gürçimen, “Başıma Bir İş Geldi” kitabıyla iş yerinde mobbing, taciz ve yolsuzluk gibi sorunları, gerçek olaylardan esinlenerek işliyor.

Reklam
21 Mayıs 2018 - 01:34
Reklam

Çeyrek asrı aşan iş hayatında, Türkiye ekonomisine yön veren birçok dev şirkette yöneticilik yaptı. Yaşam Atölyesi’nde binlerce kişiye birebir dokundu.

Aret Vartanyan ile çıktıkları yolda Kıbrıs’a kadar uzanan Zuhal Gürçimen, dergimizin de yazarlarından. Ekonomi Kıbrıs Prestige okurları için her ay yeni bir köşe kaleme alan Gürçimen’in uzun süredir bir hayali vardı, kendi kitabını yazmak.

Ve o hayal gerçek oldu.

Zuhal Gürçimen “Başıma Bir İş Geldi” kitabı ile, iş dünyasına bambaşka bir pencere açtı.

 

 

30 YILLIK TECRÜBE VE İZLENİM BU KİTAPTA

Tebrikler, baskısı ve okuru bol olsun diyelim kitabınız için.

İş dünyasının arka bahçesinde neler oluyor diye soracağız, fakat gelin önce sizi biraz daha yakından tanısın okurlarımız? Kimdir Zuhal Gürçimen?

Yaptığım işe, yaşadığım hayata karşı olan tutku ve idealle, merak duygusuyla besleniyorum öncelikle. Bugünkü Zuhal’in olmasını ve kalmasını istediğim yer etiketlerinden önce bu nokta benim için. Kağıt üstündeki kısımlara gelecek olursak da; İş yaşamıma üniversite döneminde tam zamanlı çalışmaya başlamış olduğum için bu aralar 30’uncu yılımı tamamlamış bulunuyorum. Bütün kariyerim boyunca da bunun çok büyük faydasını gördüm. Türkiye’nin önemli şirketlerinde finans, muhasebe, bilgi sistemleri departmanlarında insan kaynakları profesyoneli olarak görev aldım. 2008 yılında sevgili Aret Vartanyan ile tanışıp bireye ve şirketlere yönelik eğitimler yaptığımız ‘Yaşam Atölyesi’ni kurduk. Alanım olan, iş/meslek/ilgi alanları konularını birleştirdim ve yeni bir kariyere doğru yol almak isteyenlere danışmanlık yapma işimi, bir eğitim programına çevirdim. Böylelikle kendi yaşanmışlıklarını, hobilerini iş ve meslek deneyimlerindeki konuları anlatan eğitmen ve danışmanlar ortaya çıktı.

Bir yandan da, üniversitelerde iş hayatına hazırlık dersleri ve konferanslar veriyorum. Özellikle kadın gücünün iş hayatında var olması için elimden gelen katkının daha fazlasını yapmaya uğraşıyorum.

DİKKAT!

KİTAPTAKİ KAHRAMANLARDAN BİRİ BELKİ DE SİZSİNİZ

İsmiyle dikkat çeken, içeriğiyle büyük merak uyandıran bir kitap oldu “Başıma Bir İş Geldi”... Kimin başına gelen olayları anlatıyorsunuz? Kimler var bu kitapta?

 

Karakterler ben dahil birçok kişinin karması olduğu için iş hayatımda tanıyıp da yer vermediğim kimse yok diyebilirim. Her iyi olayın içinde olası bir kriz, her zor durumun içinde bir ‘hayra meyletme’ mutlaka olduğu gibi, kişilerde de iyi-kötü karışabiliyor. İçinde olduğu duruma göre değişik özellikler ön plana çıkabiliyor. Başlangıçta da belirttiğim gibi, gözlemlediğim olayları ve kişilerin tepkilerinin arkasındaki mekanizmayı anlamaya çalışarak yaşıyorum hayatımı. Özetle iş hayatının aslında hayatın arka bahçesini yazmayı da bu yüzden sevdim her zaman. İnsanların da yaptıklarından çok, neyi neden yaptıklarını anlamaya çalışmak, hayatın kamera arkasını çözmeye çalışmak merak ve ilgi alanım olmaya devam ediyor.

 

 

“SEN POTANSİYELİNİN FARKINDA DEĞİLSEN, KİMSE SENİ DÜŞÜNMEZ”

  • Yazılarınızdaki mesajlarınız ve tavsiyeleriniz büyük ilgi görüyor dergide. Peki kitapta nasıl bir mesaj bekliyor okurları?

Birkaç net mesaj üzerinden toparlayacak olursam, hiçbir olay göründüğü kadar değildir. Temelde bunu vermek istiyorum. Sen kendi potansiyelinin farkında değilsen ve performans sonuçlarının peşine düşmüyorsan kimse seni düşünmez. Sadece işine geldiği için olamayacak bir işin senin için oldurulmasının arka planını düşünmek zorundayız. Onay görme ve sevilme ihtiyacımızın bizi sürüklediği meslekler ve işler yaşamın kendisi olmak zorunda değil. Kaybetmeyi göze almadan kazanamıyoruz. Mutlu olmak ve haklı olmak arasında gidip gelen egomuza yenik düşmeyelim. Kaçış planları kendimize olan inancımızı artıracaksa, evet! Ancak baş etmekte zorlandığımız şeyleri terk etmek için kullanıyorsak, hayır! Nereye gidersek gidelim kendi vizyonumuz bizi takip edecek, unutmayalım.

 

“KADINLARA ÖNERİM: SUSMA!”

Kitapta da yer alan mobbing, sözlü ya da fiziksel taciz gibi sorunlar kadınların iş hayatındaki en büyük sıkıntılarından. Önerileriniz nedir bu konuda?

 

Bunu için her zaman öncelikle önerim Susma!

1-Kendin için susma

2-Başkaları için susma. Çünkü sen susarsan, sıra başkasına gelecek!

Bir kadının kendi bedeniyle ilgili en hassas konuda bile önce ailesini ne diyeceğini düşünmek zorunda hissetmesi gibi bir durum var hayatımızın içinde. Kızlarının okumasına, çalışmasına güç bela razı olmuş aileler için kabullenilemez durumlar yaratabiliyor böyle meseleler. En eğitimlileri, büyük şehirlerde yaşayanları bile taciz konusunun kendi aileleriyle anılmasından bu kadar ürker iken, küçük yerlerde yaşayan kadınlarımızın suskunluğuna hak vermemek elde değil elbette. Zor, evet. Ancak yapılması şart olan şey, konuşmak.

Konuşmak yerine de kadınlar çok büyük oranda başlarına gelen böyle talihsiz olaylarda, bulundukları yeri terk etmekte buluyor çareyi. Bu tür bir şiddet ve tacizi uygulayanlar da, karşısındakinin korktuğunu gördükçe daha da cesaretleniyor, edepsizleşiyor. Kadın çalıştıkça, kendine güvendikçe, ezberletilen senaryoyu yaşadıkça azalmıyor taciz, ancak yine de boyutu değişiyor. Bu bahtsız insanlık dışı hareketleri yapanlar, özellikle çaresiz, kendini savunmaktan ürken, elindeki işi kaybettiğinde hayatı durma noktasına gelen kadınlara yüklenmekte daha cüretkar oluyor. Elbette ensest ya da tacizle başlayan, günlük hayatın içine giren, iş hayatında da var olan taciz ve istismar konusuyla savaşmak hepimizin ortak meselesi olmalı. Sadece kadın tacizinden de bahsetmek mümkün değil, çocuk ve hayvan tacizleriyle kirlenerek büyüyen bir insanlık tarihinin tüm toplumları kapsadığını görüyoruz maalesef. Bir de son önerim; saldırı ve direkt temas aşamasına geçmemiş tacizi de görmezden gelmemek gerekiyor. O yüzden kitabımdaki hikayenin içinde kahramanın yaşadığı olaylar, onu içten içe çürüten, yaşam enerjisini kaybettiren bir hale geldiğinde, yaşadıklarının neye göre büyük veya küçük olduğunu değerlendirmekte zorlanıyoruz. Bazen zorla maruz kaldığınız bir söz, fiziksel olmayan şiddet, hayat yolunuzda çok önemli travmalar yaşamanıza sebep olur. Hayır=Hayırdır.

 

Reklam
Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Kredo Muhasebe ve Danışmalık Şirketi, münhal açtı!..
Kredo Muhasebe ve Danışmalık Şirketi, münhal açtı!..
Bakanlar Kurulundan Kararname!..
Bakanlar Kurulundan Kararname!..