Reklam
  • Reklam
EKONOMİK KRİZ VE BİZ
YURDAER GARİP

YURDAER GARİP

EKONOMİK KRİZ VE BİZ

18 Mart 2014 - 10:57 - Güncelleme: 18 Mart 2014 - 11:08

 

KKTC ekonomisi yıllardır krizde. Annan Planı ile başlayan plansız ve istikrarsız ekonomik büyüme, beraberinde getirdiği inşaat patlaması, Kıbrıs’ın kuzeyine duyulan ilgi, yabancı yatırımcılar derken AİHM davaları, Güney'in aldığı önlemler, İngiliz mahkeme kararları ve çöküş!

 

Orams davası sonucunda bırakın AB vatandaşı yabancıları, İngiltere’de mülkü olan ve İngiliz pasaportu taşıyan Kıbrıslı Türkleri bile geri püskürttü. Ellerindeki mülkü elden çıkarıp ülkeden nasıl kaçacaklarını bilemediler.

 

Bu süreçte ilgililerin almaya çalıştığı cılız önlemler çöküşü durduramadı. Milyonlarca sterlini betonarmeye dönüştürüp toprağa gömdük! 2012 yılında KTİMB tarafından dört bölgede yaptırılan araştırma sonuçlarına göre KKTC'deki yarım kalmış, yapılıp satılamayan veya inşaatı durdurulmuş yapıların sayısı 4 bin 650. Başka bir araştırmaya göre sayı tam 15 bin..

 

Yani atıl durumda olan bir buçuk milyar sterlin.. Bir zamanlar ekonominin lokomotifi diye nitelendirilen İnşaat sektörü, artık can çekişiyor. Mahkemeler ticari davalardan geçilmiyor. Esnaf ayakta durabilmek adına borçlanmaya gitmiş, faiz batağına gömülmüş, çırpındıkça batıyor.

 

Küçük Hükümeti'nin yaraya merhem olamayacağı; bir dizi önlemin alınması gereken süreçte ekonomik operasyonlar yerine, koltuk kurtarma operasyonlarına girişmesi ile belli etti kendini. Ve beklenen oldu. Halkın büyük umutlarla değiştirdiği yeni hükümet iş başına geldi. Faiz-mazbata gibi yasa çalışmaları umut verdi. Ekonomik protokolün iyileştirilmesi, piyasayı rahatlatacak diğer önlemlerin alınması beklenirken tam da sırasıymış gibi Türkiye’de Gezi Olayları ile başlayan veya başlatılan süreç bizi bu günlere getirdi.

 

Hükümet zam üstüne zam yapıyor. Döviz tarihi rekorlar üzerine rekor kırıyor. Ev kirasının bile döviz ile ödendiği KKTC’de milletin halini varın siz düşünün.

 

Aslında sizden, bizden önce düşünmesi gereken ve hemen kriz masası oluşturması beklenen bir hükümet var! Acil önlemlerin alınıp, kısa vadede piyasayı rahatlatacak uygulamaları yürürlüğe koyması gereken bir devlet var!  Ama nedense akıl almaz bir şekilde, ya hiçbir şey yapılmıyor, ya da çok yavaş çalışılıyor.

 

Tamam, kendi paramız yok. Altın, döviz rezervlerine sahip değiliz. Göbekten TC’ye bağlı bir ekonomimiz var. TL’ye mahkûmuz.  Türkiye hapşırıyor, biz nezle oluyoruz. Allah korusun Türkiye öksürmeye başlarsa, biz zatürre olduk demektir.

 

İyi de yapılacak hiç mi bir şey yok? Bu kadar bürokrat, danışman, müsteşar, uzman ne işe yarıyor o zaman? Yoksa onlar görevlerini yapıp projeler üretiyorlar da siyasiler mi bu işi beceremiyorlar? Gerçekten merak ediyorum.

 

Sadece zam yapıp vergileri artırmak çare değil, çaresizliktir. Amerika’yı yeniden keşfetmiyoruz. Hiç olmazsa dövizin fırlamasından faydalan, turist sayısını artırmak adına bir şeyler yap. Durgun ekonomiyi canlandırmak adına bir dizi karar üret, proje üret ve uygula.

 

Çarşıya sıcak paranın akmasını sağla. Paranın sirkülasyonunu sağlamak için bir dizi önlem al. Kontrol ve denetim mekanizmalarını her zamankinden etkin kıl. Tıkanmış veya düşen gelirlerinin artması adına af yasaları çıkar. Daha önce yapıldı, yine yap. Kaçak işçiyi bir asgari ücretle affet. Çıkarılamayan seyrüseferden, ödenemeyen trafik cezalarına, kayıttan düşen araçlara kadar kısmi af uygula. Direkt vergi yerine, dolaylı vergilere yönel. İnşaat sektörünü canlandırmak adına hem müteahhitte hem halka ucuz kredi sağla. Geçici vergi indirimi yap. KDV ve stopaj vergisinin düşürülmesi, devletin kaybı olmaz. Tam tersi canlanan inşaat sektörünün getirisi, paranın çarşıdaki sirkülasyonundan doğan vergi payı, örneğin iş araçlarının yakıt tüketimindeki artıştan bırakacağı gelir, yapılan zamlardan elde edilen gelirden fazla olacaktır.  Bak bakalım o zaman devlet şimdiki gelirinin üzerinde gelir elde edip piyasa rahatlamaz mı?

 

Bir de şu meşhur esnaf veya şirketlere verilen TC kaynaklı destek kredileri var. Adına aldanmayın sakın! Destek kredisi gerçekten desteğe ihtiyacı olana gitmiyor. Zor durumda olan esnaf hemen müracaat ediyor. Kredi alabilmesi için önüne konan şartları öğrenince dudağı uçukluyor.

 

Vergi borcun olmayacak. Sigorta borcun olmayacak. Son bilmem kaç senenin bilançoları zarar göstermeyecek. Başka? Bir de şu kadar kefil ve ipoteğin olacak. Adı destek kredisi! Hele bazı aracı bankalar, alınan kredinin bir kısmını da size hesap açıp vadeliye yatıracağız demez mi?  Vay be, ne destek ama! 

 

Yıllardır zarar etmeyen kar yapan, vergi ve sigorta borcu olmayan, ipotek edecek malı olan esnafın desteğe mi ihtiyacı var?  Bunun adı yatırım veya işi büyütme, daha çok kazanma kredisi olur ancak. Desteğe ihtiyacı olan zor durumda olandır. Vergisini ödeyememiştir. Sigorta yatırımlarını yapamamıştır. O yıl zarar etmiştir. Bunun için destek istemektedir. Sen de devlet olarak o esnafı ve çalışanlarını aileleri ile birlikte ayakta tutmak zorundasın! Ki sen de ayakta durabilesin!

 

Bunun için bazı düzenlemelerin yapılması zor değil. Kriterleri değiştir. Kredi miktarına devletin alacağı miktarı ekle. Aynı zamanda vergi tahsilatını da yap. Bu kadar basit.

 

Hep aklıma şu hikâye gelir; Adamın birinin vergi borcu var. Bir gün babadan kalma arsasına bir müşteri çıkar. Adam sevinir, müşteri alıcı. Bu satıştan gelen para ile hem vergi borcunu öderim, hem de kalan miktarla da işimi geliştiririm diye düşünür. Teklifi kabul eder. Tapuya gidilir. Tapu satışın olabilmesi için adamdan vergi dairesinden alacağı temiz belgesini ister. Adam vergi dairesine gider, temiz belgesi verin arsayı satıp borcumu ödeyebileyim der. Vergi dairesi olmaz der, önce vergini öde sonra satarsın!

 

Halbuki çözüm çok basit. Satışın vergi dairesi denetiminde yapılacağı bir düzenleme yap, sen de devlet olarak alacağını anında tahsil et. Ama olmaz, olmuyor çünkü. Bizim genlerimize işlemiş, devlet dairelerinde bir işin nasıl olamayacağına bakarız önce. Nasıl olabileceğine değil! Şu maddeye göre olmaz. Bu genelgeye göre imkânsız! Kardeşim o yasayı yapan şu genelgeyi yayınlayan yine biziz. BİZ..

 

YURDAER GARİP / KKTC FUTBOL KULÜPLER BİRLİĞİ BAŞKANI

Son Yazılar