Reklam
  • Reklam
2014'ÜN MUHTEMEL SİYASİ MANZARASI
UĞUR ÖZGÖKER

UĞUR ÖZGÖKER

2014'ÜN MUHTEMEL SİYASİ MANZARASI

10 Ocak 2014 - 21:45 - Güncelleme: 10 Ocak 2014 - 22:30

 

 

Ülkemizde 2014 de yapılacak 2 seçim nedeniyle iç siyasetin çok çalkantılı geçeceğini tahmin ediyorduk. Ancak 2013 Mayıs ayındaki “Taksim Gezi Olayları” nın üzerine 17 Aralık 2013’te Bakanlara yönelik adli operasyonlar, 2014 yılının iç siyasette çok fazla gelişmelerin ve istikrarsızlıkların olacağını bize gösterdi.

 

Öncelikle 30 Mart 2014 Pazar günü yapılacak Büyükşehir Belediye Başkanları, Belediye Başkanları, Belediye Meclis Üyeleri ve Muhtarların seçileceği Yerel Yönetimler (Mahalli İdareler) seçimi yapılacaktır.

 

Bu yerel yönetimler seçimlerinde ilk defa olarak lağvedilen İl Genel Meclisleri’nin üyeleri yani il genel meclisi üyeliği seçimi yapılmayacaktır. Üniversitelerin Siyaset Bilimi bölümlerinde yerel yönetim seçimlerinin ulusal parlamento seçimleri gibi yasama ve yürütme organlarının üyelerinin tespit edilmediği ancak mahalli yöneticilerin belirlendiği ancak seçmenlerin hükümete desteğinin sürüp sürmediğinin göstergesi olduğu öğretilmektedir.

 

AB ülkelerinde hatta demokrasiye 20 sene önce geçmiş olan merkezi ve Doğu Avrupa Ülkeleri'nde yerleşmiş gelenek; hukuken gerekli olmasa da yerel seçimleri kaybeden iktidar partilerinin başkanlarının yani başbakanların devlet başkanlarına istifalarını sunmaları,  devlet başkanlarının veya   kralların ya da cumhurbaşkanlarının halkın değişen siyasi tercihleri doğrultusunda mevcut parlamento içinden yeni bir siyasi lideri veya aynı siyasi lideri tekrar hükümet kurmak üzere görevlendirmeleridir.

 

Bu parlamento aritmetiği bakımından mümkün olamıyorsa “genel seçimler” erkene alınarak erken genel seçim yapılır ve yasama ve yürütme organlarının üyeleri yenilenerek yeni bir hükümet kurulur.

 

1989 yılının Mart ayında ülkemizde yapılan yerel seçimlerde;  1987 Aralık ayında yapılan genel seçimleri kazanarak koalisyona gerek kalmaksızın  tek başına iktidar olan Turgut ÖZAL liderliğindeki ANAP ( Anavatan Partisi ) büyük bir hezimete uğramıştır. Oyları % 36’dan % 21’e düşmüştür ve bütün büyük illerin belediye başkalıklarını kaybetmiştir.

 

Hatta çok büyük bir sürpriz olarak İstanbul’un gelmiş geçmiş en başarılı belediye başkanı olan Bedrettin DALAN da seçimi kaybetmiş ve yerine SHP  (bugünkü CHP ) adayı Prof. Dr. Nurettin SÖZEN belediye başkanı seçilmiştir. Bu satırların yazarı da nasıl olsa Dalan kazanır ANAP’a bir ders verelim diye Sivaslı hemşehrisi  ve KBB mütehassısı doktoru olan Prof. Sözen’ e oy vermiş, daha sonra da yüz bin kere pişman olmuştur.

 

Yerel seçimlerden 6 ay sonra süresi dolan 7. Cumhurbaşkanı Sayın Kenan EVREN’in yerine Turgut ÖZAL 1987 seçim sonuçlarına göre oluşmuş TBMM’deki sandalye dağılımına dayanarak kendisini 8. Cumhurbaşkanı olarak  başkanı olduğu ANAP grubuna seçtirtmiş ve Türkiye iç politikası karışmıştır.

 

Oyları %20'ye düşen, yani her 5 seçmenden 4'ünün karşı olduğu ve bütün büyük belediyeleri kaybetmiş bir siyasi partinin lideri olarak rahmetli Özal’ın;  kamuoyunda oluşan büyük infiale, hatta Murat SÖKMENOĞLU gibi milletvekillerinin Özal’ın %21 oyla Cumhurbaşkanı seçilmesini protesto etmek için milletvekilliğinden bile istifa etmesine rağmen kararını değiştirmeyerek ANAP grubuna zorla kendini Cumhurbaşkanı seçtirtmesi hem rahmetli Özal’ın hem de partisi ANAP’ın sonu olmuştur.

 

Özal 7 yıllık cumhurbaşkanlığının daha yarısını bile tamamlayamadan bir iddiaya göre zehirlenip öldürülerek  mefta olmuş, partisi ANAP da daha sonra katıldığı bütün seçimlerde sürekli oy kaybına uğrayarak sonunda kendisini feshetmiş ve siyasi mefta olmuştur.

 

Böylece yerel seçim sonuçlarıyla ortaya çıkan siyasi tabloyla halkın siyasi tercih ve teamülünün siyasi iktidarları nasıl ciddi bir şekilde uyarabileceği realitesi Türk Siyasal Hayatına dahil olmuştur.

 

30 Mart 2014'te yapılacak mahalli idare seçimlerinde de AKP İktidarı'nın 11 yıllık yıpranması üzerine Taksim Gezi Olayları ve 17 Aralık yolsuzluk operasyonu da eklenince CHP adayı Sayın Mustafa SARIGÜL’ün zaten kişisel karizmasından kaynaklanan yüksek seçilme şansı AKP’nin parti olarak kaybedeceği oylar ile Cemaat oylarının CHP’ye  ve özellikle Sayın Sarıgül’e kayması ve Ülkücü oyların da Sarıgül’ün şahsında birleşmesi ile CHP’nin Sarıgül’le İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nı kazanması muhtemel görünmektedir.

 

Böylece Başbakan Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'ndan Başbakanlığa taşıyan AKP’nin İstanbul kalesi düşecek gibidir. Benzer bir durum Ankara için de geçerlidir. Türk Milliyetçisi geçmişini inkar eden, bağrından çıktığı Ülkücü camiaya sırtını dönen ve Ankara Büyükşehir Belediyesi'ni dünyanın en borçlu belediyesi haline getiren AKP’li mevcut Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın İ. Melih GÖKÇEK’in yerine, geçen seçimde MHP Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak %27 oranında MHP tarihinin rekor oyunu alan, bu defa CHP’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı olan Beypazarı’nın efsane Belediye Başkanı Sayın Mansur YAVAŞ da seçimi kazanarak AKP’nin Ankara kalesini düşürecek gibi görünmektedir.  

 

CHP’nin kalesi olan İzmir’i AKP zaten alamamaktadır.  Ancak AKP’nin 30 Mart 2014 yerel seçimleri için Cumhuriyet tarihinin en başarılı ulaştırma bakanlarından biri olan İzmir Milletvekili Sayın Binali YILDIRIM’ı İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak göstermesi,  buna karşılık CHP'li mevcut İzmir Belediye Başkanı Aziz KOCAOĞLU’nun ise beceriksiz ve başarısız yönetimiyle koyu CHP’li İzmirli seçmeni bile bıktırması ve tercihini değiştirmeye hazırlanması  İzmir’deki mahalli idare seçim sonuçlarında radikal bir siyasi değişikliği gündeme getirmişti.

 

Fakat 17 Aralık’taki yolsuzluk depremi ile bu radikal değişiklik yavaşlamış gibi görünmektedir. Üstüne üstlük Sayın Binali YILDIRIM’ın İzmir’de seçim propaganda çalışmalarını başlattığı ilk gün olan 2014 Ocak ayının ilk haftasında eskiden başında bulunduğu bakanlığın başta İzmir’dekiler  olmak üzere bazı vilayetlerdeki üst düzey bürokratlarına karşı başlatılan yeni bir yolsuzluk operasyonu tarih bakımdan çok manidar  olması ve büyük bir komplo  intibaı vermesine rağmen İzmir’de AKP’nin oylarının yükselişini yavaşlatmıştır.

 

Bütün bunlara rağmen CHP için İzmir artık çantada keklik değildir. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme eski Bakanı Sayın Binali YILDIRIM’ ın seçimi kazanması sürpriz olmayacaktır.

 

30 Mart seçimlerinden böyle bir sonuç çıkarsa Haziran ayında ilk kez doğrudan halk tarafından yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde (1982 yılında Kenan EVREN Paşa da doğrudan halkoyu ile %92 oy oranı ile Cumhurbaşkanı seçilmişti, ancak  oylama sadece Cumhurbaşkanlığı seçimi için değil 1982 Anayasasının da referandumu ile birlikte tek sandıkta yapıldığı için doğrudan halk oyu ile yapılacak ilk Cumhurbaşkanlığı seçimi Haziran 2014’te yapılacak seçim olacaktır.) Cumhurbaşkanı aday sandığı yanına bir de milletvekilliği aday sandığı konularak erken genel seçimlerin gündeme gelmesi çok muhtemel olarak mütalaa edilmektedir.

 

Esasen AKP Genel Başkanı ve Başbakan Sayın Recep TAYYİP ERDOĞAN’ın siyasi planları Cumhurbaşkanlığı seçimlerini 2 yıl önce yaptırtmaktı. Bu seçimden önce de  anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanı'nın yetkilerini çok artırarak ABD’de olduğu gibi başbakanlık  görev ve yetkilerini de üstlenip aynı zamanda AKP’nin de genel başkanlığını sürdürebileceği partili cumhurbaşkanının mümkün olduğu bir “Başkanlık” sistemini Türkiye’ye getirmek ve kendisini de süper yetkilerle 'Devlet Başkanı' seçtirtmekti.

 

Bu planını da uygulamak için sözde Demokratikleşme Paketi altında anayasa değişikliklerini gündeme getirmişti. Böylece Sayın Başbakan bir taşla birkaç kuş vurmuş olacaktı. AKP tüzüğüne göre üç defadan fazla milletvekilliği ara vermeden yapılamıyordu. Kendisi de bu durumdaydı. Devlet Başkanı seçilerek siyasi hayatına daha yüksek bir mevkiden devam edebilecekti.

 

İkinci olarak kurucusu olduğu partinin başında kalmaya devam edebilecekti. Son olarak da başbakanlık yetkilerini de üstleneceği için bütün bakanlar kurulu, yani Hhkümet ve dolayısıyla bürokrasiye de tek hakim olarak kalmayı sürdürebilecekti.

 

Ancak Sayın ERDOĞAN’ın siyasi planları YSK (Yüksek Seçim Kurulu) tarafından bozuldu. 1982 Anayasası'na göre Cumhurbaşkanı TBMM tarafından sadece 1 defalığına ve 7 yıl için seçilmekteydi. Ekim 2007'de yapılan referandum sonucu kabul edilen  anayasa değişikliği ile cumhurbaşkanlarının doğrudan halk tarafından en fazla 2 defa, 5'er yıllığına, toplam görev süresi 10 yılı geçmeyecek şekilde seçilmeleri ilkesi kabul edilmişti.

 

Başbakan Erdoğan yeni kabul edilen bu 5 yıllık görev süresine göre halen görevde olan  11. Cumhurbaşkanımız Sayın Doç. Dr. Abdullah GÜL’ün görev süresinin 2007 + 5 = 2012 de sona ereceğini ve kendisinin de 2012'de 5 yıllığına yetkileri Başbakanın yetkilerini de kapsayacak şekilde çok artırılacak olan devlet başkanlığına seçilmek isteğini kamuoyuna duyurmuştu. Ancak YSK, Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah GÜL’ün eski anayasaya göre 28 Ağustos 2007’de TBMM tarafından 7 yıllığına Cumhurbaşkanı olarak seçildiğini ve görev süresinin de 2014 Ağustos ayında sona ereceğine dair karar verince Başbakan Sayın Erdoğan demokratikleşme maskesi altında gerçekleştirmek istediği ve aslında başkanlık sistemini getireceği anayasa değişikliği paketinden vazgeçmiştir.

 

 TBMM’de temsil edilen bütün siyasi partiler Anayasa Değişikliği Komisyonu'na üye vermelerine rağmen AKP komisyondaki üyesini geri çekmiş ve TBMM’ de temsil edilen bütün siyasi partiler de bu durumu imza ile zabıt altına alıp resmen TBMM Başkanlığı’na bildirmişler. İlaveten Anayasa Değişikliği Komisyonu'nun AKP’nin engellemesi nedeniyle gerekli çalışmaları yapamadığını kamuoyuna toplu bir basın toplantısı ile ilan ederek komisyonun çalışmalarını sona erdirmişlerdir. Böylece de AKP’nin demokratikleşme çabalarında samimi olmadığını ulusal ve uluslararası kamuoyu bütün açıklığıyla görmüştür.  

 

Anayasaya göre süresi dolacak Cumhurbaşkanının yerine görev süresi dolmadan en geç 60 gün önce yenisinin seçilmesi zorunludur. Anayasanın bu amir hükmüne göre; bu sene Haziran ayının 28’ine kadar cumhurbaşkanlığı seçimi tamamlanmış olmalıdır. İlk kez doğrudan halk tarafından kanunda öngörülen yaş, tahsil ve uyrukluk gibi şartları taşıyan cumhurbaşkanlığına aday T.C. vatandaşları arasından Türk Halkı 12.cumhurbaşkanını, 1. veya 2.tTurda seçecektir.

 

İlk turda hiçbir aday salt çoğunluğu sağlayamazsa: ilk turdan en geç 2 hafta sonraki ilk Pazar gününde gerçekleştirilecek 2. turda ilk turda en çok oy alan 2 aday arasından yeniden halk tarafından seçim yapılacak ve daha çok oy alan aday T.C.’nin 12. Cumhurbaşkanı olarak seçilecektir.

 

Mevcut Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah GÜL de 1 kez Cumhurbaşkanlığı yaptığı için yeni Anayasa’ya göre 2. dönem için  tekrar aday olabilecektir.

Dolayısıyla 30 Mart 2014 yerel seçimlerinin sonucu ortaya çıkacak siyasi tabloya göre Haziran 2014 sonu itibarıyla cumhurbaşkanlığı seçimi yanı sıra,  TBMM arlamento erken genel seçimleri de gündeme gelebilecektir. Böylece sadece yerel yöneticiler ve cumhurbaşkanı değil,  milletvekilleri yani yasama organı olan Meclis ve Meclis içinden oluşan kabine üyeleri yani yürütme organı olan hükümet de 2014 yılında yenilenmiş olacaktır.

 

Doç. Dr. Uğur ÖZGÖKER,  Siyaset Bilimci.

AREL ÜNİVERSİTESİ İngilizce Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı

KIBRIS KÜLTÜR VE EĞİTİM DERNEĞİ Genel Başkanı

Son Yazılar