Reklam
TOPLUMSAL LİDER(LER) ARIYORUZ
Reklam
SUHA VEKİL

SUHA VEKİL

TOPLUMSAL LİDER(LER) ARIYORUZ

20 Ekim 2014 - 20:10

 

Bir tarafta “Barış Kültürü” için evrensel boyutlarda bir araya gelip toplumsal barışa ve dünya barışına nasıl katkıda bulunabilirizi tartışırken, diğer taraftan etrafımızda daralan ateş çemberinin endişesi ile uyanıyoruz. Artık “mevcut durumu korumak” diye bir kavram olmadığını acı acı görüyor; gelişime, ilerlemeye doğru birlik içinde kenetlenmeyen toplumların nasıl bir hızla geriye doğru çöküş yaşadıklarını üzüntü ve umutsuzlukla karışık duygularla izliyoruz.

 

Etrafımızdaki acı sorunlar gittikçe bizi de kuşatırken ve dünya her gün yeni çatışmalar ile sarsılırken, dilerim istemeden dahi olsa kendimizi daha büyük sorunlar yumağının içinde bulmayız ve çok acı deneyimlerin bizi zorlaması ile değil, insanca yaşamak bilinci ile kendimize çeki düzen veririz.

 

Birkaç gün önce Birleşmiş  Mİlletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un atadığı Kıbrıs Özel Danışmanı Sn. Eide ile yemekte bir araya gelerek görüş alışverişi yapma fırsatımız oldu ve gece boyu buna benzer mesajı defalarca yeniledi. ‘Dünyamız yakın tarihlerde hiç bu kadar kötü ve tehditkar olmamıştı. Beraber hareket edebilen toplumlar dolayısıyla daha güçlü olarak akıntıya karşı kürek çekebilirler’ dedi.


 

Siyasi ortamın yarattığı gerginlikler ve kutuplaşmaların gitgide derinleşmesi, kendi içimizde dahi bizi ayrıştırmaya devam etmesi, barış kültüründen uzaklaştıkça barındırdığımız farklılıkları dışladığımızı, ötekileştirmeye devam etmemizin tehlikeli boyutlarını umarım  bizler de yaşayarak görmeyiz.


 

Sorumluluk üstlenmek yerine suçlamak daha rahat olduğu için durum kötüye gittikçe te kendimize saldıracak yeni hedefler belirliyoruz. İçte "biz savaş geçirdik zaten  Insanoğlu doğuştan kötüdür bencildir kavgacıdır” diyor sıyrılıyoruz, dışa gelince de “ama ambargolar var dünya bizi tanımıyor” diyor kaçış yaşıyoruz.


 

Kenetlenip, toplumumuza kültürel değerlerimize ekonomimize, geleceğimize sahip çıkabilecek, içte ve dışta daha iyi ve güzel, daha etkin şeyler yaratabilecek sorumlulukluları üstlenmektense, kolayına kaçtık yapanları da eleştiriyoruz. Maalesef diğer canlıların yaşamak için iç güdüsel olarak kullandıkları duygulara indirgedik kendimizi, Ama yine de  öfkeli, sabırsız, bencil, umutsuz ve mutsuz bir topluma dönüştüğümüze inanmak istemiyorum. Şikayet etmek ile yetinmek gölgelerle savaşmak gibi yersizdir, herbirimiz etrafımıza ufak da olsa birer ışık olursak zaten rahatsız edici gölgeler silikleşir, yok olur. Birbirimizde ve toplumda  görmek istediğimiz değerleri, değişimi, kendimizde de yaşatalım, yaşayalım. Bu çabayı gösterenlere de destek olalım.


 

Dolayısıyla daha çok geç olmadan artık yalın (sevdiğimiz) bireyler etrafında, kapısında değil,  ekonomik ve toplumsal reformları hayata geçirebilecek ve takipçisi olabilecek yetkili kurumları ve örgütleri yanında taşıyabilen, topluma birlik ve beraberlik ruhu ile aidiyet hissi verebilecek ‘toplumsal lider(ler)’ etrafında destekleyici güç oluşturabilirsek, dilediğimiz düzeye hızla gelebileceğimize içten inanıyorum.


 

Başarılı liderlik konumu dünyada artık kurumsallaşmış olup, güçlü bir danışman ekip ve sivil toplum örgütlerini kucaklayıcı tarzları ile, genci ve kadını ile, toplumları ile beraber hareket eden, ileri taşıyan vasıflarla kazanılmaktadır. Artık her seçimle  sil  baştan yaratılan, dolayısıyla zayıf temellere oturmuş ve her krizle çöken ekonomi, eğitim, sağlık, turizim, çevre,sanat, tarım ve daha birçok politikalarımız bu şekilde, yani sürdürülmez.

 

Seçilecek ‘lider(ler)’ bunu besleyen sistemin devamını savunmak yerine, kendini yenilemeye hazır, evrensel değerlerle beslenen ve aynı zamanda kendi içinde ilerleyen, büyüyen, süreklilik arzeden yapıya sahip bir dokuyu bu topluma kazandıracak isteği ve inancı olduğunu gösterebilmeli, inandırabilmelidir. Müzakerelerin can alıcı önemi yanısıra, buna paralel olarak reformların hayat geçirilmesi de aynı aciliyet ile gündemde olmalıdır. Lütfen artık altı doldurulmamış vaatler yerine, somut planlarla halkın karşısına çıkılsın.

 

(İlgilenenler yeni Başkan Juncker ile hayata geçirilecek Avrupa Birliği Komisyonu’nun yenilenmiş sistemini ve ekibinin dokusunu (kendi karşısında yarışan ama çok değerli adaylar, % 43 kadın, daha genç bir ekip , eski deneyimliler ve yeni potansiyel kişiler vs) incelesin. Daha başa geçmeden  kimlerin nelerlere, neden atanacağını, projelerinin ne olacağına kadar detayların incelenebildiğini görebilirler..)


 

Yani diyoruz ki; bari pırıl pırıl çocuklarımızın, gençlerimizin hakettikleri düzeni oluşturmaya liderlik yapın, lüften.. Ve çok geç olmadan!

 

 

SUHA VEKİL

İŞ KADINLARI DERNEĞİ ASBAŞKANI

Son Yazılar