Reklam
  • Reklam
GÜNLÜK EKONOMİ ANALİZİ - 5 NİSAN
EMRE DEĞİRMENCİOĞLU

EMRE DEĞİRMENCİOĞLU

GÜNLÜK EKONOMİ ANALİZİ - 5 NİSAN

05 Nisan 2016 - 10:06

TÜİK tarafından dün açıklanan manşet enflasyon olumlu sonuçlansa da, çekirdek enflasyonun yüksek seyrini koruduğu görülüyor

 

Olumlu baz etkisi ile Nisan ayından da gerilemesi beklenen enflasyona paralel Nisan olağan toplantısında TCMB’den 50 baz puan faiz indirimi bekleniyor

 

FED’in bile önünü göremediği ve faiz artışını bir miktar ötelediği mevcut konjonktürde bol likidite, yüksek getiri sunan gelişmekte olan ülke para birimlerine hücüm etmeye devam ediyor

 

FED’in güvercin tavrını koruması, gelişmekte olan ülke para birimlerine yönelik ilgiyi canlı tutabilir ancak orta vadede bu tablonun kalıcı olmasını zor görüyoruz

 

Borsa Istanbul yılbaşına göre % 17 yükselirken, USD/TL kuru da dün 2,8050 seviyesine kadar gevşedi

 

USD/TL kurunda 2,80 seviyesinin altından döviz ihtiyaçlarının karşılanmak adına kollanabileceğini düşünüyoruz

 

Sterlin cephesinde devam eden #Brexit riski nedeniyle GBP/TL kuru dün psikolojik 4 seviyesine dayandı

 

Dünyanın en büyük dördüncü hukuk bürosu olan Panama menşeili Mossack Fonseca’dan sızan #PanamaBelgeleri dünya tarihinin en büyük skandalarından biri olmaya aday görünüyor

 

Karayip ve Panama bölgesinde bulunan offshore hesaplardan sızan 11,5 milyon belge, gelir dağılımında adaletsizliğin artışının en büyük sebebi olarak görülüyor

 

Ø   Piyasa Özeti ve Yorumu

 

Kısa bir soluklanma ardından yeniden okuyucularımız ile buluşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Geride bıraktığımız hafta, küresel piyasalarda var olan aşırı iyimserliğin dozunun daha da atttığına şahit olduk. Kısaca hatırlanacağı üzere, Aralık ayında, gösterge faiz oranını 9 yıl aradan sonra 25 baz puan artıran FED, 2016 beklentilerine de 4 faiz artışı sığdırmayı başarmıştı. Akabinde, yeni yılın, Çin piyasaları öncülüğünde tedirgin başlaması, sermaye kaçışlarının genele yayılmasına neden olurken, Ocak ayını büyük ölçüde küresel mali piyaslar tedrigin bir havada tamamladı. Suriye ile ilgili artan jeopolitik riskler, beraberinde Avrupa bankacılık sektörüne yönelik endişeler derken önde gelen merkez bankalarının tekrar elini taşın altına koyması ile Şubat ayı ile birlikte sermaya çıkışlarının yavaşladığı, hatta artan bol likidite ile yeniden yüksek getiri sunan gelişmekte olan ülke para birimlerine ilginin artttığını gözlemledik. FED’in Aralık ayında 4 kez faiz artışı öngörmesininin üzerinden kısa bir süre geçmesi ve küresel ekonomide görülen zayfılamanın riskten kaçışı tetiklemesi ile dolar talebinin artışından endişe duyan FED’in çark ederek faiz artırım beklentisini 2 kez artışı yönünde revize etmesi, hatta FED Başkanı Yellen’in çeşitli konuşmalarda güvercin tavrını daha da artırarak piyasalara aşıladığı mutluluğun da yardımı ile yılın ilk ayındaki negatif hava yerni birkaç ay sonra aşırı iyimserliğe terk etti. Suriye ile savaşın eşiğine gelen, yüzlerce masum canının yitirliği canlı bomba terör saldırıları ile sarsılan, jeopolitik ve iç güvenlik endişelerinın tavan yaptığı bir ortamda dahi, Türk mali piyasaları, yurtdışı olumlu havadan tüm riskleri göz ardı edercesine değer kazanarak küresel iyimserliğe eşlik etti. Aslında, kürsesel paranın rotasını çevirdiği, gelişmekte olan ülke para birimlerinin genelini etki altına almayan bir olumsuzluk olmadığı durumlarda, TL’nin iç meselelerden daha çok yurtdışı havanın geneline daha duyarlı olduğunu da tecrübe etmiş olduk. Yukarda da anlatma çalıştığımız üzere, gerek Japonya Merkez Banakası’nın faiz oranını negatife çekmesi, gerekse Avrupa Merkez Bankası’nın tahvil alım programını artırması ve faiz oranlarını indirmesine; Çin’in Yuan’ın değerini devalüe etmek yerine değer kazanması ve sermaye çıkışlarını önlemesi; gerekse FED’in bile çark ederek geri adım atmasına paralel tırmanan risk-on modu neredeyse tüm finansal enstrümanlarda son haftalarda alımları destekledi. Türkiye cephesinden BIST100 endeksi yılbaşına nazaran % 17 değer kazanırken; siyasi çalkantılı bir dönem geçiren Brezilya Borsası Bovespa, Ocak ayının son haftasına nazaran % 40’a yakın değer artışı yaşadı. Elbette hava birden olumluya dönünce, TCMB Para Politikası Kurulu da benzer bir şekilde borç verme faiz oranı olan koridorunun üst kısmında 25 baz puan indirime gitmişti.

 

Dün Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Mart ayı enflasyon rakamları, enflasyonda iyileşmenin devam ettiğine işaret etti. TÜİK verilerine göre Mart ayında manşet enflasyon (TÜFE) aylık bazda % 0,04 düşüş kaydetti (beklenti % 0,5 artış yönünde idi). Bu sonuçlarlar yıllık enflasyonun Şubat ayında % 8,78 seviyesinden Mart ayında % 7,46 seviyesine gerilediğini görüyoruz (Ağustus 2015’den bu yana en düşük rakam). Enflasyondaki gerilemenin ardında düşen gıda fiyatlarının büyük rol oynadığı görülüyor. Her ne kadar manşet enflasyon % 7,46 seviyesine gerilese de, kontrol edilebilir enflasyon olarak görülen çekirdek enflasyonun (TCMB “I” endeksi) % 9,51 seviyesinde yüksek seyrini koruduğu da not etmek gerekiyor (Şubat % 9,72). Enflasyonun Mart ayında beklentilerden iyi sonuçlanması ve baz etkisi ile Nisan enflasyonunun da iyi gelebileceği yönünde artan beklenti, TCMB’yi Nisan toplantısında faiz indirimine (50 baz puan) yöneltebileceğini düşünüyoruz. Çekirdek enflasyondaki yüksek seyir nedeniyle faiz koridorunun üst bandında ölçülü bir adım beklentisi dünden itibaren fiyatlara yansımaya başladığını da not etmek gerekiyor.

 

Elbette, rüzgarın olumlu taraftan esmesi nedeniyle, kısa vadedeli iyimserikten faydalanmak isteyen para girişlerinin yarattığı döviz satışları ile orta – uzun vadeli döviz alımlarının kıyasıya çarpıştığı bir dönemden geçiyoruz. FED'in para politikası duruşu, son dönemlerde yapılan iletişimden de anlaşılacağı üzere güvercin tarafta kalmaya devam ettikçe, gelişmekte olan ülke piyasalarına fon girişlerinin yardımı ile ve altını çizerek kısa vadeli bir bakış açısı ile olumlu kalmayı sürdürebileceğini göz ardı etmemek gerekiyor. Ancak, orta vadeli birçok riskin de, her ne kadar şu anda göz ardı edilse de, birikmeye başladığını görüyoruz. Orta vadeli bir yaklaşımla, özellikle kur cephesinde 2,75 - 2,80 seviyelerinin döviz açık pozisyonların veya risklerin hafifletilmesi yönünde kollanmasının akılcı bir yaklaşım olacağını düşünüyoruz.

 

EMRE DEĞİRMENCİOĞLU 

İKTİSATBANK HAZİNE GRUP MÜDÜRÜ

Son Yazılar