Reklam
  • Reklam
GÜNLÜK EKONOMİ ANALİZİ - 23 ŞUBAT
EMRE DEĞİRMENCİOĞLU

EMRE DEĞİRMENCİOĞLU

GÜNLÜK EKONOMİ ANALİZİ - 23 ŞUBAT

23 Şubat 2015 - 12:05

 

Piyasaların gözü yarın öğle Merkez Bankasında; kulağı ise akşam FED’de olacak

 

TCMB’nin faiz konusunda atacağı adım ve siyasi cenahtan gelecek yorumlar Türk Mali piyasalarının seyrini belirleyecektir

 

Brezilya dizisi misali Eurogroup Yunanistan’ın programını 4 ay daha uzattı...

 

Ø  TCMB Beklenti Anketi

 

TCMB beklenti anketini açıkladı. Ankette gözümüze çarpan en önemli unsur enflasyon beklentilerinin TCMB’nin hedefinin üzerinde kalmaya devam ettiği yönünde oldu. Ankete katılan ekonomistler TÜFE enflasyonunun 12 ay sonra % 6,69 ; 24 ay sonra ise % 6,42 seviyesinde olacağını tahmin ediyor. TCMB’nin enflasyon hedefinin % 5 olduğunu hatırlatalım.

 

       

 

Ø  Piyasa Özeti ve Yorumu

 

Avrupa’da klasik son dakika hastalığı olan çözüm üretme arayışı, Cuma günü de kendisini gösterdi. Tahmin ettiğimiz üzere Yunanistan’ın mali yardım programı Avrupa Maliye Bakanları tarafından 4 ay daha uzatıldı. Detayların bugün Yunanistan tarafından verileceği bekleniyor. Avrupa kanadından gelen ılımlı sayılabilecek haber öncesinde Cuma günü 1,13 seviyesinin altına sarkan EUR/USD paritesi, akşamüzeri haberin açıklanması ile yönünü yukarı çevirerek 1,14 seviyesini aşsa da, haftayı 1,1380’li seviyelerden tamamladı. Yunanistan belirsizliği beklentimize paralel tüm Avrupa birliğini sistemik bir krize sokmadan kısmen de olsa şimdilik rafa kalktı. Aslında geçen hafta birçok kez Yunanistan konusu hakkında detaylı bilgi vermeye çalıştık. Yaklaşık ekonomik büyüklüğü 13 trilyon dolar olan Avrupa’nın 0,2 trilyon ekonomik büyüklüğe sahip ülkesi konumunda olan Yunansitan şu anda birlik içinde en zayıf halka olarak görülüyor. İşsizlik oranı % 25,8 , genç nüfüstaki işsizlik oranı ise % 50’nin üzerinde olan Yunanistan’da yeni Başbakan Şipras’ın seçim arenalarında verdiği “asarız keseriz” tarzında açıklamaların pek de gerçek hayat ile bağdaşmadığını görüyoruz. Ortak para birimi olan EUR’yu terk ederek tekrar ulusal para birimi olan Drahmi’ye nasıl dönüleceği ve bunun gibi birçok bilinmez halen daha tartışılmaya devam ediyor. Keza Avrupa müktesebatı giriş için kaç sayfadan oluştuğunu ben de bilmiyorum ama tek bildiğim çıkış için tek bir satırın bile olmadığıdır. Bu veri setine paraleli her iki tarafında da anlaşmaktan başka rasyonel bir çaresi olamadığı hemen hemen herkes tarafından biliniyordu. Yine de çetin pazarlıkların devam etmesi ile nihayet Cuma günü bir noktada el sıkışıkldı. Yunanistan’ın ortak para biriminden çıkması elbette EUR/USD para birimi için 1,10 seviyesinin altında doğru gidişatın pimini çekecek olsa da, birliğin dağılması veya sistemik bir risk unusuru oluşturacağını düşünümüyoruz.

 

Yunanistan’ın bir kenara bırakarak biz yarın faiz kararını açıklayacak Türkiye Cumhuriyet Merkez Banası olağan Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına konsantrasyonumuzu çevirelim. Yukarda bugün bilinçli bir şekilde ilk sıraya TCMB’nin açıkladığı beklenti anketini koydum. Görüleceği üzere, benim de en çok gözüme takılan TÜFE enflasyonu beklentisi başlığında oldu. TCMB’nin enflasyon hedefinin % 5 olduğu bir ortamda, uzun vadeli enflasyon beklentilerinin yaklaşık 1,5 puan yukarda olduğunu görüyoruz. Bu beklenti anketine göre TCMB’nin faiz oranlarını düşürmemesi gerekiyor keza bizim okulda öğrendiğimiz, enflasyona karşı faiz silahı en etkin savunma aracıdır. Faizin düşürülmesi ile TL’nin koruma kalkanını zayıflayacak ve ister istemez daha cazip faiz sunan ekonomilere kayacak sıcak para akışı ile içerde kurun yeniden yükselmesi de kaçınılmaz olacaktır. Her 100 dolar ihracat yapmak için 60 dolar ithalat yapan Türkiye ekonomisinde yaşanacak kur geçişkenliği, ister istemez TÜFE enflasyonuna da negatif etki doğuracaktır. Faiz indirimi belki içerde ekonomik aktiviteyi canlandıracağını kabul etsek de, iç talebin canlanması ile enflasyon bir kez daha darbe görecek ve nihayetinde faiz oranları yeniden yükseltilmek zorunda kalacaktır. Enflasyon faiz ilişkisi bu kadar basit cümleler ile özetlenecebileceğ gibi tehlikeli oyunlara girmek, fasit daire misali uzun vadede faizleirn yeniden artmasına neden olacağı göz ardı edilmemelidir. Türkiye’de eminim milyonlarca ekonomist olmasına rağmen halen daha enflasyonun mu faizleri yükselttiği, faizin mi enflasyon doğurduğunu tartışarak vakit kaybetmektense, ekonomiyi sağlıklı bir şekilde ayağa kaldıracak reformlara konsantre olarak bütün yükü para politikasının üzerine yüklememek gerektiği inancını taşımaktayım.  

 

Yarın TCMB açısından oldukça kritik bir gün. Faiz – enflasyon tartışmasının yoğun bir şekilde tartışıldığı son dönemlerde, TCMB’nin alacağı her kararın ciddi anlamda yeni tartışmalara neden olacağını düşünüyoruz. Türkiye ekonomisinin son 12 senedir yatırımcılara güven veren ve yabancı sermayenin rağbet noktası olması ve beraberinde ekonomik başarını gelmesinin arkasında yatan yegane faktörün Merkez Bankası’nın araç bağımsızlığı ve leke sürülmeyen kredibilitesi olduğunu düşünüyoruz. Son dönemlerde özellikle Avrupa ekonomilerinde görülen zayıf büyüme, düşük veya negatif enflasyon ardından ülkelerin ve özel sektörün negatif faiz ile borçlanmaya gitmesi yani rekor düşük düzeyde salınan küresel faiz hadlerine paralel içerde de hükümetin büyüme ve istihdamı teşvik etmek adına faiz oranlarında sert indirim talep etmesi, TL ve TL cinsi yatırım araçlarının üzerinde demoklesin kılıcı gibi durduğunu düşünüyoruz. 40 milyar dolara yaklaşmasına rağmen halen daha yüksek sayılan cari açık, dünya enflasyon duasına çıkmışken halen daha % 7’nin altına gelmeyen içerde TÜFE enflasyonuna rağmen seçim öncesi merkez bankasını faiz indirim yönünde zorlayarak nazik dengelerin bozulmasının faturası kur üzerinde fazlaca hissedilemeye başlandı ve devamı gelecek gibi duruyor. Bir tarafta geride bıraktığımız hafta açıklanan ve güvercin olarak yorumlanan FED toplantı tutanakları, diğer tarafta Yunansitan sorunun şimdilik çözülmesi; daha geniş bir açıdan ciddi anlamda gerileyen petrol fiyatları ve beklentileri aşan Avrupa parasal genişlemesine rağmen TL’nin dolar karşısında değer kazanamadığı ve kurun halen daha 2,40 seviyesinin altına gerileyememesi dikkat çekiyor. Kaldı kı, bahar ayları ile birlikte FED’in de artık “sabırlı” havasının azaltacağı ve tutanaklarla yavaş da olsa faiz artırım sinyalini devreye sokması ile TL’de tahribatın daha da hızlanacağını düşünüyoruz. Psikolojik kur seviyesi olarak herkesin dillendirdiği 2,50’nin geride bıraktığımız haftalarda test edilmesi ardından şu anda kim kurun 2,60 seviyelerine gitmeyeceğini söyleyebilir ki?

 

Biz şimdilik bugüne dönelim...Cuma akşamı açıklanan Yunanistan haberleri ardından EUR’nun kısa bir süreliğine de olsa 1,14 seviyesinin üzerini test etmesi ile 2,45 seviyesinin altını gören USD/TL kuru, yeni hafta başlangıcında haftaya 2,46 seviyesinden başladığını görüyoruz. Tüm gözler yukarda da değindiğimiz gibi yarın TCMB PPK toplantısında olacak. TCMB ekseninde yeniden alevlenebilecek tartışmanın piyasa dinamiklerine darbe vurabileceğini düşünüyoruz. TCMB’nin faiz indirimine gitmemesi gerektiğini düşünmemize rağmen yarın politika faizinde ve koridorda ölçülü bir adım atılabileceğini düşünüyoruz. Ölçülü olarak da 25 – 50 baz puan civarında bir hamle bekliyoruz. İşlerin istenmeyen noktaya gitmesi durumunda kullanılan faiz koridorunun üst bandına PPK’nın dokunup dokunmayacağı ise önemle takip edilecektir. Mali piyasaların gündeminde bugün Almanya’da sabah saatlerinde açıklanacak IFO (iş dünyası beklenti anketi) ve günün ikinci yarısında açıklanacak ABD mevcut konut satışları takip edilebilir. Yarın PPK toplantısı ardından Senatoya sunum yapacak FED Başkanı Müstakbel Yellen Hanım’ın konuşması ise büyük önemle takip edilecektir.

 

EMRE DEĞİRMENCİOĞLU

İKTİSATBANK HAZİNE GRUP MÜDÜRÜ

Son Yazılar