Reklam
  • Reklam
GÜNLÜK EKONOMİ ANALİZİ - 11 MART
EMRE DEĞİRMENCİOĞLU

EMRE DEĞİRMENCİOĞLU

GÜNLÜK EKONOMİ ANALİZİ - 11 MART

11 Mart 2015 - 15:15

 

Küresel dolar talebi artarak devam ediyor

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile TCMB Başkanı Başçı arasında bugün yapılacak toplantı günün en önemli gündem maddesini oluşturuyor

 

Hükümet kanadından gelecek ılımlı ve köşeleri sert olmayan yuvarlak bir uslup, Türk Lirası üzerinde siyasi baskı nedeniyle yaşanan negatif ayrışmayı bir nebze de olsa azaltabilir

 

TCMB tarafından sabah saatlerinde açıklanancak cari açık verisi yakından takip edilecek

 

Ø  Dolar rüzgarı durmak bilmiyor

 

FED’in henüz adım atmamış ancak sadece tahvil alım programını durdurmuşken, gelişmekte olan ülke para birimleri ciddi anlamda satış baskısı ile boğuşuyor. Aşağıdaki grafikten de görüleceği üzere cari açık problemi yaşayan ve yapısal kırılganlıkları olan başta Brezilya ve Türkiye yıl başına nazaran dolar karşısında sırası ile % 14,3 ve % 11,7 değer kaybetti.

 

FED'in 18 Mart tarihinde sonuçlanacak olağan FOMC (Federal Açık Piyasa Komitesi) toplantısı büyük bir önemle takip edielcektir. FOMC metninden "sabırlı" ifadesinin kalkacağını (FED’in faiz artımı için sabırlı oluncağına yönelik verilecek rehberliği kaldıracağı), güçlü makroekonomik verilerin yardımından da hareketle Haziran ayında faiz artırmının başlayacağına artık inananların sayısının git gide artığını görüyoruz. Keza dün EUR/USD ve USD/JPY pariteleri dolar leyhine adeta çözülürken, doların değerini gösteren endeksi de 12 yılın zirvesi olan 98 seviyesine yükseldi.

 

    

 

 

Ø  Piyasa Özeti ve Yorumu

 

Dün küresel mali piyasalarda görülen veya daha doğru bir tabir ile ivmelenen dolar rallisi, içerde haliyle Türk Mali piyasalarını da etkiledi. Zaten son dönemlerde diken üzerinde oturan TL ve TL cinsi yatırım araçları, içerde TCMB’nin araç bağımsızlığı üzerinde devam eden tartışma, dışarda ise FED’den yaklaşan faiz artırımı arasında iyice sıkıştı. Dün Borsa Istanbul, yurtdışı piyasaların negatif seyrine paralel günü % 3,3 düşüşle 77,977 puan seviyesinden tamamlarken, bankacılık hisseleri % 4,6 değer kaybetti. Kur cephesinde ise, USD/TL kuru dün tüm zamanların en yüksek seviyesi olan 2,65’e yeniden yaklaştı. TCMB’nin politika faizinin % 7,50 seviyesinde olmasına rağmen dün 2 yıl vadeli gösterge faizin gün içerisinde sert dalgalandığını ve günü % 8,82 seviyesinden tamamladığını gördük. Bültenlerimizde defalarca ele almış olduğumuz üzere, TCMB’nin araç bağımsızlığı veya amaç bağımlılığı üzerinden devam eden siyasi tartışma bir türlü bitemedi. Hükümet kanadı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerileyen sanayi üretimi, potansiyel büyüme oranı olarak kabul edilen % 5’li seviyelerden % 3 seviyesinin altına gerileyen büyüme rakamları ve elbette düşen istihdama paralel para politikası sınırlarını zorlayarak seçim öncesinde ekonomiye ivme kazandırmaya çalışırken, reçete olarak da faiz indirimini sert bir uslup ile ele alıyor. Özellikle ABD ve Japonya gibi gelişmiş ekonomilerde sıfır düzeyine yakın faiz oranları örnek gösterilirken, Türkiye’de halen daha yüksek sayılan cari açık ve % 7 seviyesinin altında kalıcı olarak sarkmayan enflasyonun göz ardı edildiğini görüyoruz. Öte yanda esnaf ve zannatkarın bu kadar yüksek faiz ile nasıl iş yapacağından yakınan hükümet, şirketlerin 183 milyar dolara yaklaşan borcu ve bilançolarında % 60 civarında olan kur riski göz ardı ediliyor. TCMB enflasyon yani fiyat istikrarını savunmak için kanunen bağımlı bir kurum iken, enflasyonla mücadele kapsamımda kullanacağı araçlarda ise bağımsızdır. Yıla düşen petrol fiyatları ile koşar adım önde başlayan Türkiye’nin, medya aracılığı ile agresif faiz indrim taleplerine paralel olumlu havasını kaybettiğini ve maalesef negatif ayrıştığını görüyoruz. Kaldı ki, TCMB’nin dolar fırtınasının yaklaştığı her gün fırtınada kullanacağı en etkin silah olan faiz silahını kullanamayacağı beklentisi ve hatta 15 Mart tarihinde düzenlenecek olağan PPK toplantısında 25 baz puan faiz indirimine gideceği beklentisi TL ve TL cinsi yatırım araçları üzerinde ciddi anlamda satış baskısı kuruyor. İçerde faiz tartışmaları, dışarda ise sert esen dolar rüzgarı arasında sıkışan Türk Mali piyasalarında ilave değer kayıplarını beklemek pek de yanlış olmayacaktır. Bozulan beklenti ve algının toplarlanması için Başkan Başçı ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugün görüşmesi yakında takip edilecektir. TCMB’nin faiz silahı kullanamaması ancak alternatif önlemler almasının da şu anda piyasa üzerinde olumlu bir etki doğurduğunu söylemek pek de doğru değil. TCMB Şubat sonundan itibaren döviz satım ihale miktarının günlük olarak belirleme, günlük likidite uygulaması ile TL’yi sıkıştırma, bir hafta vadeli döviz depo faiz oranlarında indirim ve dün rezerv opsiyonu katsayıları (ROK) ayarlaması ve ile 13 Mart'ta sisteme 1.5 milyar dolar likiditesi sağlayacağın açıklamasına rağmen şu anda en etkili silah olarak görülen faiz silahını kullanamayacağı beklentisi ile alınan önlemler pek de bir mana ifade etmiyor.

 

Doların küresel olarak değer kazanması ve bunun yanısıra Avrupa Merkez Bankası’nın da tahvil alımlarına başlaması nedeniyle EUR’da değer kaybının hızlanarak devam ettiğini görüyoruz. EUR/USD paritesi dün 1,07 seviyesinin de altına kayarken, bir çok kişinin hedef gösterdiği 1 EUR = 1 USD seviyesine tahminlerden de erken ulaşılacağını düşünmeye başladık. Öte yandan, her ne kadar enflasyon, emtia fiyatlarına paralel İngiltere’de % 2 olan hedeften git gide uzaklaşırken, yine de İngiltere’nin ABD ardından faiz artırmaya en yakın ülke olması nedeniyle EUR/GBP paritesinin sterlin leyhine son 8 senin en düşük seviyesi gerilediğini ve koşar adım 0,65 seviyesine doğru yöneldğini görüyoruz.

 

Gözler yukarda da belirttiğimiz üzere bugün düzenlenecek Erdoğan – Başçı zirvesine çevrilmiş durumuda. Yurtdışı kaynaklı sert dolar fırtınasına karşı yapacağı pek de birşey bulunmuyor. Bu nazik ortamda elden gelindiği kadar güven teshis edecek politikalarla yatırımcı algısında bozulmanın önünü geçmek gerekiyor. Siyasi erk ile ekonomi yönetimi ve elbette TCMB araç bağımsızlığına yönelik atılacak olumlu söylemler TL üzerindeki tansiyonu kısmen de olsa azaltabilir. Risklerden uzak durulması gereken nazik bir dönemden geçiyoruz. Temkinli olmakta fayda görüyoruz. Önümüzdeki hafta FED ve TCMB toplantılarının yanısıra ve Fitch'in 20 Mart'ta yapacağı Türkie değerlendirmesi de  önemle takip edilecektir.

 

EMRE DEĞİRMENCİOĞLU 

İKTİSATBANK HAZİNE GRUP MÜDÜRÜ

Son Yazılar