Reklam
  • Reklam
GÜNLÜK EKONOMİ ANALİZİ - 10 MART
EMRE DEĞİRMENCİOĞLU

EMRE DEĞİRMENCİOĞLU

GÜNLÜK EKONOMİ ANALİZİ - 10 MART

10 Mart 2015 - 14:24 - Güncelleme: 10 Mart 2015 - 14:27

 

ABD’de açıklanan resmi istihdam raporu ardından dolardaki güçlü seyir daha da belirgin bir hal aldı

 

Cuma günü ABD Çalışma Bakanlığı tarafından açıklanan Şubat ayı resmi istihdam raporu beklentileri oldukça aşarken, küresel piyasalarda güçlü dolar teması daha da belirgin bir hal aldı. Dünyanın en büyük ekonomisinde açıklanan ve ekonominin gidişatı / sağlığı açısından en güvenilir bilgiyi verdiğine inanılan istihdam raporu 11 aydır peş peşe aylık bazda 200bin kişiyi aşan ölçüde yeni istihdam yarattığına işaret ederken, isşizlik oranı da % 5.5 seviyesine gerileyerek doğal isşizlik oranı olarak kabul edilen seviyelere ulaştı. Oldukça güçlü olarak sonuçlanan veri ardından FED’den beklenen faiz artırımının çok geç olmadığı beklentileri bir kez daha hatırlanırken, küresel piyasalarda ciddi sayılabilecek oranda doların güçlendiğini görüyoruz. Her ne kadar düşük emita fiyatları ve güçlü ABD doları kısa vadede enflasyon üzerinde ciddi bir baskı unsuru yaratmıyor olsa da, FED'in Haziran ayında faiz artırımlarına başlayacağı ancak enflasyondaki mevcut gevşek seyirden dolayı sonrasında atılacak adımları sınırlı oalcağını düşünüyoruz.

 

    

 

Kaynak: Reuters

 

Ø  ABD 10 yıllık Devlet tahvil faizleri yükselmeye devam ediyor…

 

ABD’de Cuma günü açıklanan güçlü veri, FED’den beklenen faiz artırımının pek de uzak olmadığına işaret ederken ABD tahvil faizlerinin de yükselmesine neden oldu.

 

   

 

Kaynak: Reuters

 

Ø  Türk Lirası ve  Brezilya Reali tarihi düşük seviyeleri test etti…

 

Güçlü ABD istihdam raporu küresel bazda tedirginlik yarattı. 1.08 seviyesinin de altına gerileyen EUR (Eylül 2003’den beri en düşük seviye) ve benzer bir şekilde yeniden psikolojik bir seviye olarak görülen 1.50 seviyesine yaklaşan sterlin, gelişmiş ülke para birimlerinde tedirginliği gösterirken, içerde faiz-enflasyon tartışmaları ve TCMB’nin araç bağımsızlığına yönelik soru işaretleri ile ciddi anlamda satış baskısı ile boğuşan Türk mali piyasaları, içerdeki türbülans yetmezmiş gibi dışarda devam eden dolar rüzgarından da diğer kırılganlık arz eden gelişmekte olan ülke para birimleri gibi nasibini alarak yeni tarihi zirve seviyelerini Cuma günü test etti.

 

Brezilya Merkez Bankası, her ne kadar politika faizini % 12,75 seviyesine yükseltse de, Real kayıplarını artırarak psikolojik bir sınır olan 3,00’ü de aşarak sene başından bu yana kayıplarını % 15 seviyesine taşıdı. Brezilya Realindeki bu yüksek kayıpta, ülkenin en önemli kırılganlığı olan bütçe sorunuyla mücadele etmek için oluşturulan kemer sıkma paketinin meclisten geçememesi etkili oldu. Diğer taraftan, son 12 yılın en yükseğine çıkan enflasyonla (% 7,14) mücadele etmek amacıyla Brezilya Merkez Bankası resesyon endişelerine rağmen faiz artırmaya devam ettiğini de görüyoruz.

 

  

 

Kaynak: Reuters

 

Ø  EUR/USD son 12 yılın en düşük seviyesine geriledi

 

Dün Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) tahvil alımlarına başlaması, tahvil faizlerindeki düşüşün daha da ivme kazanmasına ve bu paralelde Euro'daki değer kaybının dan hızlanmasına neden oldu. EUR/USD paritesi bu sabah saatlerinde 1.0750'li seviyelere gerileyerek teknik anlmada önemli bir seviyeyi test ediyor. EUR’da mevcut gidişat hızla 1.00 ve hatta aşağıda 0,82 seviyesini hedeflediğini söyleyebiliriz.

 

    

 

Kaynak: Reuters

 

Ø  Piyasa Özeti ve Yorumu

 

Neredeyse 8 günlük kesintisiz yükseliş ardından dün Türk mali piyasaları göreceli de olsa iyimser bir günü geride bıraktı. TL ve TL cinsi yatırım araçlarında görülen dünkü toparlamanın ardında siyasi cepheden gelen kısmen de olsa tansiyon düşürücü tarzda açıklamaların etkili olduğunu gördük. Hafta sonunda Başbakan Davutoğlu, TCMB Başkanı Başçı, Ekonomiden Sorumu Başbakan Yardımcısı Babacan arasında yapılan toplantılar ardından tüm gün devam eden Bakanlar Kurulu toplantısında takip edildi.  Babacan'ın son dönemlerde Türk Mali piyasalarında hissedilen sancılı gidişat veya daha doğru bir tabir ile kur cephesinde görülmemiş seviyelerin test edilmesi ile Bakanlar Kuruluna yaptığı sunum piyasalarda ister istemez çok sert sayılabilecek satışlar ardından suların bir miktar da olsa gün içinde durulmasına neden oldu. USD/TL kuru gün içinde 2,59 seviyesini test etse de, Bakanlar Kurulu toplantısı ardından herhangi bir açıklama yapılmaması ve yurtdışında esen sert dolar rüzgarının da yardımı ile USD/TL kuru yönünü dün günün son işlem saatinde yukarıya çevirerek 2,61’li seviyelerin yeniden test edimesine neden oldu. Dün sabah saatlerinde açıklanan ve büyümenin öncü verilerinden olarak kabul edilen sanayi üretim verisinin de zayıf seyri, Türkiye’de akut bir hal almaya başlayan büyüyememe sorununu da yeniden ön plana çıkardı (bu konu hakkında detaylı analizimi paylaşacağım). TCMB dün ayrıca, kurun gelmiş olduğu seviyelerden duyduğu rahatsızlığa karşı günlük döviz satım ihale miktarının yanısıra likidite önlemleri ile TL’yi sıkıştırma hamlelerine döviz depo faiz oranlarında indirmeyi de ekledi. TCMB’nin attığı adımının psikolojik bir rahatlamanın yanısıra çok bir etkisinin olmayacağını düşünüyoruz. Keza, şu anda her ne kadar dünyada Dolar değer kazanıyor olsa da, içerde ileriye dönük bozulan beklentilerin fiyatlama davranışına negatif etki ettiğinin altını çizmemiz gerekiyor.

 

Küresel cephede ise yukarda da belirttiğimiz üzere ABD istihdam raporu ardından doların güçlü seyrini devam ettirdiğini, risk iştahının ise zayıf seyrettiğini görüyoruz. FED’den Haziran ayında başlayacağına inanılan faiz artırım sürecinin yanısıra içerde TCMB ekseninde başlayan sert faiz indirim talepleri, haliyle dünyada sert esen dolar rüzgarına denk gelmesi, TL’nin daha da hırpalanmasına neden oluyor. İçerde ekonomi yönetimine yönelik verilecek güven ve iştişare politikasının kapılı kapılar ardından yapılması TL ve TL cinsi yatırım araçlarına fayda sağlayacaktır veya negatfi ayrışmanın yavaşlamasına neden olacaktır. Bu bağlamda yarın yapıalcak Erdoğan – Başçı zirvesini yakından takip edeceğiz. Mevcut durumda gidişatın pek de iç açıcı olmadığını üzülerek görüyoruz ve gerek hanehalklarının gerekse şirketlerin FX riskerlini mutlak surette gözden geçirilmesi gerektiğini yineliyoruz.

 

Son Yazılar