Reklam
  • Reklam
EKONOMİ ANALİZİ - 26 MART
EMRE DEĞİRMENCİOĞLU

EMRE DEĞİRMENCİOĞLU

EKONOMİ ANALİZİ - 26 MART

26 Mart 2015 - 14:05

 

İçerde Moody’s raporu; dışarda ise Yemen haberleri ile güne negatif bir başlangıç yapıyoruz

 

Türkiye’nin zayıflayan büyüme görüntüsü ve bunu destekleyen makroekonomik veriler kırılganlık yaratmaya devam ediyor

 

EUR/USD paritesinde teknik görünüm 1,1266 seviyesini işaret etmeye başladı

 

Piyasa Özeti ve Yorumu

 

Son dönemlerde Türkiye’nin makroekonomik verilerinde görülen zayıflama ve bunun yanısıra kur cephesinde yaşanan muazzam volatilite dün Uluslararası Kredi Derecelendirme Kuruluşu Moodys’s raporuna da yansıdı. Türkiye’ye en düşük seviyede de olsa yatırım yapılabilir notu veren Moody’s, dün yayımladığı “Türk Bankacılık sistemi için negatif görünüm” başlıklı raporunda yavaşlayan ekonomik büyüme ve kurdaki dalgalanma ile Türk bankacılık sektörünün görünümünün negatif olduğunu, sorunlu kredi miktarının artış göstereceğini ve yavaşlayan kredi büyümesi ve yüksek enflasyon banka karlarını zayıflatacağına değinilmiş.

 

Hatırlanacağı üzere geride bırakıtığımız hafta sonuçlanan sırası ile TCMB ve FED toplantısı sorunsuz atlatılmış, hatta FED toplantısı küresel anlamda iyimserliğe yol açmış; endişe edilenin aksine, Türkiye’ye yatırım yapılabilir notu veren bir diğer Uluslararası Kredi Derecelendirme Kuruluşu Fitch ise Türkiye’nin görünümünü aşağı yönlü revize etmemişti. Bilinmez ve riskli başlayan haftayı sorunsuz atlatan Türk Mali piyasaları, özellikle FED toplantısı ardından gelişmekte olan ülke para birimlerinde yaşanan ciddi ralliye sınırlı bir şekilde katılabildiğini gördük. Elbette FED sonrası kurun 2,62 seviyesinden 2,54 seviyesine kadar gerilediğini görsek de, bizimle aynı kulvarda koşan diğer gelişmekte olan ülke para birimlerinde daha ciddi boyutta değer kazanıcı yaşandığını görüyoruz. FED’in özellikle değerli dolara vurgu yaparak makroekonomik tahminleri ve faiz projeksiyonlarının aşağı yönlü revize etmesi ve ilk faiz artırım beklentisini Haziran ayından Eylül-Ekim ayına ötelenmesine paralel küresel anlamda soluklanma yaşandığını gördük. Buna rağmen gerek içerde yaşanan faiz-enflasyon tartışmalarının halen daha yatırımcı algısını bozması; gerek dün Fitch’in seçimler ardından oluşacak yeni ekonomi yönetiminin aşırı büyüme yanlısı politika izlemesinin yartacağı risklere vurgu yapılması, AKP içinde Arınç – Gökçek tartışmalarının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturma açmasına neden olarak yaklaşan seçimler öncesi risk unsuru olarak görülmesi, çözüm sürecine darbe vuracak şekilde Hakkari’de PKK ile Türk Silahlı kuvveteri arasında yaşanan çatışma haberleri ve elbette yukarda da değindiğimiz Moodys raporu dün akşam saatlerinde Türk Mali piyasalarının yine negatif ayrışmasına neden oldu. USD/TL kurunun 2,54; Türk Lirası’nın sepet bazında değerini gösteren endeksin 2,66 seviyesine kadar gerilemesi ardından bu satırları yazdığımız sabah erken saatlerde sırası ile 2,60 ve 2,73 seviyesini aştı.  

 

Yetmezmiş gibi, Yemen'de başlayan askeri operasyonun petrol fiyatlarında sert yükselişi ve küresel piyasalarda endişeleri tetiklediğini de görüyoruz. Reuters haberlerne göre, Suudi Arabistan, müttefik Arap ülkeleriyle birlikte bugün Yemen'de İran'ın desteklediği ve Aden kentini kuşatan güçleri hedef alan askeri operasyon başlattı. Suudi Arabistan'ın askeri operasyona 150,000'e kadar asker ve 100 savaş uçağıyla katıldığını ve Mısır, Ürdün, Sudan ve Pakistan'ın kara harekatına katılmaya hazırlandığını belirtti. Yemen'deki istikrarsızlığın büyümesi dünya piyasalarına petrol arzı hakkında endişe yaratırken askeri operasyon açıklamasının ardından petrol fiyatlarının attığını görüyoruz.

 

Türk mali piyaslarında son dönemlerde akut bir hal alan büyü(yeme)me sorunu ve özellikle TÜİK’in birkaç gün önce açıkladığı ve son 6 senenin an zayıf düzeyine gerileyen Tüketici Güven Endeksi veya 2011’den beri % 10,90 ile en yüksek düzeye ulaşan işsizlik oranı elbette yabancı yatırımcının Türkiye’ye ilgisini artırmıyor. Hükümetin reform yapma isteğine rağmen fiilen adım atılmaması veya çözümün daha fazla para politikası ekseninde aranması da içerdeki yatırımcının algısını bozuyor. Hal böyle olunca elbette arzuladığımız Türk Mali piyasalarının yerine şu anda kısmen de olsa olumsuz ayrışan TL ve TL cinsi yatırım araçları ile karşı karşıyayız. Her ne kadar cari açık ve enflasyon gerileyen petrol fiyatları ile olumlu bir görünüm arz etse de, Türkiye’nin dış sermaye girişine odaklı veya makine ve teçhizat yatırım yerine inşaat odaklı büyüme stratejisinden çıkarak yatırımcılara güven veren ve inandırıcılığı olan orta ve uzun vadeli reformlar ile desteklenen bir büyüme hikayesi yaratması gerektiğini düşünüyoruz.

 

Avrupa cephesinde ve özellikle ortak para birimi EUR’da son günlerde hareketli bir seyir yaşandığını görüyoruz. Euro Bölgesi'nde açıklanan PMI verilerinin beklentileri aşması, dolar rallisinin göreceli olarak FED sonrası azalması ve Avrupa hisse senetlerine yönelik artan ilgi haliyle ortak para birimi EUR’nun da yavaş yavaş yükselmesine neden oluyor. Dün bültenimizde de detaylı bir şekilde ele aldığımız üzere, EUR’da 3 aylık düşüş kanalının üzerinde yaşanan gecelik kapanış ardından teknik bir bakış açısı ile 1,1266 seviyesinin radar menziline girdiğini düşünüyoruz. Böyle bir gerçekleşme, EUR’da kısa pozisyon almak için kollanabilir.

 

Belki okuyuculara gına gelecek ama bu yaşanan zorlukları gören ve uzunca bir süredir orta-uzun vadeli olarak aşırı temkinli ve hatta olumsuz olduğumuzu belirterek hemen hemen her bültenimizin sonunda “risklerden uzak durulması” ya da “risklere karşı korunma ürünlerine başvurulması” yönünde vermiş olduğumuz uyarıların altını bir kez daha çizme ihtiyacı duyuyoruz.  

 

EMRE DEĞİRMENCİOĞLU

İKTİSATBANK HAZİNE GRUP MÜDÜRÜ

Son Yazılar