Reklam
  • Reklam
EKONOMİ ANALİZİ - 25 MART
EMRE DEĞİRMENCİOĞLU

EMRE DEĞİRMENCİOĞLU

EKONOMİ ANALİZİ - 25 MART

25 Mart 2015 - 12:57

 

Dün Türk Mali piyasaları günün ilk yarısında olumlu, ikinci yarısında ise göreceli olumsuz bir seyir izledi. Hatta gelişmekte olan ülke para birimlerinden negatif de ayrıştığını söyleyebiliriz. Hadi bir adım daha ileriye gidelim ve TL’nin dün dolar karşısında en çok değer kaybeden para birimlerinin başında yer aldığını söyleyelim. Elbette elle tutulur bir haber göremesek de, döviz kurunda görülen geri çekilmenin döviz alma ihtiyacı içinde olan özellikle kurumsal yatırımcılar tarafından fırsat olarak görülmesi (2,65’den kurun 2,54’e gerilediğini düşünürsek) ve elbette son günlerde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ile Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç arasında cereyan eden karşılıklı açıklamalar ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturma başlattığını duyurması (kaynak: CNN Turk), AKP içinde görmeye pek alışmadığımız siyasi kaynaklı endişelerin özellikle seçim öncesinde TL ve TL cinsi yatırım araçlarını dün etkilemeye başladığını düşünüyoruz. USD/TL kuru sabah saatlerinde 2,54 seviyesini bir kez daha test etmesi ardından yeniden 2,57 seviyesine varan bir yükseliş kaydetse de, günün son işlem saatlerinde yön bulmakta zorlandığını gördük. TL’nin % 1 civarında değer kaybına Borsa Istanbul % 2 düşüşle cevap verirken, sığ işlem gören tahvil ve bono piyasasında ise 2 yıl vadeli gösterge tahvil % 8,45 seviyesine yükseldi.

 

Türk Lirasında özellikle geride bıraktığımız hafta ön planda olan TCMB, FED ve Fitch endişelerinin peş peşe hasar vermeden atlatılması ardından kurun da aynı paralelde 2,65 seviyesinden 2,54 seviyesine kadar gevşediğini görüyoruz. FED’in faiz artırım tarihini kısmen de olsa Eylül ayına ertelediği ve beraberinde faiz artırım sürecinin bebek adımları ile devam edeceğinin anlaşılmasına paralel gerek Türk Lirasında gerekse de diğer gelişmekte olan ülke para birimlerinde soluklanma yaşandığını göz ardı edemeyiz. Kısaca, FED sonrası gelişmekte olan ülke para birimlerine yönelik yeniden artan risk iştahı, aralarında Türkiye, Güney Afrika ve Brezilya gibi dış sermayeye bağımlı ancak siyasi riskler taşıyan ülkelere daha belirgin bir şekilde yansıdı. Kısa vadede özellikle 2,56 seviyesinin altında yaşanancak gecelik kapanışlar USD/TL kurunda 2,5050 seviyesine varan bir düşüşün önünü açabileceğini halen daha düşünmekle birlikte, orta ve uzun vadeli bir bakış açısıyla, 2,50 – 2,55 aralığının döviz risklerini kapatmak veya hedge etmek için fırsat sunacağını düşünmeye devam ediyoruz. Gerek ABD’de yaklaşan faiz artışı, gerekse bir noktada içerde yeniden alevlenecek ekonomiyi canlandırmak adına faiz indirim talepleri, TL’de kalıcı bir toparlanmadan söz etmemizi şimdilik engellediği gibi görüşlerimizin de negatif tarafta kalmaya devam etmesine neden oluyor. Sermayenin üretime değil finans piyasalarına gitmesinin önünün kesmek adına dünyada faizlerin hızla düşürülmesi teoride kabul görse de, Türkiye örneğinde cari açık, özel sektör yüksek döviz borcu gibi kırılganlıklar nedeniyle pratikte çözüm olamayabileceğini düşünüyoruz. FED’in pimi çekmeye hazırlandığı bir ortamda içerde faiz oranlarının agresif indirilmesi yönünde yeninden artacak bir tartışma, beraberinde yeni zayıflıkları getirecektir. Türkiye’de yavaşlayan ekonominin açıklanan verileri ile son dönemlerde desteklenmesi, yabancı yatırımcı gözünde Türkiye algısının da bozulmasına neden oluyor. Özellikle TÜİK’in açıkladığı ve son 6 yılın en düşük seviyesine gerileyen tüketici güven endeksi, ivme kaybeden büyüme ve artan işsizlik Türkiye’de ekonomik aktivitenin canlı olmadığına işaret etmeye devam ediyor. Halbuki, dünyanın büyük bir kısmı negatif faiz ile uğraşırken, Türkiye’nin orta vadeli de olsa yabancı yatırımcıyı inandıracak bir hikaye yaratması durumunda, özellikle uzun vadeli yatırım yapan emeklilik şirketlerinin TL algısınının da artabileceğini düşünüyoruz. Ne yazık ki, petrol fiyatlarında yaşanan düşüşü bile fırsata çeviremediğimizi gibi, doların küresel olarak şahlandığı bir dönemde TL, gerek içerde gerekse dışardaki gelişmelerden çifte etkilenmiş ve gelinen noktada yaratılan tahribatın kısmen giderilebildiğini görüyoruz.

 

FED’in faiz artırım sürecini açıklanacak makroekonomik verilere bağlaması ardından özellikle dün açıklanan enflasyon verileri yakından takip edildi. Manşet enflasyon beklenildiği gibi sonuçlanırken, çekirdek enflasyonun % 0,1 olan beklentiye göre % 0,2 olarak sonuçlandığını not edelim. Enflasyon verisi sonrasında yön bulmakta zorlanan EUR/USD paritesi 1,0890 – 1,1030 aralığında işlem gördü. ABD’de açıklanacak özellikle maaş ve ücretler ve petrol fiyatlarını yansıtmayan çekirdek enflasyon verileri büyük önemle takip edilmeye devam edilecektir.

 

Yeni gün başlangıcında Asya piyasaları, ABD kapanışlarını takiben kısmen düşüş eğilimli bir seyirle güne başlıyor. Mali piyasaların gündeminde bugün sabah saatlerinde Almanya’da açıklancak IFO iş dünyası güven endeksi, günün ikinci yarısında ise ABD dayanıklı tüketim mal siparişleri verisi takip edilebilir.  İçerde ise kapasite kullanım oranı ve reel sektör güven endeksi takip edilecektir.

 

Ø  EUR/USD paritesinde dikkatler 1,0957 seviyesinde...

 

Dün de bültenimizde belirttiğimiz üzere, EUR/USD paritesinde 3 aylık düşüş trend çizgisi yukarı yönlü test ediyor. Dün paritenin 1,1030 seviyesine varan bir yükseliş kaydettiğini gördük. Düşüş kanalının tepesi olan 1,0955 seviyesi üzerinde yaşanacak gecelik kapanış, paritenin 1,1266 seviyesinde bulunan bir sonraki teknik seviyeye doğru hareketinin önünü açabilir. Ancak, EUR’da yaşanan hareketin sadece düzeltme hareketi olduğunun altını çizmek gerekiyor. Düzeltme hareketini EUR’da kısa pozisyon almak için fırsat olarak kollamaya devam edeceğiz. ABD ve Avrupa Merkez Bankası faiz politikaları nedeniyle EUR’da geri çekilmenin devam etmesini bekliyoruz.

 

           

 

EMRE DEĞİRMENCİOĞLU

İKTİSATBANK HAZİNE GRUP MÜDÜRÜ

Son Yazılar