Reklam
  • Reklam
HOŞBULDUK..
CEM POLATOĞLU

CEM POLATOĞLU

HOŞBULDUK..

19 Ağustos 2013 - 15:45 - Güncelleme: 19 Ağustos 2013 - 15:54

 
 
TAKA'N VARSA KIÇINDA, iŞ'iN VARSA BAŞINDA DURACAKSIN !...‏
 
Böyle demiş atalarımız.
Geçen yıllarda, sadece para uğruna, üstelik yanlış yapıldığı için 2 kez daha tekrarlanan ameliyatlarım sonrası yaşama küsmüştüm. İyi beslen, sağlıklı yaşa, spor yap, çok çalış; hikaye. Kasabın biri gelsin, para kazanmak için oranı buranı biçsin. Üstelik de yanlış biçsin. Sonra bir diğeri onu düzeltmeye bir daha, olmadı bir kez daha ameliyat etsin. Reva mı bu? Kader mi diyeceğiz şimdi bunun adına?

Bahtsız bedeviyiz ya; Geçen sene de iki tur şirketimden birinin acenta belgesi haksız yere iptal edildi. (Baracudatour)

Dedim bunların hepsi ilahi bir işaret. Sen ufak ufak buralardan uzaklaş diyor birileri...

Küstüm her şeye. Bodrum'dan bir ev almıştım. Niyetim işi gücü bırakıp artık orada yaşamak.

Aylardan Şubat. İşi, iki profesyonel arkadaşa bıraktım. Ver elini Bodrum.

Sistem oturmuş artık. Nasıl olsa teknoloji var. Banka işlerini v.s. internet üzerinden hallederim. Mailler zaten bilgisayarımda. Cepten de 24 saat ulaşılabilirim. Gönlüm rahat.

Benim gibi sonradan görme! Bodrum’luların kışlık mekanı Bodrum-Marina. Her gün buradayım. Zaten Gümbet'i, Bitez'i, Turgutreis'i köpekler basmış. Arabadan inmeye korkarsın.

Hele bir konu komşu, çevreyle bir tanışalım;

-Merhaba. Ben Cem. Turizmciyim. Yanlış ameliyat oldum, Üstüne belgemi elimden aldılar. Küstüm geldim Bodrum'a
-Merhaba ben Musa. Eski fabrikatör. 3 fabrikam, yüzlerce çalışanım vardı. Küstüm geldim Bodruma.
-Ben Seda.. Emekli kolej öğretmeni. Şairim. Kimse beni anlamadı. Geldim Bordum'a. 
-Ben Çağrı, Yazarım.. Nalan, Ressam. Umut, el sanatları, ebruli sanatı v.s.  
-Arif, halen aktif mimar. Ayşın, genç emekli modacı. 
-Özlem, Ahmet, Hüseyin, Burçin... Bunlar da genç emekli dullar. 
-Kutgün, Asuman, Cenk, Müge, Çağdaş... Onlar, yolun yarısını geçmelerine rağmen, elmanın diğer yarısını bulamayanlar.

İşte yeni arkadaşlarım. Günaşırı etkinlikler düzenliyoruz.  Bugün “Recep’in kahvesinde okuma günü"... Sandalyelerden bir daire çizdik. Çıtır çıtır odunun yandığı bir sobanın etrafındayız. Neymiş?; herkes okuduğu kitaptan birer ikişer paragraf okuyacakmış. İyi de ben daha elime kitap mitap alamadım. Ben gazete okusam? Ya da "pas" desem...

Yarın Kaptan’ın kahvesinde şiir günü.. Herkes bildiği bir şiiri okuyacak. Eyvah.. Tek bildiğim “Yağdı yağmur .....şimşek-mimşek” Off. Bunu bile bilemedim.

Sonraki gün Davut’un kahvesinde Nalan Hanım’ın resim sergisi. Herkes bir yorum yapıyor. Terminoloji farklı. Anlamadığım ne çok kelime varmış bu resim işinde. Dualist, subjektif, naturalist v.s.. Sıra bende. Bendeniz kankam Erman Toroğlu terminolojisi ile yorumlasam?  Ayıp olur mu acaba?.. Şöyle mesela; Hocam, bi kere bu resimdeki kadının memeleri çok önde. Ofsayt ...

Neyse. Böyle gidiyor etkinlikler. İlk hafta her şey OK.. İyiydi.. 2. hafta; of aman aman  3. hafta.. Ya yeter yaa.. 4. bundan banane yaa.. 5. hafta çöktüm. Okula gitmemek için ateşi çıkan ilkokul talebelerine döndüm. Bahane üstüne bahane.. 

Yeni bir meşgale bulmalıyım. Hmm.. Teklif güzel. Yazlık komşum Ramiz abi balığa davet etti. 5’de buluşacakmışız.. Olur abi dedim. Ama dedi sabah 5'te. Abi dedim; 10'da buluşsak? Randevu mu var balıklarla? Olmaz!

Sabah 4’de uyandırdı beni.. Takım taklavat ondan. Geceden hazırlamış. Saatlerce sürmüş. Çıktık yola. Bir saat sonra önceden kerteriz ettiği yerdeyiz. Saldık oltaları. Hadi balık... Gel! Saat 07:00.  Tık yok.. 08:00, Gel len 09.. Ohh Ramiz abi çekti bir tane. O da parmak boyu. 10:00, 11... eeee gelmezsen gelme (beeeeep)....n balığı.. Çek abi limana.. Kilosuna 5 lira verdim mi kralını alırım lan ben bu balığın..

Balık işi de olmadı. N’apcaz şimdi?.. Koyları dolaşalım... Güzel; Gümbet, Bitez, Turgutreis, Gümüşlük, Yalıkavak, Gündoğan, Tükbükü, Gölköy, Torba..  Tombik-tombik hooop geri; Torba, Gölköy, Türkbükü.... Bu da bitti. 

 

 

Akşamları yine Marina, olmadı Güvercinlik restoranları, olmadı Gümbet plajında kayıkların yanında çilingir sofrası. Göbek yürüdü gitti, ayık da dolaşamıyoruz artık. 

Bu arada İstanbul’da işler boktan gidiyor. Ciro %80 düştü.. Tamam, çocuklar ellerinden geleni yapıyor ama.. Ama olmuyor işte nedense. Ablam Allah'a ısmarladık demek için aradı. Amerika’ya gidiyormuş. 
Sordum;

-Kaça buldu bizim kızlar sana bileti?
-Başka yerden aldım bileti. 
-Hadi yaa!. Niye ki? 
-E şimdi ben bir sordum, iki sordum. Detay alamadım. E sen de yoksun.. 
-N'olmuş ben yoksam? 
-Şimdi bir şeyi yanlış anlarlar, bir şey olur. Sana da dönmek olmaz şikayet gibi.. 
-Eee? 
-Eeesi gittim başka yerden biletimi aldım..

Ablam bu. Öz.! Anamın kızı. Ama biletini başka acentadan almış... 
Bir başka gün kankalardan biri aradı. Muhabbet esnasında Benelüx (Belçika-Hollanda-Lüksemburg) turu yaptığını söyledi. Dedim;
-E oğlum söyleseydin ya indirim yapardık.. 
-Yok yaa, ben sizin şirketi aradım.. Dönmediler geri.  Ben de ..... şirketi ile gittim.. 
-Nassı yani ya kanka?..
-E sen yoksun...

Tabi bu süreç devam etti.. Ablalar, akrabalar, kankalar, tanıdıklar, dostlar... İhalelerde “sıfır” çekmeler. 10-11:00 de ofise gelmeler, akşam 5’te vınlamalar, kafa izinler, ilanda, web’de yanlışlıklar, satışta isteksizlikler. 

Bi dakka yaa bi dakka.. Yettim gari.. 

Atalarımız haklı; Taka'n varsa kıçında, iş'in varsa başında olacaksın...

İşimin başındayım dostlar. Hoşbulduk! Bekleriz efendim.

Saygılarımla

Son Yazılar