Reklam
  • Reklam
BESLENİRKEN TÜKENMEYELİM..
AYDIN AĞAOĞLU

AYDIN AĞAOĞLU

BESLENİRKEN TÜKENMEYELİM..

08 Mayıs 2013 - 10:41 - Güncelleme: 08 Mayıs 2013 - 10:56

 

 

Günümüzde tüketiciler için en önemli sorun “ GÜVENLİ GIDA” problemidir. Güvenli gıdaya erişimde mevcut yasal düzenlemelerin yaşama geçirilmesi, denetim ve yaptırım sorunu vardır. Yaptırımların caydırıcı olmadığı bu konuda gıda zinciri içinde yer alan ilk halkada yer alan “HÜKÜMET”ten, sonraki halkada bulunan gıda mühendislerine ve tüketicilere de önemli görevler düşmektedir.

 

Güvenli Gıdaya Erişim ve Denetim;

 

Günümüzde Türkiye koşullarında ortalama 70- 80 yıllık insan yaşamında en önem verilmesi gereken şey sağlıktır. Sağlığımız da  hiç kuşku yok ki  beslenme ve gıda ile birebir ilişkilidir. Bu nedenle;  tükettiğimiz gıdaların güvenilir bir biçimde üretilip, tüketime sunulması tüketiciler için yaşamsal bir konudur.

Her şeyden önce çok güçlü ve etkili bir ''GIDA POLİTİKASINA'' ihtiyaç vardır. Çağdaş, yaşama geçirilebilir, şeffaf, etkin ve denetlenebilir ''YASAL ALT YAPI'', eğitimli, birikimli, uzman insan kaynakları ve çok güçlü bir ''DENETİM ALT YAPISI'' yanında, caydırıcı, etkin yaptırımlar bulunması zorunludur.

Bunun yanı sıra gıda üretim sürecinde; gerek üretenlerin, gerek satanların konu ile ilgili her tür teknik ve yasal bilgiyle donatılmaları ve uygulamaya dönük teşvik edilmeleri, tüketicilerin de sağlıklı,  güvenli ürünleri tercih etmeleri ve bu ürünlere ulaşmaları konusunda  doğru bilgilendirilmeleri, bilinçlendirilmeleri, büyük önem taşımaktadır.

 

Bu bağlamda:

 

Sağlıklı, güvenli gıda üretiminin yasal ve teknik altyapısının sağlanmasından, gıdaların en son nihai tüketiciye sağlıklı bir şekilde ulaştırılmasından hükümetler sorumludur.   

 

Hükümetler; evrensel kabul görmüş en temel tüketici haklarından olan sağlık ve güvenlik hakkı kapsamında, üretilen ve satılan gıdaların doğru üretilmelerine, depolandırılmalarına, ambalajlanmalarına, sağlıklı dağıtımına, soğuk zincirin önemine ve soğuk zincirin kırılması halinde bozulan gıdanın sağlık üzerindeki zararlarına dikkat çekmeli, önem vermelidir. Bunun için ilgili bakanlık; üretenlerin mevcut yasal düzenlemeler çerçevesindeki kurallara uyup uymadığına azami dikkat etmek, etkin ve yetkin bir şekilde denetlemek, gerekli kurallara aykırılık halinde ciddi yaptırımlar uygulamak, kamuoyuna da bu güveni vermek ve inandırmak zorundadır.

 

Bakanlık teşhiri de çare olmadı..

 

Türkiye'de neredeyse her ay yeni bir gıda skandalıyla karşılaşılmaktadır. Ve ne yazık ki bu skandalları ortaya çıkaran da hükümet dışı kuruluşlar olmaktadır.

Analiz raporları kamuoyunda geniş yankı uyandırmakta, sorumlu medyada tartışılmakta ve tepki çok arttığında, bakanlık bir kaç firmayı ifşa etmekte, böylelikle kamuoyuna adeta “SUSPAYI” verilmektedir. Aslında bu cezalar caydırıcı ve inandırıcı olmaktan da uzaktır.

 

Bilindiği gibi; 17 Aralık 2011 Tarihinde çıkarılan “Gıda ve Yemin Resmi Kontrolüne Dair Yönetmelik’in” 8’inci maddesinde,  taklit ve tağşiş yapıldığı laboratuar analizleriyle kesinleşen gıda ve yemi üreten veya ithal eden firmanın adı, ürün adı, markası, parti ve/veya seri numarası bakanlık resmi internet sitesinde teşhir edilebilmektedir.

 

Teşhir kamuoyunda kısmi de olsa etkisini göstermiş, bir kısım firmalar kendilerine çeki düzen verirken, bir kısmı da denetim ve teşhir sürdürülebilir olmaktan uzak olduğu için (Bal reklamlarından anlaşıldığı gibi) tekrar yollarına devam etmişlerdir. Kamuoyunda yaşanan ve sık sık gündeme gelen gıda terörü ile ilgili bu olumsuzluklarda en yetkili kurum olan bakanlık;  gerçekleştiremediği denetimler, yaptırımlar bir yana, en önemli evrensel tüketici haklarından olan “TÜKETİCİNİN BİLGİLENRİLİMESİ” konusunda da maalesef gereğini yapmamakta ve zamanında tüketicileri bilgilendirmemekle, (Kırmızı ette yaşanan “Üç gün hastalığı” olayı) tüketicinin sağlık güvenliği riske sokulmaktadır. Ayrıca bilgi vermek bir yana, kendi açıklamalarını bile bir süre sonra “yanlışlık oldu” (Bebek mamalarındaki gibi) diye geri çekebilmektedir.

Dolayısıyla kamuoyunda gündeme gelen tüm sorunlar kafa karışıklığı yaratılarak bir süre sonra unutturulmakta, hukuk sistemimizdeki tıkanıklık nedeniyle mağdur tüketiciler ise tatminkâr bir tazminata ulaşamamaktadır.

 

Patronu denetleyebilmek:

 

Sorunlar artarak sürerken, gıda işletmelerin de gıda mühendisi istihdamı ile ilgili mevzuat değişikliğine gidilmiş, gıda üretimi yapan bazı işletmeler zaten yetersiz olan uzman denetiminden iyice uzaklaştırılmıştır. Üstelik işletmede görevli gıda mühendislerinin terfisine ve ücretine karar veren, maaşını ödeyen işverenin kural dışı uygulamalarına karşı ne derece dik durabilecekleri de sorgulanması gereken önemli sorunlardandır. Aslında gıda mühendisi işletme kadrosunda değil, GMO bünyesinde istihdam edilerek, işletmede bağımsız denetçi konumunda bulunmalı ve maaşı da kendi Oda’sınca ödenmelidir.

 

Beslenirken tükenen tüketiciler;

 

Sonuçta denilebilir ki; tüketiciler “GIDA GÜVENLİĞİ” konusunda güvensiz ve kaygılıdır.

Kayıt dışı üretim tüm hızıyla sürdürülmektedir. Oysa bozuk hileli gıdalarla beslenmenin tehlikesinin boyutu, şakaya gelmeyecek, toleransa izin verilmeyecek kadar büyüktür.  Ancak satın alma gücü düşük tüketiciler de bu merdiven altı, açıkta satılan ürünlere rağbet ederek bilinçsizce sorunu körüklemektedir. Tüketiciler her şeyden önce kendi sağlık ve güvenlikleri için “kayıt dışı” olan tüm gıdaları satın almayarak, ÖZELLİKLE SAĞLIKLI, GÜVENLİ, mümkün olduğunca DOĞAL GIDA SEÇİMİNE DİKKAT ETMELİDİRLER!  

 

- Tüketici, gıda satın alırken önce sağlık ve güvenliği, sonra ekonomik yararını gözetmelidir.

- Tüketici, özellikle gıda ürünleri satın alırken SORGULAYICI olmalıdır.

Sorgulayan tüketici, aynı zamanda harcadığı paranın tam karşılığını almak istemeli ve bunun için çaba harcamalıdır.

  • Etiket bilgilerini mutlaka dikkatle okumalıdır.
  • İhtiyacını önceden belirlemeli, ihtiyacından fazlasını satın almamalıdırlar.

 

AYDIN AĞAOĞLU / TÜKETİCİLER DERNEĞİ GENEL BAŞKANI

aydin.agaoglu@ekonomikibris.com

 

Son Yazılar