Reklam
  • Reklam
YATACAK YERİNİZ YOK!
ATIL AYAZ

ATIL AYAZ

YATACAK YERİNİZ YOK!

15 Mayıs 2014 - 15:05 - Güncelleme: 15 Mayıs 2014 - 16:41

 

Herkes işinden şikayet eder ya, yaptığı iş her zaman dünyanın en zor işi gibi görünüyor ya.. Bende öyle değil.. En azından 6-7 senedir böyle değil.

 

Ziyaret ettiğim bir maden ocağı hayata tüm bakışımı değiştirdi. Biz klimalı ofislerde, teknoloji bakımından uzay üssünü andıran haber merkezlerinde burun kıvırırken, o insanların alın teriyle, tırnaklarıyla kazıya kazıya nasıl çalıştıklarını gördüm.

 

Madene inerken aileleriyle, arkadaşlarıyla helalleşip, çıktıklarında yeniden kavuşmalarına şahit oldum.

 

Hele ki o yerin altı yok mu.. Kütahya'da bir madendi indiğimiz. Türkiye Kömür İşletmeleri yüksek çalışma şartlarını gösterecekti bize. Niyet oydu en azından..  Kıyafetlerimizi giydi, teçhizatı kuşandık ineceğiz aşağı.

 

Dakika bir gol bir; bindiğimiz raylı sistem kontrolden çıktı. Korku filminden farksız bir kaza yaptık. Bir arkadaşımızın kamerası kırıldı, iki arkadaşın omzu zedelendi. Onlar apar topar hastaneye, biz korku ve merakla madenin derinliklerine devam ettik..

 

Adım attıkça nefesimin daraldığını hissettim. Ve attığım her adımda, başımıza bir şey gelse nasıl çıkacağımızı düşündüm. Sonuç basitti aslında; yarım saatten önce çıkış imkansız.

 

Tahkimatları görmelisiniz. Tahtalar parçalanmış, demirler çürümüş. Kötüyü uzaklaştıramıyordum aklımdan, ya bir patlama olsa, ya bir deprem olsa düşüncesinden sıyrılamadım. Ki başta da dediğim gibi burası basına gezdirilmek için ayarlanan bir madendi, muhtemelen içlerindeki en iyisi..

 

Kötüsünü, kayıt dışı çalışan, kaçak kömür çıkaranları düşünmek bile istemiyordum o an..

 

Yıllarca birçok yere misafir olduk, ama madenciler kadar misafirperverini, cana yakın karşılayanı hiç görmedim. Hani her ramazanda görürüz ya madenci iftarlarını. Aynen öyle.. Kim ne getirdiyse koyuyor ortaya. Sofraları herkese açık. Suları tükense mesai bitene kadar çıkıp alma şansları yok yukarı, ama ısrarla ikram ediyorlar. Gönülleri zengin..

 

Benim hayatımda, fikren dönüm noktası yaşadığım günlerden biriydi bu maden ziyareti. Gerçek zoru, gerçek çalışmayı orada gördüm. Tembellik yapma potansiyelim olduğu her an, gözümün önüne o madencileri getirdim..

 

Kütahya'daki örnek madenle kalmadı maden gezilerimiz. Bursa, Balıkesir, Zonguldak, Edirne.. Nerede patlama olduysa, nerede madenciler can verdiyse maalesef biz de oradaydık.

 

Birinde 16, birinde 19, diğerinde 30 vs.. vs.. Günlerce bir umut bekledik maden kapılarında ama hep acı haber verdik ekranlardan..

 

Yaklaşık bir hafta - on gün kaldık gittiğimiz yerlerde. Çünkü hep uzun sürdü cenazelere ulaşmak. Öyle bir kargaşa oluyordu ki, aileler bilgi alamıyordu kimseden. Herkes panik halindeydi. Kütahya'da gördüğümüz kadarıyla, maden uzmanı kesildik ailelere. Elimde kağıt kalem o kadar çok aileyi sakinleştirmeye çalıştım ki. Galeri, tahkimat vs.. Bildiğim tüm terimleri sıralıyordum.. Sırf bir saat daha, bir gün daha umutlarını yitirmesinler diye.

 

Ama sonucu değiştirmiyordu bu. Ellerde listeler, yoklama yapar gibi okunuyordu isimler. Görevli okudukça, aileler evlatlarının ismini duydukça yıkılıyordu.. Çığlık çığlığa, feryat figandı o anlar.. Ölüm yoklamasıydı resmen.. Günlerce teselli ettiğimiz aileler, analar-babalar sarılıp 'olmadı be oğlum' diye ağlıyordu omzumuzda..

 

O günlerde yaşadığım bu üzüntüleri, uzun süre atlatamadım. O yüzden nerede bir maden kazası duysam, farklı bir hüzün kaplıyor beni. Soma'daki korkunç felaketten beri öylece yatıyorum. Kıbrıs'tayım artık, olay yerine gitmedim, görmedim ama her dakika gözümün önünde daha önce yaşadıklarım... Ki Soma onlardan çok daha kötüsü.

 

Vatandaşı yumruklamak, tekmeler savurmak, hakaret etmek.. Çözüm bu olsa keşke. Denetlemeye gidenlerin neler çevirdiğini, daha maden kapısından alınıp barda-pavyonda nasıl eğlendirildiğini, sonra da ceplerini doldurup nasıl döndüğünü yıllarca anlattık.

 

İftira dediler, olmaz öyle şey dediler.. 19'uncu yüzyıla gitmeden, geçtiğimiz yıllardan ders alsaydık keşke.. Ben bile bir muhabir olarak bu kadar etkilendiysem yaşanan ölümlerden, tüm tehlikeyi göre göre susanlardır bu katliamın sorumlusu. Rant uğruna tehlikeye görmezden gelenler..

 

Can veren tüm madencilere Allah'tan rahmet, ailelerine sabırlar dilerim..

 

Cehaleti başını döndüren, yağcılık yalakalık uğruna bu elim kazayı bile Gezi Parkı sürecine bağlayan, açık açık akıl tutulması geçiren ruh hastalarına gelince, yatacak yeriniz yok!

 

ATIL AYAZ / EKONOMİ KIBRIS GENEL YAYIN YÖNETMENİ

 

atil.ayaz@ekonomikibris.com

 

Twitter: @AtilAyaz

Son Yazılar