Reklam
  • Reklam
BÜYÜK LOKMA - BÜYÜK SÖZ!
ATIL AYAZ

ATIL AYAZ

BÜYÜK LOKMA - BÜYÜK SÖZ!

28 Eylül 2013 - 16:26 - Güncelleme: 28 Eylül 2013 - 16:52

 
 
 
 
 

Atacak o kadar çok başlık var ki bu yazıya..

Mesela Ünlü Türk Büyüğü Serdar Ortaç'ın dediği gibi; "Binlerce dansöz var"..

Mirkelam'ın şarkısında olduğu gibi; "Kıvır, kıvır. Aşağıdan, yukarıdan"..

Ama ben en usluplusunu seçmek istiyorum.

O yüzden Sibel Can'dan gelsin; 

Büyük lokma ye ama, büyük söz söyleme"..

 

Geçen akşam bir film izledim. 

Daha doğrusu yıllar önce izlemiştim, nostalji yaptım.

Filmin adı; My name is Khan.

11 Eylül sonrası Müslümanlara bakışı, yaşanan kutuplaşmayı anlatıyor. 

 

Benzer bir kutuplaşma bir süredir Kıbrıs üzerinde yaşanıyor. 

Erken genel seçim kararının alındığı günden bu yana diyebiliriz. 

UBP'nin yanlış politikaları, iktidarı sürdürebilmek için aldığı her yanlış kararı Ankara'ya mal etmesi, eldeki imkanları yanlış kişilerle yanlış yerlerde kullanması vs.. 

Sayacak o kadar çok neden var ki. 

Fakat sonuç tek; amaçsızca kullanılan o yetki, Kıbrıs ile Türkiye arasında soğuk rüzgarlar estirdi. 

 

UBP'nin bu tavrı vatandaşın tepkisini çekince, diğer partiler de o zaafı en iyi şekilde kullandı. 

Dikkat edin; bütün parti söylemlerinde Türkiye'ye karşı bir tavır, tepki açık açık ortada. 

Özellikle de bugün koalisyon kuran CTP-BG ve DP-UG'de bu sözleri rahatlıkla bulabilirsiniz..

 

Liste başı "Ekonomik Protokol"..

Atışın serbest olduğu bir poligondan farkıszdı.

Kölelik anlaşması gibi anlatıldı.

Daha doğrusu anlatılmadı da. İçerik değil, yanlızca başlıktı eleştirilen..

 

CTP-BG Genel Başkanı Özkan Yorgancıoğlu'na göre, Kıbrıs halkı için işlenen en büyük günahlardan biriydi Ekonomik Protokol. 

Peki sonra ne demişti?

"Protokolü bütünüyle kabul etmiyoruz, bütünüyle de reddetmiyoruz. Revize edilmesini masaya yatıracağız. Bundan sonra da paketleri biz yapacağız, başkalarının yapmasına fırsat vermeyeceğiz"..

 

CTP-BG Genel Sekreteri Asım Akansoy da protokol konusunda sert açıklamaların başında gelen bir isim..

Onun sözlerini de hatırlayalım..

 

"Defalarca açıkladık, biz bu protokolü aynen kabul etmiyoruz. Zaten aynen kabul etsek CTP olarak hükümete gelmezdik..

Tahakkümcü, hegemonyacı bir yaklaşımı kabul etmemiz mümkün değil. Kendi düzenimizi yaratacağız. Tahribatın önüne geçeceğiz.."

 

Açıklamalar sert, açıklamalar direkt "rest" havasındaydı.

Ama KKTC Maliye Bakanı Zeren Mungan'ın sözleri herkesi bir anda şaşırttı. 

Çünkü Yorgancıoğlu ve Akansoy'un aksine, "protokol tartışmaları yersiz, revizyona gerek yok" dedi.. 

Peki ne zaman dedi bu sözü?

Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı ve Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Beşir Atalay KKTC'ye gelmeden birkaç gün önce.. 

İşte o an uzaktayken laf atıp atıp, yanına yaklaşınca suspus olan küçük çocuk modeli oluştu herkesin gözünde.. 

 

Unutmadan hatırlatayım.. 

Vatandaşa karşı "tepki ve revizyon" sesleri yükselirken, el altından Ankara'ya gönderilen taahhüt mektubu ortaya çıktı. 

Ozan Ceyhun mektubu açıklayınca, işin rengi az çok ortaya belirdi zaten. 

İkili bir düzen kurulduğu açıkça anlaşıldı. 

Vatandaşa karşı asi, Ankara'ya karşı uyumlu bir tavır.. 

 

 

Bu mektup iddiası ile "kandırılıyor muyuz" algısı oluştu vatandaşın gözünde. 

Şüpheler çoğaldı.. 

Ve o algı, Hala Sultan İlahiyat Koleji'nin açılışında iyice somutlaştı.. 

Bu koleji en sert eleştiren, hatta açılışa katılmayacağı söylenen Başbakan Özkan Yorgancıoğlu en ön sıradaydı. 

Kurdeleyi bile kesti. 

Yüzünde güller açıyordu o an. 

Vatandaşa karşı ağır sözlerle eleştirdiği isimlerin yanında, samimi bir duruş sergiliyordu. 

 

 

Bence bu karenin özeti şu; şapka düştü, kel göründü. 

KKTC Hükümeti ile Türkiye arasında sorun yok. 

Aksine en ufak bir soğukluk bile yok. 

O zaman o sözler neydi diye soruyor insan!

Cevabı acı ama net; oy avcılığı..

 

Ülke içinde şeffaflık diyerek vatandaşı kışkırtmanın, vatandaştan uzak hiçbir şey yokmuş gibi davranmanın anlamı yok artık. 

Herkesin gerçek yüzü deşifre oldu!

 

Tabi ortaya çıkan bu oyunun bir de acı tablosu olacak..

Kaybeden taraf hiç şüphesiz başroldeki CTP-BG..

Okuyun gazeteleri, dinleyin yorumları, eleştiriler haklı olarak çok sert. 

Halkı kandırmak olarak yorumlanıyor yaşanan süreç. 

Hatta tepki olarak bir de istifa var. 

Yenidüzen yazarı Sinan Dirlik "Allah taksiratınızı affetsin" diyerek istifasını verdi.. 

İşte son yazısına düştüğü not..

 

OKUYUCUYA NOT: YENİDÜZEN Sevgili Cenk’in sonsuz saygı duyduğum “gazeteci namusuna” rağmen CTP tarafından kurulmuştur. Bu yazıyı yazmış olmamayı dilerdim. Ama yazmamak da benim namus anlayışıma sığmazdı. Kimseyi zor durumda bırakmak, hiçbir şeyi kırıp dökmek istemiyorum. Hele ki Kıbrıs’ta onurlu mücadeleleriyle kendimi yeniden bulduğum dostlarımı üzmeyi hiç istemem. Onun için “bana müsaade” diyorum… Bu, yaklaşık 4 yıldır mensubu olmaktan gurur duyduğum YENİDÜZEN’de okuyacağınız son yazımdır. Sabrınız, dostluğunuz, kabulünüz için sonsuz teşekkürler… Başka bir yerde, başka bir zaman yeniden görüşmek üzere…

 

Bir kez daha tekrarlayayım; şapka düştü, kel göründü misali..

Neyin ne olduğu ortaya çıktı. 

Sosyal medyada düne kadar klavye savaşı verenler, sanırım yaşananların şokunda hala. 

Sessizliklerini koruyorlar. 

 

Sözün özü şu ki; vatandaşlar arasına nifak tohumu ekmek kimseye bir şey kazandırmaz..

Siz siz olun, bir daha aynı oyunlara gelmeyin! 

 

Atıl AYAZ

atil.ayaz@ekonomikibris.com

Son Yazılar