Reklam
  • Reklam
ALGI YOLLARI İLTİHABI KIBRIS
ATIL AYAZ

ATIL AYAZ

ALGI YOLLARI İLTİHABI KIBRIS

15 Ocak 2014 - 18:33 - Güncelleme: 15 Ocak 2014 - 18:55

 

Seçim karmaşasıyla başlıyorum bu yazıya. Daha önce yazdığım bir yazının devam olsun istiyorum ama hangisini tercih etsem bilemedim. İki başlık alternatifi var elimde; Algı Yolları İltihabı Kıbrıs ve Çuvaldız Kıbrıs..

 

Neyse yazalım da, sonunda başlık ortaya çıkar..

 

Bir insanın milleti, memleketi değişiktir, düşünceleri de farklı olabilir. İşin güzelliği burada. Ama algı yolları açık olmalı.

 

Türkiye tarihine altın harflerle kazınan büyük rüşvet ve yolsuzluk operasyonunu izliyorum uzaktan uzaktan. Geçen gün de yazmıştım, iğne sırası diye.. Çuvaldızı başkalarına batırırken mutlu olanlar, görülmemiş bir panik içinde. Onları anlarım, adı geçen rakamlar büyük, sıfırlar bol çünkü..

 

Ama bir de körü körüne savunanlar var. Onlardan biriyle konuşuyoruz dün. Önce manidar zamanlardan, sonra önlerine kurulan kumpastan bahsetti. Söylediklerine o da inanmıyordu da, maksat haklı çıkmak.. Baktı olmuyor; 'bir çalındığı iddia edilen rakama bak, bir de ülkeye getirilen sıcak paraya' diye bir kıyaslamaya girdi.

 

'Hırsızlığı kabul ediyorsun yani' dedim ve tek bir soru sordum. İslamiyetin neresinde var hırsızlık? Cevap şoke ediciydi. 'Çalındıysa da Allah rızası için çalındı' dedi.. Konuşmaya orada nokta koydum..

 

Bu Türkiye'yi kaplayan bir algı yolları enfeksiyonuydu..Şimdi gelelim aynı iltihabın Kıbrıs boyutlarına..

 

İlginç bir şikayet hastalığı var insanlarda. Bir olumsuzluk varsa eğer ortada, sebebi kesin karşı taraf. Ama hep mi böyle olur, maalesef oluyor. Birkaç örnekle anlatayım durumu..

 

Ekonomik Protokol meselesi var uzun süredir konuşulan. Seçim döneminde ayrı, geçiş hükümetinde ayrı, koalisyon döneminde ayrı ayrı yalanlar söylendi vatandaşa. Biri karşıyız dendi, diğeri reform sözü verildi.. Ama el altından imzalandığını biliyorduk mektubun. Ve İmzalar çıktı ortaya.. 

 

İmzalanması bir şey değil, önemli olan içeriği. Bu mali protokolün özeti şu; önce tasarruf, sonra birikim.. Ama şikayetler dağ gibi; 'Bu protokol gelirimizi arttırmıyor. O yüzden yaramaz..'

 

Empati kurun.. Siz cebinizdeki parayı kontrolsüzce harcarsanız, binmediğiniz taksiye para verirseniz, oturmadığınız eve kira öderseniz, yanınızda çalışmayan birini maaşa bağlarsanız, yani har vurup harman savurursanız geliriniz nasıl artar?

 

Borç batağına saplanan, borcunun faizini bile ödeyemediği için elektriğe tek kalemde yüzde 30 zam yapılan elektrik kurumu KIB-TEK'e yeni bir uzman atandı. Maaşı ne kadar biliyor musunuz? 10 bin 300 lira, net maaş bu, kesinti mesinti yok. Tekrar vurgulamak istiyorum, iflasın eşiğinde bir kurum bu.

 

Yine aynı KIB-TEK'ten yüksek rakamlarla maaş alan, şaka gibi ama 17 yıldır doğru düzgün işe gitmeyen çalışanlardan bahsediliyor. 

 

Aynı şekilde devlet televizyonu BRTK; neredeyse siyah beyaz yayın yapıyor. İzlenme oranı  düşük. Ama personel sayısı ortalama 800..

 

Seçimler öncesinde apar topar kurultay istihdamları yapıldı, tam 363 kişi. Oy karşılığı iş satıldı yani. Eşin, dostun, arkadaşın çocuğu devlette işe başladı..

 

Bu saydıklarımız sadece harcama kalemlerinin en küçük kısmı. Mali protokol ile Türkiye diyor ki, kıs kardeşim, tasarruf yap. Sen tasarruf yap, ben senin harcama kalemlerini indirdiğini göreyim, gördükçe de nakit aktarımı yapayım.

 

Protokol doğrudur, yanlıştır eleştirilir. Eksikler varsa oturulup düzeltilir. Ama yakınarak olmaz bu iş. Sonuç: Protokolde suçlu Türkiye, çünkü tasarruf istiyor..  

 

Pazar günü Mevlid Kandili'ydi. KKTC'de pazartesi günü resmi tatil ilan edildi. Yani kandilin bir gün sonrası. Bir öğretim görevlisi arkadaşım çok güzel bir ileti yazdı sosyal paylaşım sayfasına; bir dolu tepki işitti. Tatil İngliiz döneminden kalma bir alışkanlıkmış, o yüzden resmi tatil ilan edilmiş gibi bir cevap çıktı ortaya. Güldüm..

 

Tatilin suçlusu da İngilizler. Yoksa KKTC'de tatil isteyen yok..

 

Soyhan Bilgeer isminde Kıbrıslı bir şarkıcı katıldı O Ses Türkiye'ye.. Gözlerinizi kapatın, sesiyle Tanju Okan'ın aynısı, belki de daha da iyisi. Jüriyi hayran bıraktı kendine. Ebru Gündeş'in takımına girdi, takım kaptanlarının seçim yaptığı her etapta hiç tereddütsüz tur atladı.

 

Ta ki iş SMS'lere, yani vatandaşın oyuna kalana kadar. Soyhan Bilgeer tarihi bir oy farkıyla, hiç olmadık bir adaya elendi. Yazılan iletileri görmeliydiniz. "Hain Acun, Soyhan'ın vebali senin boynuna!" vs vs vs.. Arkadaşlar, Soyhan'ı eleyen Acun değil ki, vatandaş oyları. Kalkıp da SMS gönderseydin o zaman, sahip çıksaydın kardeşine..

 

Ben böyle düşünenlerin birkaç kişi olduğunu tahmin ediyordum ama fena bir hayal kırıklığı oldu. Ertesi gün haberler boy boy.. En dikkatimi çeken başlık; 'Zaten Kıbrıslıların hep hakkı yeniyor.'

 

Taverna şarkıcılarına sormuşlar yarışmayı, onlar da böyle söylemiş. Yok artık dedim. Ve gerçekten bu cümleyi başa çekip manşet yapmışlar. Akıl tutulmasıydı bu resmen. Bir Allah'ın kulu daha anlamamıştı yarışmanın formatını. Yahu siz elediniz adamı, sizin yüzünüzden elendi Soyhan Bilgeer. Hala birilerini suçlama, mağdur edebiyatı yapma çabası niye..

 

Oldu mu üç.. Gelelim dörde..

 

Girne'yi sel aldı. Mehmet Ali Erbil otelde mahsur kaldı. Ekonomi Kıbrıs'ta işledik bu haberi. Posta Gazetesi, Vatan Gazetesi ve onlarca internet sitesi Ekonomi Kıbrıs'ı kaynak olarak girdi haberi. Gerçekten kötü bir manzaraydı..

 

Girne Belediye Başkanı çıktı bir basın toplantısı düzenledi, o da yaşananları üzerine almadı elbet, selden dolayı devleti suçladı. Belediye'nin ihmali yoktu çünkü (!)

 

Uzun bir yazı oldu ama sonuna geldik şükür. Durum bu maalesef. Kimse iğneyi kendisine batırmıyor, çuvaldız elde saplayacak yer aranıyor.

 

O yüzden koyalım aynı teşhisi, bunun adı; algı yolları iltihabı..

 

ATIL AYAZ 

 

atil.ayaz@ekonomikibris.com

@atilayaz

Son Yazılar