Reklam
  • Reklam
Umut Oza, Oza Kahve’nin sınırları aşan girişimlerini Ekonomi...

Umut Oza, Oza Kahve'nin sınırları aşan girişimlerini Ekonomi Kıbrıs Prestige dergisine anlattı..

Kıbrıs’ın lezzeti, Mağusa’nın meşhur ‘koyu’ kahvesi Oza, önce pazarlama ağıyla sınırları aştı, Türkiye’nin birçok noktasında yerini aldı. Şimdi de cafe konseptiyle franchise veriyor. Ünlü kahve markası Starbucks’ı bile mahkemede alt eden Oza’nın hedefi; Kıbrıs’ı ve Oza’yı dünya markası haline getirmek..

Reklam
09 Ekim 2016 - 23:39 - Güncelleme: 17 Ekim 2016 - 14:55
Reklam

EKONOMİ KIBRIS PRESTIGE

KKTC çözümü konuşuyor. Daha doğrusu çözüm sonrası ekonominin olası getirilerini ve götürülerini. Şimdiden birçok firma çözümün ertesi günü için büyük endişe yaşıyor. Ama o güne hazır olduğu halde sadece çözüme odaklanmayan, b planını çizen ve sınır ötesi başarılara imza atanlar da var. Örneğin Oza Kahve.. Girişimcilerin buluşma noktası Bayim Olur Musun 2016’nın dikkat çeken markalarından Oza. Girişimciler için franchise fırsatı sunuyor, son dönemde Türkiye’nin dört bir yanından büyük talep görüyor.

Kıbrıs’ın tek ekonomi ve iş dünyası dergisi Ekonomi Kıbrıs Prestige’de örnek bir başarı öyküsünü anlatacağız sizlere. Konuğumuz Oza Kahve Direktörü Umut Oza..

 

“10-15 METREKARELİK BİR GARAJDA ÜRETİME BAŞLADIK”

Bugün Oza markasının geldiğini noktayı konuşuyoruz. İhracat rakamlarını görüyoruz, yeni konsepti değerlendiriyoruz. Ama gelin sohbete ilk günlere giderek başlayalım. Nasıl kuruldu Oza ve nasıl bugünlere geldi?

Tüm okurları selamlayarak başlamak istiyorum. Uzun ve macera dolu bir hikayesi var aslında Oza’nın. Oza Kahve, 1984 yılında Ergün Oza tarafından kuruldu. İlk kuruluşunda 10-15 metrekarelik bir garaj içinde, ilkel şartlarda başladık bu işe. O dönem ben ortaokul yıllarındaydım. Okuldan sonraki saatlerim işte geçiyordu. Babam daha o zaman umutla işi öğretmeye başladı bana.

Özveriyle, azimle ve sevgi ile yaptık işimizi, çok çalıştık. 15 metrekarelik yerimiz, yavaş yavaş büyümeye başladı. Önce 40 metrekareye geçtik, sonra 70 metrekare oldu. Kuruluşumuzdan 11 yıl sonra, yani 1995’te bugünkü yerimize, organize sanayi bölgesine taşındık.

Aslında o dönemler bölgesel çalışıyorduk. Mağusa ve Mağusa köylerine yönelikti üretim. Askerden döndükten sonra babama ‘bu bölgeyi büyüteceğim’ dedim. Gerçek anlamda bir marka olma kararı aldık. Babam olumsuz yaklaşıyordu aslında, ‘başaramazsın’ dedi. “Benim adım Umut, adımı dayım koydu. Beş başarırım” dedim. Başarmak için de canla başla çalıştım. Sabah erkenden çıkıyordum Mağusa’dan, Lefkoşa’ya gidip ürün dağıtımı yapıyordum. Oradan Güzelyurt’a, oradan Girne’ye. Akşamın bir saati geri dönüyordum eve.

Bu ve bunun gibi birçok mücadele örneği verebilirim. Ama hepsinin ortak noktası vardı; azim.. Azimle çalıştık hep. Böyle bir dünya markası haline geldik.

Hatta bu süreçte bir de kahve zinciri Starbucks ile mahkemelik olduk. Bir gün gazetede yayınlanan haberde logomuzu görmüşler. Dairesel olarak kullandığımız logonun hemen iptalini istediler, aksi taktirde yasal işlem başlayacak dediler. Ankara’daki danışmanımı aradım, dosyayı inceledi.

Beş dakika sonra beni aradı ve dedi ki; “Umut seni tebrik ederim. Artık gerçek bir markasınız ve güçlü bir dünya markasıyla savaşmaya hazır ol.”

Sonuçta davayı Sturbucks kaybetti ve tüm haklar bizim oldu. İşte o dönem Türkiye pazarıyla ilgili araştırmalara girdim.

 

“OZA LEZZETİ HIZLA TÜRKİYE’YE YAYILIYOR”

2011 yılında Türkiye’de bir fuara katılıyor Umut Oza. Piyasayı kokluyor, analizlerini yapıyor. O günden bugüne kadar birçok girişimi oluyor, birçok kişiyle çalışıyor. Kimi fazlasıyla başarıyor, kimi yarı yolda kalıyor. Ama hiçbir zaman pes etmiyor. Kıbrıs’ın kahvesini, Türkiye tanıtmak, aranan markalar arasına sokmak için hep mücadele ediyor. Başarıyor da..

 

Türkiye Cumhuriyeti’nde, Ankara’daki en büyük referans olarak göstereceğiniz nokta neresidir derseniz; Ankara Sheraton Otel derim. Şu an orada da Oza Kahve var. Ankara Cumhurbaşkanlığı Muhafaza Aile Kantini Tesisleri’nde varız yine.

Kızılay ve diğer bölgelerde, kafe ve restoranlarda rahatlıkla Oza lezzetine ulaşabilirsiniz. Yaklaşık bir ay önce Adana’da bayiliğimi oluşturdum. İç Anadolu bayiliği verdim Akdeniz bayiliği verdim. Ve şu an hepsi çok başarılı devam ediyor.

Kilolarla başlayan üretim, yıllar içinde tonlarla ölçülür hale geldi Oza Kahve için. Ortadoğu’ya, hatta İngiltere’ye kadar da uzanmış marka. Şimdi de cafe konseptinde farklı bir şekil alıyor marka. İlk adımını Girne’de attı. Ardından Türkiye’ye açıldı. Hatta şu sıralar bayilik verecek Oza. Birçok kişi kapıda sıraya geçti diyebiliriz.

 

“CAFE KONSEPTİMİZE ÇOK YOĞUN TALEP VAR”

Peki nasıl doğdu bu konsept?

Ben yeniliklere açık olan bir kuşak olduğum için yaklaşık 3-4 yıl öncesinden bununla ilgili araştırmalara girdim. Burada bir mimar arkadaşım vardı. Burada kurmuş olduğumuz yatırımcı iş adamları derneği vardı. Onunla böyle bir söyleşi yaparken bir taslak hazırladık, o taslak hala burada durur. Uygulamadık, o zaman hazır değildik. Çünkü yetki çerçevelerinden tam emin değildik. Geçen sene şu anki mimarın Miracle Design’ın Direktörü Miraç Demirkol ile buluşmalarımızdaki fikir paylaşımlarıyla, hayalimdeki konsept ortaya çıktı. Hep hayal ettiğim, rüyasını gördüğüm, bunu da gerçeğe aktarmaya çalıştığım projeyi çizdim. 5 Haziran’da startını vermiş olduğumuz Girne’de Nil Orhan Yücel’in işletmiş olduğu cafemiz kapılarını açtı.

İkinci adımı Ankara’da attık. Sheraton Otel geçmişi olan Aslı Ayaz talip oldu markamıza. Şu an Tunalı Hilmi’de çalışıyor ve çok iyi gidiyor orası.

Derken sosyal medyada görücüye çıktık. İlk 10 kişiye isim hakkı almayacağız dedik. Şu an 65’in üzerinde bir başvuru var. Şimdi onları değerlendiriyoruz, onlarla yazışıyoruz.

Nerelerden bu başvurular?

İstanbul, Kıbrıs, İzmir, Ordu, Karadeniz, 3 kişi Konya’dan var, Adana’dan var, Osmaniye’den var. Hatta bir aday özel hastane sahibi, kendisi için istiyor markayı.

 

“RAKİPLERİMİZ DE BİZİ MERAK EDİYOR”

Hepsine olumlu dönüş yapacak mısınız peki? Nedir büyüme planınız?

Kontrollü ilerlememiz gerektiğinin farkındayız. İlk bakışta nokta, lokasyon bizim için çok önemli. Bir de adayın kişiliği, ticari ahlakı, güvenilirliği büyük önem taşıyor. İnandığımız kişilerle bunu yapmak isteriz.

Tabi bu süreçte sadece girişimciler başvuru yapmıyor. Rakiplerimiz de bizi merak ediyor, dolaylı yoldan detayları öğrenmeye çalışıyor. O yüzden kurumsal olarak franchise başvuru formumuzu doldurmayana, gereken bilgi ve belgeleri sunmayana biz de detay vermiyoruz.

Biliyoruz ki aynı yöntem ile fuarlarda da müşteri olarak karşımıza çıkıyorlar. O yüzden hiçbir zaman aceleci davranmıyoruz. Emin olmadan, kapılarımızı açmıyoruz.

 

OZA LEZZETLERİYLE TANIŞTINIZ MI?

Şirketin başarı hikayesini anlattık, yeni konseptinden bahsettik. Emin şimdi merak edenler olmuştur. Şu an ürün yelpazesinde neler var Oza’nın?

Burada ilk üretim yaptığımız zaman, yani 32 yıl önce yola çıkmış olduğumuz bir kahvemiz vardı.  Bu koyu kahvemiz Mağusa ile bütünleşti, hatta Mağusa’nın bir markası oldu.  Kahvemize katranlı kahve, garga kahvesi, koyu kahve, ziftli kahve gibi yakıştırmalar bile yapıldı, isimler konuldu. Bizim doğuşumuz o oldu.

Akabinde bir beş sene sonra pazardaki boşlukları görünce rakiplerimize karşı ve meslektaşlarımıza karşı alternatif orta kavrulmuşu piyasaya getirdik. İkinci çocuğumuz o oldu. Dedik iki çocukla kalalım çünkü hayat çok zor, geçim zor. Üçüncüsü daha çok Egelilerin talepte bulunduğu, Girne bölgesinin içmiş olduğu az kavrulmuş oldu. Derken espressoya girdik, filtre kahveye girdik. Filtre kahvenin haricinde adadaki ilk dolum, üretim tesisinde oluşturulan 2’si ve 3’ü bir arada kahvemizi çıkardık. Ardından yaz ayları için “sıcak yaz günlerine meydan okuyoruz” diye yola çıktık ve şu an yaz aylarında da biz 2’si, 3’ü bir aradanın soğuk kahve olarak içimini veriyoruz. Kısacası ürün yelpazemize baktığımızda soğuk kahve bizim son ürünümüz olabilir diye düşünüyorum.

 

“ÖNCE RÜYA GÖRÜRÜM, SONRA RÜYAMI GERÇEĞE ÇEVİRİRİM”

Keyifli bir sohbet oldu, teşekkürler. Kapanışı da bir soru ile yapalım. Birçok engeli aşarak bugünlere ulaştırdınız markayı. Peki Umut Oza olarak bundan sonraki hayaliniz ne?

Hayalim, ülkemi, markamı, firmamı bir dünya markası yapmak. Bütün hedefim odur. Bütün amaçlarım odur. Gelecek olan nesillere daha güzel bir gelecek bırakmaktır. İstihdamımı çoğaltmaktır. Bugün şirketimizde bizlerle beraber 13 kişi isek bunu 26-36 kişi olması. Şu anki tesisimin tek vardiya değil, çift vardiya, üç vardiya çalışmasıdır. Benim hayalim odur. Ben önce hayal kurarım, sonra rüya görürüm ve rüyamı gerçeğe çeviririm.

İki tavsiyem var. İlki gençlere; İçlerindeki yaratıcılık güçlerini hayata geçirmeleri gerekir. Babadan kalan düşünce mirasına hayır demeleri gerekir. Kendi yollarında yürümeleri gerekir. Risk almaları gerekir. Eğer içinde girişimcilik ruhu olan bir insan kendini keşfettiyse, önü açıktır ve başarılı olur. Unutmayın ki her şey inanmakla başlar.

 

“İŞ İNSANLARININ DEVLETİN MANEVİ DESTEĞİNE İHTİYACI VAR”

İkinci önerim ise devletimize. Bizim gibi ülkesini yurtdışında da kanıtlamış, hem de ülkenin bir markası olmuş firmaların, ülke yöneticilerini yanında hissetmesi gerekiyor. Kimse yanlış anlamasın. Hiçbir şirketin maddi bir beklentisi yok, ama manevi olarak ülkesini yanında hissetmek ister iş insanı.  Gelip fabrikayı gezmeseler bile, bazen bir telefon, bir küçük kart bile onore eder inanın.

O yüzden bu yazıdan sonra inşallah kulak verirler.

Sizlere de teşekkür ediyorum.

EKONOMİ KIBRIS PRESTIGE DERGİSİNİ E-DERGİ FORMATINDA OKUMAK İÇİN TIKLAYIN!

Reklam
Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Kredo Muhasebe ve Danışmalık Şirketi, münhal açtı!..
Kredo Muhasebe ve Danışmalık Şirketi, münhal açtı!..
Bakanlar Kurulundan Kararname!..
Bakanlar Kurulundan Kararname!..