Reklam
  • Reklam
Kıbrıslı iş insanı Metin Erduran’dan sinema sektörüne dikkat...

Kıbrıslı iş insanı Metin Erduran'dan sinema sektörüne dikkat çeken yatırım!

Sağlık sektöründe güçlü yatırımı ve laboratuvarlarıyla hizmet veriyordu, bir anda kendisini Cannes Film Festivali’nde buldu. Kıbrıslı iş insanı Metin Erduran, Dr. Dilara filmi ile kariyerinde yeni bir sayfa açtı. Oyuncu olarak sete davet edildi, bir süre sonra yapımcı koltuğuna oturdu. Şimdi hedefi ‘Kıbrıs Türk Sinema Sektörü’ başlığının altını, iddialı çalışmalarla doldurmak.

Reklam
17 Kasım 2016 - 15:10 - Güncelleme: 19 Kasım 2016 - 09:52
Reklam

EKONOMİ KIBRIS PRESTIGE - ÖZEL

Kıbrıs’ın tek ekonomi ve iş dünyası Ekonomi Kıbrıs Prestige’de, bugüne kadar birçok yatırım hikayesi paylaştık sizlerle. Yeni işlere atılan, yeni sektörlerde başlangıç yapan birçok iş insanını sayfalarımıza taşıdık. Şimdi ise en farklı yatırım öyküsünü konuşacağız. Kıbrıs Türk iş dünyasının yakından tanıdığı bir isim; Erduran Tıbbi Tahlil Laboratuvarları Direktörü Metin Erduran’ın bir anda oyunculukla başlayıp, prodüktörlüğe uzanan sinema yolculuğu kapak konumuz..

 

“DR. DİLARA KIBRIS İÇİN ÇOK ÖZEL BİR PROJE”

Dr. Dilara ile yepyeni başlangıçlar yaptınız. Hayırlı olsun, gişeniz bol olsun diyelim. Biz merak ediyoruz, arkadaşlarınız bile merak ediyor, nasıl gelişti sinema sektörüne girişiniz? Başlangıç hikayesine götürür müsünüz bizi?

İyi dilekleriniz için çok teşekkürler. Doğrusunu isterseniz, benim böyle bir planım ve projem yoktu. Bir anda Tamer Garip’in teklifiyle karşılaştım. ‘Dr. Dilara isimli bir filmimiz var, rol almak ister misiniz’ dedi.. Şaşırdım aslında biraz, çünkü benim bir sinema geçmişim, tiyatro geçmişim yok.

Projeyi incelediğim zaman gördüm ki hakikatten bu Kıbrıs Türk insanının bir ürünü olacak. Bir sanat ürünü olacak ve hakikatten Kıbrıs Türk sineması ile ilgili olarak Tamer Garip gerçekten ciddi girişimler yapıyor. Ben de dedim ki neden böyle bir projeye katkıda bulunmayayım. Girmeye karar verdim. Bir rol verdi bana, elimden geldiğince oynamaya çalıştım. Çok da büyük bir rolüm yok aslında. Oyuncu olarak da kendimi lanse edemem. Filmde bana belki konuk oyuncu olarak bir isim verebilirsiniz, o kadar..  Filme girdikten sonra projeyi daha da yakından tanıdık, temaları çok güzeldi. Özellikle Kıbrıs’taki kayıp kişileri ve toplu mezarlara işaret ediyor. Ve bunu objektif kriterlerle yapıyor. Y ani biliyorsunuz burada yaşanan olaylardan sonra her iki tarafta da kayıplar var, toplu mezarlar var. Bu bir realite. Her iki tarafta da zaten kazılar yapılıyor. Yani bunu değişik şekilde lanse etmek doğru bir davranış olmaz. Bu özellikle anlattığı öykü, bu tema benim gerçekten olumlu karar vermemde önemli bir etkendi. Diğeri de Kıbrıslı Türk bir kadının hayatla, tek başına verdiği mücadeleyi anlatıyordu ki, bu da güzel bir temaydı benim için. Yani güzel bir mesaj verecekti insanlara. Bunun dışında gerçekten film dünyasının ne kadar etkili bir tanıtım olduğunu, ülke tanıtımını, turizmin tanıtımının ne kadar çok etkili bir şekilde sağladığını ve ne kadar çok ücra yerlere ulaşabilme potansiyeli taşıdığını gördüğüm için gün geldi hocamın da teklifiyle filmin yapımcılığına ortak oldum.

 

 

“OYUNCU OLARAK GİRDİM, YAPIMCI OLARAK ÇIKTIM”

Anlattığınız gibi, çok hızlı bir geçiş olmuş.. Yapımcılık kolay iş değil. Maddi ve manevi yükü ağır. Siz yıllarınızı sağlık sektörüne adayan birisiniz. Çılgınca bir karar olmadı mı bu?

Haklısınız, farklı bir sektör. Daha önce hiç yolumun kesişmediği bir iş. Fakat şartların da etkisi büyük. Oyuncu olarak ilk adımı attığımda, aslında bu sektörün ne tür zorluklar yaşadığına şahit oldum. Özel bir proje hazırlanıyor, ülke için büyük bir katkı sağlayacak, fakat önünde dağ gibi engeller var. Örneğin sponsor bulmada, hele hele ki devletin yardımını almada ne kadar büyük güçlükler olduğunu gördükçe, bu taşın altına elini koymak istedim. Dediğiniz gibi çılgınca bir şeydi bu belki. Doğrudur, çılgınca.. Yani normalde bir yatırım yaparken bunun fizibilitesini, araştırmasını yaparsınız. Ben açıkçası bunun çok fazla araştırmasını yapmadım. Gözümü kararttım ve girdim. Çünkü bitmesi gereken bir projeydi. Yapımcılığını yine Tamer Burhan Garip hocamızla üstlendik. Yani bu şekilde Dr. Dilara’ya oyuncu olarak girip, yapımcı olarak çıkmış oldum.

 

“DR. DİLARA PROJESİ RİSK ALTINDAYDI”

Metin Bey tebessüm ederek anlatıyor bu süreci. Aslında o gülümsenin altında, hayret duygusu da var. Uçan kuşa destek sağlayan bazı bakanlıkların, böyle bir projeyi görmezden gelmesine, ilgisiz kalmasına anlam veremiyor.

İş başa düşünce, yapımcılık kararı alınca, bir de şirket kurması gerekiyor o günlerde. Metin Erduran’ı tanıyanların yakından bildiği bir sembolü var, Şeker Portakalı Ağacı.. Altında sohbetler yaptığı, sosyal medyada bol bol fotoğraf paylaştığı bu ağaç, yapımcılık projesine de adını veriyor. Dr. Dilara projesi Sweet Orange Productions imzasını taşıyor.

Dönelim tekrar filme. Oyuncu olarak girdiğiniz filmde, yapımcı da oldunuz. Peki çevrenizdekiler nasıl karşıladı bu ardı ardına gelen hamleleri? Yorumları merak ediyorum..

Onlara da sürpriz oldu aslında.. Çevremdekiler, Kıbrıs ve Türkiye’de bu işin içinde olan isimler çok şaşırdılar. “Yani nasıl olur, biz seni yıllardan beri sağlıkçı Metin abi olarak biliyoruz” dediler. Haklılar da, çünkü ben yıllarca kendi mesleğimin dışında farklı bir işle uğraşmadım. Çünkü biz laboratuvar olarak sektörde öncü bir misyon taşıyoruz, sürekli kendimizi yeniliyoruz. Yani eforumuzu ve yatırımlarımızı bu alanda değerlendiriyoruz. İlk defa branşım dışına çıkınca, herkesten bir yorum aldım. Ama birazcık da açıkçası kendimi zorunlu hissettim. Çünkü ben müdahale etmesem, yani ben böyle bir yatırıma destek vermesem, proje çok ciddi bir risk altındaydı, yani projenin olmamasına neden olacaktı.  Proje aslında Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin yarattığı bir proje. Yani konuyu yazan, yönetmenimiz Tamer Garip Yakın Doğu Üniversitesi’nde zaten öğretim görevlisi ve iletişim bölümü başkanı. İletişim Fakültesi Dekanı Gökçe Keçeci ile birlikte bu projeyi planladılar ve onlar çektiler projeyi. Yakın Doğu Üniversitesi de gerçekten lojistik olarak çok ciddi bir destek verdi, kendi imkanlarını kullandırdı. Hastanesini, binasını, kampüsünü, araçlarını bize açtı.. Hatta oradaki öğrencilere de yer verildi filmde. Onlar güzel bir destek verdiler ama filmin finansa da ihtiyacı vardı. Bu da çok ciddi bir rakamdı, yani iyi bir film çekmek istiyorsanız 1.5 milyon liralık bir bütçe gerekiyor.

 

“BU PROJE DEVLETTEN TEK KURUŞ DESTEK ALMADI, ALAMADI”

Metin Bey’in elini taşın altına koyma kararıyla birlikte, Sweet Orange Productions ciddi bir yükün altında doğdu diyebiliriz aslında. İyi bir film için gereken ve bugüne kadar harcanan rakamlar, ciddi rakamlar.

Peki Kıbrıs’ı anlatan bir film, uluslararası festivalleri hedef koyan bir film nasıl olur da maddi destek bulamaz?

Dediğiniz gibi Kıbrıs’ı anlatan bir film. Yazarı Kıbrıslı, yöneteni Kıbrıslı, oyuncular Kıbrıslı, mekan Kıbrıs, Kıbrıs’ı anlatıyor. Kıbrıs’ın geleneklerini anlatıyor, gösteriyor. Kıbrıs’ın doğal güzelliklerini, tarihini gösteriyor. Yani o kadar çok Kıbrıs var ki işin içerisinde, böyle bir noktada bekleriz ki devlet bize bu konuda bir elini uzatsın. Biz gerçekten devlet kurumlarına  (isim vermek istemiyorum ama birçok ilgili kuruma) müracaat ettik. Gerçekten ilgi gösterenler oldu, sıcak karşılayanlar oldu ama maalesef hiçbir destek alamadık devletten. Özel kurumlarda da bir elin parmaklarını geçmez sponsorluğu kabul eden. Çünkü insanlar ‘yerli filmden ne olacak ki’ düşüncesinde. O yüzden bu süreçte bize destek olan ve sayıları birkaçı geçmeyen sponsorlarımıza ayrıca teşekkür etmek istiyorum.

Yani dünyada baktığımız zaman Atıl Bey, gerçekten çok ciddi katkılar yapıyorlar film sektörüne. Çünkü ülkeler için çok ciddi bir tanıtım imkanıdır. Bu yüzden artık devletin buna ciddi bir zaman ayırması lazım.

 

“DON KİŞOTLUK YAPAMAM”

Dileriz bu sese kulak verirler, en azından bundan sonraki girişimler olumlu sonuçlanır. Peki bu süreç sizde bir kırgınlık oluşturdu mu?

Ciddi bir kırgınlık var evet, gerçekten var. Kaldı ki biz öncelikle Cannes Film Festivali’ne gittik. Orada ülkemizi temsil ettik. Dönüşümüzde de Kıbrıs’ta bir gala yaptık. Bütün devlet kurumlarının, bakanlarıyla ilgili yetkililerini çağırdık. Maalesef hiçbiri katılmadı. Hani maddi olarak destek alamadık, manevi olarak da yanımızda olmadılar. Bilmiyorum yoğun işleri nedeniyle mi veya başka bir sebebi mi var ama üzüldüğümüzü belirtmeliyim.

Yani ben fazlasıyla imkanlarımı zorlayarak bu filmin yükünü omuzladım ama hani bundan sonra sorarsanız ‘devam eder misiniz’ diye, bu şartlar altında ‘devam etmem’ derim, çünkü çılgınlık olur gerçekten. Bir yatırımcı olarak Don Kişotluk yapamam daha çok.

 

“TAMER GARİP BÜYÜK BİR POTANSİYEL”

Kırgın olsanız bile heyecanlı görünüyorsunuz hala. Yeni yol haritası nedir, yeni projeler var mı akılda?

Kıbrıs Türk sineması artık bu ülkede olmalı. Tamer Garip gibi hakikatten bu işe gönül vermiş ve çok yetenekli bir sinema insanımız var, üretiyor bu insan. Sinemayla yatıp, sinemayla kalkan biri Tamer Garip. Böyle bir potansiyelimiz var, biz bu potansiyeli kullanabiliriz, çok iyi tiyatrocularımız var. Ülkemiz film çekmek için ideal bir ülke. Bu noktada özel kurumların ve hatta ticaret odamızın ve devletimizin biraz destek vermesi sayesinde elimizde her türlü malzememiz var, bir tek helvayı yapmak kalıyor. Türkiye’de dizi film sektörü yılda 300 milyon dolarlık bir ihracata ulaştı. Biz niye burada birkaç dizi film çekmeyelim, niye böyle projeler hayata geçmesin? Ben bu çalışmaların hem tanıtıma, hem ülke gelirlerine, hem de istihdama ciddi katkılar sağlayacağı düşüncesindeyim.

 

“KIBRIS TÜRK SİNEMASI NEDEN OLMASIN?”

Tekrar dönelim Dr. Dilara’ya.. Metin Bey’in dediği gibi her anlamıyla bir Kıbrıs filmi bu proje. Cengiz Bozkurt dışında tüm oyuncular da Kıbrıslı. Türkiye televizyonlarında yeni yapımların başladığı, sinemada iddialı projelerin vizyona girdiği bir dönemde bile büyük ilgi görüyor Dr. Dilara. Filmin yapımcısı Metin Erduran gişe hasılatından memnun, daha da iyi olacak diyor. Hatta bir de tüyo veriyor, Dr. Dilara’nın devamı, yani ikincisi de gelebileceğini söylüyor.

Geldik bu keyifli sohbetin finaline. Filmden önceki Metin Erduran ile sonraki Metin Erduran arasında bir fark oluştu mu?

Tek kelimeyle evet.. Detaylandırırsam eğer; Ben iyi bir sinema izleyicisi sayılırım, severim film izlemeyi ama açıkçası film izleyicisi olmaktan öte bir şeyim olmadı bugüne kadar. Bu işe girdikten sonra filmle ilgili çok şey öğrendim. İşin bir kere zorluğunu gördüm, yaşadım. Aynı şekilde işin güzelliğini, hazını, tadını ve sinemanın önemini fark ettim.

Aslında bu durum bize bir de boşluğu işaret etti, Kıbrıs Türk sineması adı bile bana çok büyük heyecan veriyor artık. Kıbrıs Türk tiyatrosu var, Kıbrıs Türk turizm işletmeleri var, neden Kıbrıs Türk sineması olmasın?

Bir de Doktor Dilara’dan önceki Metin Erduran ile Doktor Dilara sonrası Metin Erduran arasındaki en önemli fark, kültürel bir alanda faaliyet yapmış olmanın inanılmaz zevkini yaşıyorum. Tabii ki hoşuma da gidiyor yani bu filmde oynamak, bu filmde oynadıktan sonra insanlar tarafından konuşulmak, bu da tabii film dünyasının bir keyfi. Gerçekten bu işe iyi ki girmişim diyorum. Şu an belki ekonomik olarak yatırımımın karşılığını alamayabilirim, yani henüz daha zarar ettik demek için biraz erken ama ben beklenti olarak zarar etsem bile, bu işe girmekten keyif aldığımı, mutlu olduğumu söyleyebilirim size..

Ufak bir farkındalık yarattıysak, biz de yapabiliriz fikrini zihinlere biraz kazıyabildiysek ne mutlu bize. Bir de tabii Cannes Film Festivali’nde ülkemizi temsil ettik, bir de o kırmızı halıda yürümenin keyfini yaşadık, onlar da işin apayrı güzelliği..

 

Oyuncuları, yapım ekibini, projede A’dan Z’ye emeği geçen herkesi kutluyoruz. Metin Erduran ile ofisinde başladığımız sohbeti, o meşhur Şeker Portakalı’nın altında sonlandırıyoruz. Yapımcılığa adım atan Metin Bey’in, aklında yeni projeler var. Kim bilir, belki de Şeker Portakalı’ndan yakın zamanda bir sürpriz çıkar..

 

Reklam
Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
1 sterlin ne kadar? Güncel döviz kurları - 20 Eylül 2018
1 sterlin ne kadar? Güncel döviz kurları - 20 Eylül 2018
Askeri kantinlere de zam!..
Askeri kantinlere de zam!..