Reklam
  • Reklam
Kıbrıs ekonomisi için kritik proje: Karekodlu çek!

Kıbrıs ekonomisi için kritik proje: Karekodlu çek!

Ödenmeyen çekler tarih olacak! KKTC'de iş yapan bir işletmenin başı çeklerle dertte. Zamanında tahsil edilmeyen çekler, batışa kadar götürüyor. KTTO Başkanvekili Mustafa Genç, Ekonomi Kıbrıs Prestige dergisine konuk oldu, çözüm olacak yeni projeyi anlattı.

Reklam
17 Mayıs 2016 - 11:27 - Güncelleme: 17 Mayıs 2016 - 11:46
Reklam

EKONOMİ KIBRIS PRESTIGE - ÖZEL

 

ÖDENMEYEN ÇEK RİSKLERİNE KARŞI ÇARE;

KAREKODLU ÇEK UYGULAMASI

Kıbrıs Türk ekonomisi çözümü konuşuyor, yarın için yol haritası çiziyor ama mevcut tabloda, yani kendi içindeki belirsizliğin olumsuz etkisi büyük. Daha düne kadar hükümet krizleri gündemdeydi. ‘Maaşlar ödenecek mi, ödenemeyecek mi’ sorusunu soruyordu vatandaş birbirine. Genelde maaşları konuştuk ama asıl alacaklı devlette ihaleyle iş yapan özel sektör temsilcileriydi. Sadece Kıbrıs Türk Müteahhitler Birliği 56 milyon liralık alacak açıkladı! 2015’e damgasını vuran sert döviz hareketleri, bir türlü önüne geçilemeyen bürokratik engelleri de saydığımız zaman, iş insanın nelerle uğraştığı az da olsa görülüyor.

İşte tüm bunlar alt alta birikiyor, piyasadaki nakit çekiliyor, iş dünyası ekonomik darboğazda ayakta kalmaya çalışıyor. Tabi ayakta kalmak için çabalarken, ödeme dengesi de bozuluyor çoğu zaman! Son dönemde bankaların açıkladığı TGA’lar, yani tahsili gecikmiş alacak miktarları korkutan seviyelerde. Korkutan bir rakam daha var, ödenmeyen çekler. Çekler ödenmiyor,  çek yasağına giren iş insanlarının sayısı her geçen gün artıyor! Yapılamayan tahsilatlara, hantal bürokrasi gibi tıkanan hukuk sistemi de eklenince piyasada ciddi bir güven sıkıntısı oluşuyor! Peki nedir bunun çıkış yolu?

Kıbrıs Türk Ticaret Odası bu konuda dikkat çeken bir adım attı. İş dünyası üzerinde büyük risk ve baskı oluşturan çek kullanımını güvenli bir hale getirmek için Türkiye ile temasa geçtiler. Türkiye Bankalar Birliği ile masaya oturan, yine Türkiye iş dünyasında bir dönüm noktası olarak görülen ‘karekodlu çek’ uygulamasını yerinde inceleyen KTTO Başkanvekili Mustafa Genç, Kıbrıs’ın tek ekonomi ve iş dünyası dergisi Ekonomi Kıbrıs Prestige’de konuğumuz oldu..

 

“ODA TARİHİNİN EN GENÇ YÖNETİM KURULU OLDUK”

 

Kıbrıs Türk Ticaret Odası, yeni yönetimiyle yeni bir sayfa açtı. Genç yönetim kadrosu, taze fikirleri ile birlikte güncel gelişmeleri de yakından izliyor. Hem ülkeye, hem de ekonomiye katkı koyacak yeni projeler için şimdiden geri sayım yapıyorlar. Bu dönem KTTO’da başkanvekili görevini de üstlenen Mustafa Genç, ‘hep birlikte ve dört elle çalışıyoruz’ diyor..

 

Öncelikle hayırlı olsun diyelim. Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın yeni döneminde gözle görülük bir gençleşme ve dikkat çeken projeler öne çıkıyor? Bize yol haritasından bahseder misiniz?

Çok teşekkürler. Keyifli, heyecanlı ve yüksek tempolu bir döneme girdik hep birlikte. Sanırım Kıbrıs Türk Ticaret Odası tarihinin de en geç yönetim kurulu oluştu bu dönem. Ortalama olarak 40-45 yaş civarındayız. Hem ülkeyle ilgili, hem işletmelerle ilgili, hem de KTTO ile ilgili genç nesil olarak çok farklı bir vizyona sahibiz. Müthiş bir enerji ve sinerji içinde hem odaya, hem işletmelere, hem de ülkeye faydalı çalışmalar yapmak istiyoruz. Herkes motive bir şekilde bu konuda ve dört elle çalışıyor.

Zaten odanın son dönemlerde gerek kurumsal kapasitesinin yeniden şekillendirilmesi, gerek üyelere yönelik farklı çalışmalar yapması, gerek ülkenin geleceğiyle ilgili ve mevcut durumuyla ilgili yapıyor olduğu bilimsel çalışmalar, onları toplumla paylaşmak, uluslararası arenada Kıbrıs Türkü’nün sesini duyurmak, oradaki inşalarla iyi iletişimler kurmak gibi başlıklar var. Bunlar hep artan bir tempoda seyrediyordu. Şimdi bu dönem bunları daha da sürdürülebilir kılmak, daha da iyi seviyelere getirebilmek ana hedeflerimiz arasında.

 

 

“KTTO OLARAK BU DÖNEM SAHAYA İNİYORUZ”

Bunların dışında hem iş dünyası, hem de toplum içinde de aktif olacağız. Gerek çözüm sürecine destek olacak, hem de iş dünyasını mevcut durumdan daha da ileriye taşıyacak noktalarda projeler üretiyoruz. Öbür yandan odamızın artan kapasitesinden nasıl daha fazla üyemizi faydalandırabiliriz, nasıl üyelerimizin gerek problemlerinde, gerek kendilerini geliştirmek amaçlı odayı daha fazla kullanmalarını sağlarız sorusuna yanıtlar arıyoruz.

Oda zaten memur veya kamu zihniyetiyle çalışan bir yer değil ama şimdi birkaç kademe daha onu ileriye götüreceğiz. Oda müşteri memnuniyeti sağlar gibi üye memnuniyeti  sağlama amaçlı gidip üyeye dokunacak. Üyeye verdiği hizmetleri, sahip olduğu kapasiteyi tanıtacak. Şikayet ve beklentileri öğrenilecek. Dolayısıyla bu dönem sahaya iniyoruz.

İnteraktif döneme başlıyoruz yani. Biz de günün sonunda sivil toplum örgütüyüz ama 3 bin küsur üyemiz var. Bu üyelerimiz bize yıllık aidatlar ödüyor. Biz de bunun karşılığında kendilerine daha fazla hizmet vermeliyiz. O yüzden yeni bir vizyonla yola çıkıyoruz.

 

 

“GİRİŞİMCİLİK VE İNOVASYON MERKEZİ KURACAĞIZ”

En genç yaş ortalamasına sahip yönetim kadrosu deyince, teknolojinin de aktif olarak kullanılacağını düşünüyorum. Özellikle de en çok ihtiyacımız olan girişimcilik ve inovasyon konularında nasıl bir yaklaşımınız olacak?

Aslında bu iki başlık da, vazgeçilmez önceliklerimizi arasında. Çünkü bunlar gerçekten kendi şirketlerimizde uyguladığımız, eğitimini aldığımız konular. Bunları daha fazla insana ulaştırmak için yapılan çalışmalar bizleri motive ediyor. Çünkü bu çok güzel ve yayılan bir enerji.

Bu yeni dönemde çağın gerektirdiği, dünyanın yaptığı, sivil toplum örgütlerinin içinde bulunduğu farklı çalışmalara gireceğiz. İşte bu iki olmazsa olmazı bir araya getireceğimiz, girişimcilik ve inovasyon merkezi düşünüyoruz. Hem bugün iş kurmak isteyen gençlerin ‘bu ülkede ne yapabilirim’ dediğinde gelip fikir alabileceği, orada eğitim görebileceği, belki bizlerin yardımıyla ortak bulabileceği merkezler planlıyoruz.

Ayrıca biliyorsunuz hem Türkiye’nin, hem Avrupa’nın, hem de birçok ülkenin gelecek 10 yıl ile ilgili en büyük yatırımları inovasyona. Yani ülkelerin de, işletmelerin de inovatif bir ürünle, inovatif bir buluşla hem şirket olarak büyüyüp dünyaya açılabilmeleri, hem o bulundukları ülkenin ve devletinin de bu açılımdan gelir elde etmesi ve faydalanmasıyla ilgili müthiş teşvikleri var.

“80 BİNİ AŞAN ÖĞRENCİ POTANSİYELİNİ EN İYİ ŞEKİLDE DEĞERLENDİRECEĞİZ”

Biz görüyoruz ki devletimiz bu yönde bir politika geliştirmiyor. Oysa mevcut ve yeni gelecek üniversitelerimizle, 80 bini aşan öğrenci potansiyeli ile müthiş bir beyne sahibiz aslında. Potansiyelimiz çok büyük. Ama bunu kullanamıyoruz. Biz niye Kıbrıslı, Türkiyeli, İranlı, Filistinli, Makedonyalı öğrencilerin beyninden, gençliğinden, yaratıcılığından faydalanıp buluşlara, inovatif gelişmelere imza atmayalım. Bununla ilgili de oda bünyesinde bir oluşum gerçekleştirip, insanları oraya çekecek kurumsal bir yapı oluşturacağız. Gerekli araştırmaları yapıp, yurt dışından gerekli bilgileri de alacağız. Üniversitelerle iş birliği yaparak, devleti de yanımıza alarak bu insanları nasıl geliştirebilir ve nasıl yönlendirebiliriz diye çalışacağız.

Yeni kurulan hükümetin birkaç bakanını da bu konuda bilgilendirdik, onlar da bu konudan çok heyecan duydular.  Dolayısıyla bu dönem, daha önce hiç yapılmamış projelere de imza atmak istiyoruz.

Diğer yandan çok ağır şekilde hissedilen bir ekonomik kriz var. Üyelerimiz de bunun içindeler. Hem hükümetten, hem de bağlı oldukları, kendilerini temsil eden odadan bu yönde açılımlar, çözümler bekliyorlar. Bu konuda da bilimsel projelerimizde, çözüm odaklı önerilerimizle çalışacağız.

 

 

EKONOMİDE TEHLİKENİN ADI; ÖDENMEYEN ÇEKLER!

 

“GÜNÜNDE TAHSİL EDİLEMEYEN ÇEKLER, KÜÇÜK İŞLETMELERİ BATIRMA NOKTASINA BİLE GETİRİYOR”

 

Girişimcilik ve inovasyon konusunda göstereceğiniz çaba için kutluyoruz ve bu yolda atacağınız her adımda Kıbrıs ekonomisinin tek ekonomi yayın grubu olarak yanınızda olduğumuzu belirtiyoruz..

Şimdi gelelim bugüne. Merkez Bankası’nın paylaştığı her verilerde, bankaların yaptığı açıklamalarda, gazetelerin manşetlerinde çok sık görmeye başladık tahsili gecikmiş alacakları. Sanki tablo her geçen gün daha da kötüye gidiyor gibi.

Büyük çoğunluk tedbir çağrısı yapıyor ama tek başına ‘tedbir alın’ demek yetmeyecek gibi. Bir çözüm üretmek lazım aslında ve sizin bu konuda bir çözümünüz var. Kısa bir süre önce Türkiye’deydiniz, Türkiye Bankalar Birliği ile dikkat çeken bir toplantı gerçekleştirdiniz. Detayları paylaşır mısınız?

Öncelikle dünyadaki çek kullanımına bakmak lazım. Aslında çek nakit ödeme amacı ile kullanılan bir enstrüman. Bugün Avrupa’da siz çek yazdığınız zaman, o çekin karşılığı bankada vardır ve sizin verdiğiniz kişi çeki hemen keşide edip bankadan parasını alır veya bankadan kendi hesabına yatırır.

Bizim ülkemizde öyle değil. Bizde bugün karşılığı olmasa bile yarına veya 1 ay sonraya veya gelecek yıla rahatlıkla çek yazabiliyoruz. Bu da özellikle Türkiye ve Kıbrıs’ta yoğun kullanılıyor. Vadeli çek kullanımı yıllardan beri devam eden bir alışkanlık ve bir şekilde çalışıyor. Ama riskli bir ödeme aracı. Özellikle sıkıntıya düşülen dönemlerde, ekonomik dar boğaza girildiği dönemlerde bunun çok olumsuzluklarını yaşayabiliyoruz.

Öbür yandan hukuk siteminin de oldukça hantal çalıştığını herkes kabul ediyor. Böyle bir dönemde sizin riskini ölçemeden aldığınız çek gününde tahsil olmazsa, siz küçük veya yeni bir işletme olarak batma noktasına kadar gelebilirsiniz. Çünkü sermayeniz sınırlıdır, güvenmişsinizdir, hatta müşterinize çok da kar koymadan mal satmışsınızdır. Eğer günü geldiğinde o parayı alamazsanız, sizin başkalarına verdiğiniz sözleri tutamamanız, masraflarınızı ödeyememeniz, işletmenizi döndürememeniz ve belki de batmanız anlamına gelebilir bu sıkıntı.

Oysa bu kadar basit olmamalı. Zaten ülkemizde gerek ambargolardan, gerek kısıtlamalardan dolayı iş insanları sıkıntı yaşıyor. Tam aksine, biz bu ülkede elimizden geldiğince güvenli bir iş ortamı yaratmalıyız ki, en azından buradaki insanlar iç dinamiklerden zarar görmesinler. İç dinamikler sağlam olsun ki, sürdürülebilir çalışmalar yapılabilsin.

Daha önce bir çekin ödenmesiyle ilgili en büyük yaptırımı sağlayan, hapis cezasıydı. Bu ceza ortadan kalkınca, çok daha olumsuz bir ortam oluştu. İnsanlar sıkıya girdiklerinde çekteki tarihleri uzatmaya, dolayısıyla da verimsiz bir ortama sebebiyet vermeye başladılar.

Sadece Kıbrıs’ta değil, dünyada da ödemelerle ilgili sorunlar yaşanıyor. Ama şikayet etmek yerine, sorunları minimuma indirmek adına adımlar atıyorlar. Örneğin onlar kredi kayıt sistemleriyle, kredi kullanım, kredi ödeme sicillerini takip ederek bu işleri doğru şekilde yönetiyorlar ve daha güvenli ortamlar oluşturuyorlar.

Türkiye de bunlardan esinlenip çok güzel sistemler oluşturdu. KKTC olarak bizim de en yakınımız Türkiye. O yüzden bizim de Türkiye’de yapılan iyi projeleri buraya uygulamamız gerekir. 

Türkiye bu süreçte güçlü bir altyapı sistemi oluşturdu. Bireylerin ve şirketlerin aldıkları kredileri, geri ödemelerini, yazdıkları çekleri, onların ödenmelerini ve şirketlerin ortaklık yapıları gibi kriterleri takip edebilecek ve oradaki dataları kullanacak bir sistem bu.

Bu altyapı sistemini de her gün değişen koşullara adapte ettiler. Burada temel amaç daha güvenli bir ortamda iş yapılabilmesini sağlamak. Hem bankaların zarar görmesi, hem devletin batabilecek firmalardan gelir kaybını planlayabilmesi için çok yararlı oldu. Bizim de bunlardan faydalanmamız gerek.

 

 

“KAREKODLU ÇEK DEV SİSTEMİN SON NOKTASI”

KTTO Başkanvekili Mustafa Genç’in çağrısı net, güvenli ticaret ortamı oluşturabilmek için sistem şart. Bu sistemi en yakın zamanda kuran da Türkiye. O yüzden klasik deyişle Amerika’yı yeniden keşfetmek yerine, o projeyi KKTC’ye uyarlamak için çözümler üretilebilir.

Geçmiş, mevcut ve gelecek ödemeleri tek çatı altında toplayan, kontrol ve denetim imkanı sunan sistemi aslında birçoğunuz duydunuz. Türkiye onu ‘Karekodlu Çek’ olarak paylaştı kamuoyu ile. Mustafa Genç’e göre karekodlu çek, işin son noktası. Öncelikle kurulması gereken, güçlü altyapı sistemi..

 

 

“KARŞILIKSIZ ÇEK RİSKİNİ MİNİMUMA İNDİRİYOR”

Aslında karekodlu çek, günümüzün ihtiyacının bir karşılığı.. Verilere göre akıllı telefon kullanımı yüzde 50’lerin üstünde. Birkaç yıl içinde yüzde 90’a ulaşır. Karekod okuma diye bir yazılım var. O programla karekodu okutuyorsunuz. Tabi siz okuttuğunuzda, gidip bir de bunu araştıracak bir program daha var. Türkiye’deki Kredi Kayıt Bürosu bunu yapmış. Kendi veri tabanına ulaşan bir ara yüz var. O aplikasyonu indiriyorsunuz telefona, kullanıcı adıyla girip, kodu okutup, hemen o çekin sahte olup olmadığını görüyor, yazan kişinin bilgilerine ulaşıyor, daha önce hiç çeki geri dönmüş mü, dışarıda kaç tane çeki var, kaç liralık çeki var gibi birçok kritik veriye erişebiliyorsunuz. Riski ölçebiliyorsunuz ve o çeki alıp almamaya karar veriyorsunuz.

Teknolojinin çok başarılı bir şekilde kullanıldığı bu sistem ile risk minimuma iniyor. Bana yapılan sunumda dikkat çeken bir rakam vardı. Bu sistem ile bir çekin iade olma riskinin %92’ye kadar azaldığı paylaşıldı, yani neredeyse karşılıksız çek kavramını ortadan kaldıracak bir oran. Dolayısıyla bu sistem gerçekten muhteşem çalışıyor. Bunu da bir an önce Kıbrıs’a taşımamız gerekir.

“BANKALARA DA BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR”

 

Dediğiniz gibi güvenli ticaret ortamı oluşturacak, riski en aza indirecek bir sistem bu. Peki projenin KKTC’ye taşınması noktasında son durum nedir?

Biz bu işi yaklaşık 7-8 ay önce dile getirdik, Merkez Bankası başkanımızla da bir temasta bulunduk, Merkez Bankası’nda ilgili birimlerle de toplantılarımızı yaptık, bu işin Merkez Bankası yönetiminde başlaması için bir mutabakata vardık.  Bu konu şu an çalışılmaya başlandı. Biz bu konunun sonuçlanması ve iş insanına yarar getirmesi için de iletişim ve paylaşım dönemine karar verdik. Hem basın, hem siyasiler, hem toplum nezdinde bunun tanıtmaya çalışıyoruz artık.

Burada bankalara da çok önemli bir görev düşüyor. Çekleri müşterilerine basacak ve dağıtacak olan bankalar. Bankalar da daha güvenli bir ortamda iş yapılmasını talep ediyorlar. Onlar da çekten dolayı zarar görmüş veya başkasına zarar vermiş kişilerle çalışmak istemezler.

Yeni dönem artık bunları emrediyor. İstediğimiz kadar bildiri yayınlayalım, çıkalım konuşalım ama gerçekten çalışan ve uygulanabilecek projeler bulup, bunları bu ülke içinde uygulatmamız lazım. Hadi bizden önceki nesil daha az imkanlara sahipti. Ama biz öyle değiliz, imkanlarımız çok geniş, teknolojik imkanlarımız sınırsız diyebiliriz. Bize düşen bu teknolojilerden faydalanmak ve onların da önünü açmak.

 

“2017’DE PROJE HAYATA GEÇEBİLİR”

 

Eğer uygulanırsa KKTC ekonomisine nasıl bir yansıması olur bu projenin?

Çok güzel ve olumlu etkiler. Bu sistemle daha güvenli bir ortamda iş yapabilirlik sağlanır. Daha farklı insanların, daha fazla genç girişimcinin cesaretle iş dünyasına girmesi sağlanır.

Türkiye’deki sistemle insanların daha çok hesap kitap yapmaya başladıkları ve yazdıkları çeklerle ilgili daha sorumlu davranmaya ittiği gözleniyor. Bu da çok önemli. Sicili kirlenmesin diye daha dikkatliler artık.

Mesela şirket batarsa, siz de o şirkette ortaksanız, sizin geleceğinizi de şekillendiriyor sistem. Bu büyük bir sorumluluk. Hem bugünü, hem yarını kurtaracak bir proje bu. Pratik ve teknolojik. Biz girişimlerimizi yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. 2017 yılının başında da bu proje ile güvenli çek kullanımının KKTC’de hayata geçeceğini düşünüyoruz. 

 

EKONOMİ KIBRIS PRESTIGE DERGİSİNİ E-DERGİ FORMATINDA OKUMAK İÇİN TIKLAYIN!

Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
25-26 Ekim'de yollar kapatılacak.
25-26 Ekim'de yollar kapatılacak.
Viva Casino münhal açtı...
Viva Casino münhal açtı...