Reklam
  • Reklam
Hastanelerde ilaçlar alanında uzman eczacılar tarafından değil,...

Hastanelerde ilaçlar alanında uzman eczacılar tarafından değil, bilgisi zayıf memurlar tarafından veriliyor..

Eczacılık sektörünün başarılı isimlerinden Laika Gökçekuş devlet eliyle verilen ilaçların dağıtımının mesleği eczacılık olmayan görevliler tarafından yapıldığını söyleyerek, hastaya reçetede sunulan ilaçların doğru olup olmadığını kontrol edecek bir mekanizma olmadığını belirtti

Reklam
12 Haziran 2017 - 11:50
Reklam

Eczacılık sektörünün başarılı isimlerinden Laika Gökçekuş, Kıbrıs Türk Eczacılar Birliği bünyesinde başlatılan “Farkındalık Projesi”ne öncülük ederek önemli çalışmalar yaptı.

Gökçekuş, ülkemizde yanlış ve gereksiz ilaç kullanımı halk sağlığını etkileyen ciddi bir sorun olduğunu vurguladı.

Laika Gökçekuş ile “Eczacılık Mesleği ile  Sorunlarını” ve Eczacılık  Farkındalık Projesi” konularını konuştuk.

Konuları irdelemeye başlamadan önce kısaca sizi tanıyalım ve neden eczacılık mesleğini seçtiğinizi öğrenelim.

Doktor bir anne ve 40’lı yaşların başında profesör olan akademisyen bir babanın kızıyım. Bilime duyduğum ilgi,  insan ilişkilerine verdiğim önem beni eczacılık mesleğine yöneltti. Universite eğitimimi 2005-2010 yılları arasında İngiltere’de Bath Üniversitesi’nde Master of Pharmacy (MPHARM) Bölümünde  5 yıllık bir eczacılık eğitimi aldım. Mezun olduğum aynı yıl eczanemi açtım ve hemen ardından YDÜ Eczacılık Fakültesinde Klinik Eczacılığı Anabilim dalında başladığım doktora eğitimimi Temmuz 2016’da “Kardiyovasküler İlaçlarla İlgili Sorunların Önlenmesi ve Giderilmesinde Eczacıların Rolünün Belirlenmesi.”konulu tezle  tamamladım.  Halen yaklaşık 7 yıldan  bu yana çok sevdiğim eczacılık mesleğimi kendi eczanemde sürdürmekteyim.

Peki dünyadaki en eski ve saygın mesleklerden biri olan eczacılık mesleği ülkemizde ne kadar değer görüyor?

Halen en saygın mesleklerden biri olan eczacılık mesleğimiz uygulanan yanlış ve populist politikalara rağmen, saygınlığını koruyor.

Zaten insan hayatı ve sağlığı ile birebir ilişkili olan mesleğimiz adına daha farklı bir değerlendirmeyi  düşünmek bile istemiyorum.

Ülkemizde eczacılık mesleğini yapabilmenin en temel gereksinimleri nelerdir?

Eczane açabilmek ve eczacılık mesleğini ülkemizde sürdürebilmek için öncelikle Kıbrıs Türk Eczacılar Birliği’ne üye olmak gerekir. Birliğe üye olabilmek için ise; KKTC vatandaş olmak, Geçerli bir eczacılık fakültesi mezuniyeti, TC ve KKTC mezunları dışındaki kişilerden YÖDAK’tan denklik belgesi (TC ve KKTC hukuğuna göre kurulmuş üniversitelerin karşılıklı tanınmasında milletler arası anlaşma olduğundan herhangi bir denklik gerekmemektedir), 21 yaş ve üzerinde olmak, İlaç ve Eczacılık Dairesinin adli eczacılık sınavından başarıyla geçmek gerekir.

Şu anda Eczacılar Birliği’ne üye eczacı sayınız ve eczane sayınız kaçtır?

Birliğimize kayıtlı eczacı sayısı 260 olup Mevcut eczane sayısı ise; 90’ı  Lefkoşa, 44’ü Girne, 15’i Güzelyurt ve 65’i, Mağusa olmak üzere toplam  214 tür.

Eczacı ihtiyacına bakılmaksızın açılan ve açılmakta olan eczacılık fakültelerinin mesleğin devamlılığını zora soktuğu, fakültelere hangi kriterlerde öğrenci alındığının belirlenmediği yönünde açıklamalar var. Bu konuyla ilgili neler söylemek istersiniz... Eczacı ihtiyacı var mı? Yeni fakültelerin açılması mesleği zora mı sokuyor gerçekten?

Takdir edersiniz ki hiçbir kişinin meslek edinme özgürlüğünü elinden alamazsınız, herkes ideallerindeki mesleğin eğitimini dünyanın herhangi bir  ülkesinde alabilmelidir.  Zaten bu durumun aksi de Bologna ruhuna aykırıdır. Ülkeler artık kendi ihtiyaçları doğrultusunda mezun vermek yerine dünyanın ihtiyaçlarına yönelik mezun vermektedir. Her mezun kendi ülkesinde okusun yada okumasın kendi devletinin gerek özel gerekse devlet kurumlarında iş garantisi olmadığını bilmelidir.

Tam da bu noktada devletin ilgili kurumları, biz meslek sahipleri, akademisyenler, kısaca ilgili tüm paydaşlar sadece eczacılık için değil tüm meslekler için ülkenin insan işgücü ihtiyaçlarını belirlemeli ve bu konuda başta eczacılık mesleğini  meslek olarak seçmeyi düşünen öğrenciler ve onların ailelerini bilinçlendirmek suretiyle, meslekle ilgili uygulama sahasında nelerle karşılaşacaklarını bilerek bu mesleği seçmeleri sağlanmalıdır.

Burada yapılacak en doğru işlerden birisi;  kişilerin ideallerindeki meslek seçimini engellemek değil,  ülke ihtiyaçlarına göre ortaya çıkan eksik branşları tercih edecek öğrenciler burs verilmek suretiyle teşvik edilirken, doyum sağlamış ihtiyaç fazlası mesleklerle ilgili olarak eğitim alacak olan kişilere ise burs verilmeyerek bir yerde kişiler yönlendirilmelidir.

Bir diğer adım ise; her geçen gün yeni üniversitelerle birlikte,  yeni eczacılık fakültelerinin açılması  yerine,  mevcutların  kalitelerini artırmak ve uluslararası akreditasyon kurumlarınca akredite yönüne gidilmelerinin  sağlanması olduğuna inanıyorum. Ülkemizdeki bazı eczacılık fakültelerinde bu yönde ciddi çalışmalar mevcuttur.

Geçen yıl Kıbrıs Türk Eczacılar Birliği( KTEB) temsilci olarak katıldığım YÖDAK tarafından koordine edilen, aralarında eczacılık mesleğinin de yer aldığı, 7 meslek grubunun mezunlarının AB sınırları içerisinde serbest dolaşımına  yönelik (tıp, diş, eczacılık, veterinerlik, hemşirelik, ebelik ve mimarlık) AB uyum kriterleri ile ilgili olarak  AB Direktifi’ne uyum  çalışmaları yapılmıştı.Toplantılarda  gördüğümüz üzere bir takım eksiklikler olmasına karşın KKTC üniversitelerinde verilen eczacılık eğitiminin müfredat ve labaratuvar  imkanları açısından AB standartlarıyla büyük oranda uyum içerisinde olduğu gözlenmiştir.

Fakat her meslek eğitiminde olduğu gibi kalite süreklilik ve denetim gerektirir. Çıtayı hep yükseğe koymalı, hedeflere ulaşabilmek için ise çok çalışmalıyız. Fakültelerimiz ne kadar çok farklı Uluslararası Akreditasyon kurumlarınca akredite edilirlerse,  “Yüksek Öğretim Adası” olma   hedefi olan ülkemizdeki üniversitelerimizin dünyadaki saygınlığı  ve güvenilirliği bir o kadar daha artacaktır.

KKTC’de Eczacılık fakültelerine öğrenci alırken ele alınan kriterlere gelince;

KKTC’deki her üniversite, KKTC’li öğrencileri için kendi giriş ve burs sıralama sınavını yapmaktadır.

Burada dikkat çeken husus ; yapılan sınavlar sonucunda en yüksek puanları alan öğrencilerin büyük bir çoğunluğunun tıp, diş ve eczacılık fakültelerini tercih ettiğidir.

Biliyoruz ki başka sektörlerde de olduğu gibi bu sektörde de bazı sıkıntılar mevcuttur. Ne gibi sıkıntılarınız var ve eczacılık mesleğinin korunması, gelişmesi ve sürdürülebilirliği için neler yapılması gerekir?

Tabii ki önemli sıkıntılarımızdan bir tanesi ; ülkemizde plansızca yeni üniversitelerin ve bunlara bağlı eczacılık fakültelerinin açılmasıdır. Gerek KKTC üniversitelerinden gerekse diğer ülke üniversitelerinden özellikle son yıllarda,  her yıl katlanarak sayıları artan mezunlar nedeniyle bu duruma paralel olarak  sayısı her geçen gün büyük bir ivmeyle artan ve plansızca ve gelişigüzel noktalara açılan yeni eczaneler...

Eğitim Bakanlığı ve Devlet Planlama Örgütü tarafından her yıl yapılan değerlendirmeler ışığında ortaya konulan ihtiyaç fazlası bölümler içinde “eczacılık” yıllardır mevcut olmasına rağmen öğrencilerimiz bu mesleği okumayı seçmeye devam etmektedir.

Hatırlayacağınız gibi 2006/2007 yılında KKTC’de açılan ilk eczacılık fakültesi KKTC’li öğrenci kontenjanını 5 olarak belirlemiş ve bir süre bu sayıya sadık kalmıştır. Ancak daha sonra diğer üniversitelerin yeni açılan eczacılık fakültelerinin böyle bir uygulama içine girmemesinden dolayı bu üniversitemiz de maalesef kontenjan konusundaki kısıtlamasını kaldırmıştır. Üstüne üstelik yıllar içinde sayıları artan eczacılık fakülteleri sayesinde  şu anki mevcut durum ortaya çıkmıştır. Gelecek yıllarda görünen o ki mezun  sayısı çok daha fazla olacaktır.

Ancak gerçekçi olarak konuya bakacak olursak, KKTC’deki üniversitelerin eczacılık fakültelerindeki KKTC’li öğrenci kontenjanı kısıtlamaya gitmek de sorunu tek başına çözecek bir önlem olmayacaktır. Aklına eczacı olmayı koyan bir birey bu eğitimi kendi ülkesinde alamadığı vakit, bunu dünyanın başka bir ülkesinde alacaktır..

Sonuç olarak bu konuda iyi bir netice alabilmek için yapılması gereken en önemli şeyin kişilerin bilinç düzeyini artırmak , konuyla ilgili farkındalık yaratmak ve ülke şartlarını yeterince anlatmak olacaktır.

Gelişmiş dünya ülkelerinde Türkiye de dahil olmak üzere, ilaçlar eczanelerden alınmakta, ülkemizde ise ilaçlar hastanelerde devlet eliyle dağıtılıyor. Bu da hastane eczaneleri önünde uzun kuyruklara neden oluyor. Ayrıca zaman zaman ilaç sıkıntısı yaşandığı da oluyor. Bu sistem geçerli midir sizce?

Hastanelerin ilaç dağıttığı doğrudur.

Malesef halen gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi bu uygulama ülkemizde de devam etmektedir. Ne yazık ki bu durum özelde serbest çalışan 214 eczaneyi ekonomik yönden de negatif yönde etkiliyor.

Fakat bu uygulama ile daha önemli sorunlarla karşı karşıya kalıyoruz.

Şöyle ki; Devlet eliyle verilen ilaçların dağıtımı, bilgilendirmesi demiyorum farkındaysanız, meslektaşlarımız olan eczacılar tarafından değil de hastanede çalışan mesleği  eczacılık olmayan görevliler tarafından yapılmaktadır. Bu durumun yol açtığı başlıca sıkıntılar ise;

1 - Hastaya reçetede sunulan ilaçların doğru olup olmadığını kontrol edecek bir mekanizmanın eksikliği,
2 - Hastaya ilacın kullanımının, yan etkilerinin anlatılmayışı,
3 - Ayni ilacın farklı kutularda muadilinin verildiği zaman kişinin bu konuda bilgilendirilmeyişi (ayni ilacı da belki de defalarca yüksek doz alışı) olarak özetlenebilir.

Günün sonunda hastanın sadece bir çanta dolusu nasıl kullanacağını bilmediği ilaçlarla oradan ayrıldığı gerçeği ile karşı karşıya kalmaktayız.

Peki bu durum karşısında bir kısım hasta ne yapıyor?

Çoğu zaman bize, devlete bağlı olmayan serbest çalışan eczacılara, gelip ‘bunlar nedir nasıl kullanılır diye bilgimize başvurmak suretiyle bizlerden sağlık danışmanlığı yapmamızı istiyorlar..

Seve seve yapıyoruz tabii ki... Hasta/ilaç bilgilendirmesi, farmasötik bakım bizim görevimiz fakat sistem bu olmamalı...

Kaldı ki bir de bizlere gelmeyip o bir çanta dolusu ilaçla ne yapacağını bilmeyen, ya sormayan/sormaktan çekinen halkın durumunu düşünmek bile istemiyorum...

Bu konuda altını çizmek istediğim husus, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi Akılcı İlaç Kullanımının ülke genelinde uygulanmasını sağlamamızdır.

Daha anlaşılır olması bakımından “Akılcı İlaç kullanımı” kavramını biraz daha açmanız mümkün mü?

Akılcı İlaç Kullanımı(AIK), en yalın haliyle;

•Hastanın klinik gereksinimlerini karşılayan

•doğru tedaviyi, 

•uygun dozda, 

•yeterli sürede, 

•en düşük maliyetle almasıdır.

Almış olduğum eczacılık eğitimim sırasında hazırlamış olduğum master tezim;”. KKTC’de Akılcı İlaç Kullanımı” konusundaydı . Bu çalışmada KKTC bulunan mevcut 140 eczanenin tamamı ile ilgili hazırlamış olduğum anket sayesinde istatistik bilgilere ulaşılmış bu kapsamda hazırlanan tablolar ve grafikler yardımı ile akılcı ilaç kullanımı konusu; Hasta-Doktor- Eczacı ilişkisi KKTC ölçeğinde ortaya konmuştur. Ortaya çıkan durum; dünya geneline kıyasla KKTC eczanelerinin AİK konusunda ortalamanın üzerinde olduğu fakat hastaya verilen farmasötik bakım konusunda eczacının kendini sürekli güncellemesi gerektiğiydi. AIK’in ülke genelinde teşviki açısından eczacı, doktor, devlet kurumları ve hastalarımızın bir harmoni içerisinde çalışabilmeleri için henüz altyapının elverişli olmadığı da çalışmamız neticesinde ortaya çıkanlar arasındaydı.

Kıbrıs Türk Eczacılar Birliği bünyesinde başlatmış olduğumuz “Farkındalık Projesi”ne öncülük etmem ve bu konuda sorumluluk yüklenmemin sebebi, eğitimim sırasında öğrendiklerimi kendi ülkemde pratiğe geçirmek içindir.

Genel Sağlık Sigortası Yasa tasarısının durumu ne? Bu yasayla devletin ilaç dağıtımını eczanelere bırakması söz konusu olabilir mi? Eczacılıkla ilgili yeni yasal düzenlemelere ihtiyaç var mı?

2017’nin sonlarına doğru hayata geçilmesi planlanan bir GSS projesi gündemde.

Tüm reçete ve hasta bilgilerinin otomasyona geçmesi öngörülen bu sistemde birçok şey denetim altına alınacaktır. Şöyle ki;

- En başta hasta takibi kolaylaşacak,

- Hasta ilacına daha kolay, daha uygun fiyata ulaşabilecek,

 - Doktorun kaç hasta baktığı, eczacının kime ne kadar ilaç verdiği kayıt altına alınacak,

Tüm bunların yanı sıra, maalesef bazı ecza depolarının da şuan yasal ve etik olmadan yaptığı ve denetimsizlikten kaynaklanan sebeplere bağlı olarak bazı doktor ve kliniklere birinci elden ilaç dağıtmalarının önüne geçilecektir.

Otomasyon sayesinde her yapılan işlem, her satılan ilaç ve alınan hizmetin hesabı tutulabileceğinden gerçek anlamda bir vergilendirme olabilecektir. Bu da devlete ciddi bir para akışı demektir.

Umarım şu an bu konuyla ilgilenen devlet yetkililerimiz tüm bunları göz önünde bulundurup sağlam bir alt yapıyla bu işe imza atar.

Bu sistemdeki en elzem nokta KKTC sağlık sistemi şartları göz önünde bulundurularak, kendi altyapımıza uygun bir sistemi geliştirmektir.

Aksi takdirde mesleğimizin sürdürülebilirliği tehlikeye girmesi yanı sıra  ciddi finansal sıkıntılarla karşı karşıya kalmamız da kaçınılmaz olur. Bu yönde de sağlam adımlarla ilerlemeliyiz.

Küçük bir ada ülkesi olduğumuz hiçbir zaman unutulmamalıdır yoksa adaların kaçınılmaz kaderi olan GÖÇ, özellikle de yetişmiş beyin göçü kaçınılmaz olur.

İlaç kullanımı hakkında hastalar ne kadar bilinçli? İnsanımız bilgiye ulaşamıyor, ulaştığı bilgi doğru bilgi değil; internette televizyon-gazetelerde ilaçlar yada şifa verici ürünlerle ilgili çeşitli haberler görüyoruz ve bunları uygulayanlar da var. Aslında bir bilgi kirliliği var. Burada hastalara ne gibi önerileriniz yada uyarılarınız olur?

Tüm dünyada mevcut olan yanlış, gereksiz, etkisiz ve yüksek maliyetli ilaç kullanımı çeşitli boyutlarda sorunlara neden olmaktadır.

Dünyada bunlar olurken ülkemizde de yanlış ve gereksiz ilaç kullanımı halk sağlığını etkileyen ciddi bir sorundur. Akılcı olmayan ilaç kullanımı hastaların tedaviye uyuncunun azalmasına, ilaç etkileşimlerine, bazı ilaçlara karşı direnç gelişmesine, hastalıkların tekrarlamasına ya da uzamasına, advers olay görülme sıklığının artmasına, tedavi maliyetlerinin artmasına neden olmaktadır.

Eğitim seviyesinin bu denli yüksek olduğu bir ülkede maalesef zaman zaman bize yansıyan tablolar bizleri çok şaşırtmaktadır. Medyada, sağlık profesyoneli olmayan kişilerin denetimsizlikten istifade halka yansıttıkları yanlış/eksik/yalan bilgiler halk sağlığını ciddi şekilde tehtit etmektedir. Konu sağlık olunca doğru hareket ederek, ‘eczacıma, doktoruma danışmadan ilaç kullanamam’ diyen bir kesimin var olmasına karşın, bir o kadar da eş, dost, komşu ve konunun ehli olmayan ticari kişilerin tavsiyesiyle ilaç almaya eğilimli ciddi oranda bir kesim mevcuttur.

Evet bilgi kirliliği var, her zaman da olacaktır. Fakat biz ve bizim gibi sağlık çalışanlarının en temel görevlerinden birisi; halk sağlığını koruyup iyi yönde teşvik etmek için bıkmadan usanmadan doğru olanı sağlıklı olanı öğretmektir.

Unutmamalıyız ki Eczacınız en yakın sağlık danışmanınızdır.

Daha çağdaş bir Eczacılık hizmeti vermek için KTEB olarak ne gibi projeleriniz var? Eczacılıkık Farkındalık Projesi’nden bahseder misin? Bu projenin amacı ne?

Niye mi ‘Eczacılık Farkındalık Projesi?

Malesef günden güne çeşitli sebeplerden ötürü bazı kesimlerce eczacılık mesleğinin sağlık sistemindeki hak ettiği yeri,  ve önemi görmezlikten gelinerek bu meslek itibarsızlaştırılmaya çalışılmaktadır. Bu nedenle, eczacılık mesleği onuru adına sağlık sisteminde yaşamsal değeri olan bu mesleğin toplumdaki yeri, önemi ve görevlerini  bir kez daha gündeme getirmek ve bu suretle topluma  dünya standardlarında bir hizmet sunmak için bir farkındalık yaratmaktır.

ECZACILIK FARKINDALIK PROJESİ

Tüm dünyada yanlış, gereksiz, etkisiz ve yüksek maliyetli ilaç kullanımı çeşitli boyutlarda sorunlara neden olmaktadır. Bu etkiler arasında hastalık ve ölüm oranlarında artış olması,  ilaçların yan etki riskinin artması, kaynakların yanlış tüketilmesiyle sonuçta temel ilaçlara bile ulaşılabilirliğin azalması, acil ve temel ilaçlara karşı gelişebilecek dirence dayalı olarak, tedavinin ekonomik ve sosyal maliyetinin artması sayılabilir. Bu nedenlerden dolayı dünyada çeşitli çözüm yolları üretilmeye, geliştirilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda dünyada “Akılcı İlaç Kullanımı (AİK)” çalışmaları başlatılmıştır.

1985 yılında Nairobi’de yapılan DSÖ toplantısı AİK çalışmaları için başlangıç sayılmaktadır. AİK, DSÖ tarafından; kişilerin klinik bulgularına ve bireysel özelliklerine göre uygun ilaca, uygun süre ve dozda, en düşük maliyette ve kolayca ulaşabilmeleri olarak tanımlanmıştır.

Farkındalık Projesinin Amaç ve Kapsamı:

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yanlış ve gereksiz ilaç kullanımı halk sağlığını etkileyen ciddi bir sorundur. Akılcı olmayan ilaç kullanımı (AOİK) hastaların tedaviye uyuncunun azalmasına, ilaç etkileşimlerine, bazı ilaçlara karşı direnç gelişmesine, hastalıkların tekrarlamasına ya da uzamasına, advers olay görülme sıklığının artmasına, tedavi maliyetlerinin artmasına neden olur.

Temel amacımız, bu AOİK’nı zaman içinde en aza indirmek ve uzun vadede de ortadan kaldırmaktır.

AİK’na uymayan ciddi bir kesim olduğuna inanmaktayız. Bu oranı doğru olarak saptamak, amacımıza kısa sürede ve sağlıklı ulaşabilmek için toplumun ne kadarının akılcı olmayan ilaç kullandığını tespit etmek ve böylelikle hangi alanlarda toplum sağlığı ve bilincini artırmak için çalışmamız gerektiğini ortaya koyup o yönde farkındalık yaratmamız gerekecektir.

Farkındalık yaratmak adına Eczacılar Birliği olarak birçok kamu spotu geliştirdik.

Kamu spotunda kullanılan veriler;

1-Dünyada hergün binlerce insan eş, dost ve komşu tavsiyesiyle alınan yanlış ilaçlar yüzünden hayatını kaybediyor.

2- Dünyada hergün binlerce insan yanlış doz kullanımı yüzünden yaşamını yitiriyor

3- Dünyada hergün yüzlerce insan internet üzerinden denetimsiz satılan ilaçlar yüzünden yaşamından oluyor.

4- Dünyada hergün binlerce insan bilinçsiz ve kontrolsüz kozmetik ürün kullanımı yüzünden sağlığını kaybediyor

5- Unutmayın, çok ilaç değil doğru ilaç, fazla ilaç değil dozunda ilaç iyileştirir

6- Eczacınız size en yakın sağlık danışmanınızdır

7- Hekiminize ve eczacınıza danışmadan ilaç kullanmayın

8- Doğru ilaç kullanın, sağlıkla kalın, yaşamda kalın

9- Hastalıkta, sağlıkta ve güzellikte, hep birlikte

10- Eczane güvendir! Sizin ve aileniz için en güvenilir sağlık ürünlerinin sadece eczanelerde bulunduğunu asla unutmayın

11- Sağlığınızın nöbetçileriyiz!

Sonuç olarak; Hazırlanacak  anketlerden  elde edilecek istatistiksel sonuçlar ışığında ortaya çıkacak durum neticesinde,  bu sonuçlara bakarak, akılcı ilaç kullanımının yöntemlerini sistematik biçimde toplumun her kesimine uygulamak suretiyle  toplum sağlığı ve bilinç düzeyi artırılmış olacaktır. Gerek istatistik sonuçların  elde edilmesi sırasında kullanılacak anketlerin  geniş kitlelere ulaştırılmasında gerekse AİK uygulamalarının gerçekleştirilmesinde medyadan büyük ölçüde  yararlanılacaktır.

Son olarak, her yıl KTEB olarak Uluslararası eczacılık kongresine de katılıyorsunuz. Bu kongrelerden de kısaca  bahseder misin?

Geçen yıl, 1986 yılından beridir KKTC KTEB olarak  üyesi olduğumuz Uluslararası Eczacılık  Örgütü (FIB )tarafından Arjantin’de gerçekleştirilen  kongreye Birliğimizi temsilen katıldık.

Hatırlatmak gereği duyduğum bir husus da  resmi olarak tanınmayan ülkemizin Rum kesiminden önce bu yapıya üye olmayı başarmış olmasıdır.

Arjantin’de  KKTC’yi yönetim kurulumuzdan başkan ve benimle birlikte 2 eczacı temsil ederek ülkemizin adını eczacılık sözkonusu olduğunda dünyanın en büyük organizasyonunda , uluslararası eczacılık camiasında duyurmuştuk.

Bu yıl ise 77’incisi düzenlenecek olan kongrede çeşitli sunumlarla birliğimiz ve ülkemizi Seoul, Güney Kore’de, böylesi prestiji yüksek bir arenada bir kez daha duyuracağız.

Gündem Kıbrıs

 

 

Reklam
Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Kredo Muhasebe ve Danışmalık Şirketi, münhal açtı!..
Kredo Muhasebe ve Danışmalık Şirketi, münhal açtı!..
Bakanlar Kurulundan Kararname!..
Bakanlar Kurulundan Kararname!..