Günlük ekonomi analizi! - 7 Eylül

Para piyasalarında neler oldu, neler olacak? İktisatbank Hazine Grup Müdürü Emre Değirmencioğlu yazdı.


Günlük ekonomi analizi! - 7 Eylül

Enflasyonunu % 2,46 seviyesine indiren Brezilya, % 14’den başlattığı faiz indirim sürecini peş peşe 8. indirim ile bu sabah % 8,25 seviyesine çekti

 

Brezilya ve Rusya’nın benzer süreçlerden geçmesi ardından Türkiye’nin % 10,68 enflasyon oranı ve % 12 iş gören faiz oranı ile bir kademe daha ileriye çıktığını görüyoruz

 

Kuzey Kore’den korkan ancak fiyatlamayan küresel piyasaların ana konsantrasyonu bugün itibarı ile Avrupa Merkez Bankasına (ECB) çevrildi

 

ECB toplantısı 14:45 ve Başkan Draghi’nin basın toplantısı 15:30’da başlayacak

 

Draghi’nin güçlü EUR ve tahvil alım programı başlıklarına yönelik soru cevaplar ile terleyeceğini düşünüyorum. Öğleden sonra ciddi bir volatiliteye hazır olmak gerekiyor

 

Ciddi bir cari fazla veren ve ihracat ile büyüyen Almanya’nın güçlü EUR’dan şikayetçi olduğu bir gerçek

 

Draghi’nin bugün EUR’nun değerinden şikayetçi olması durumunda paritenin bir miktar kar satışlarına boyun eğebileceğini düşünüyoruz

 

FED Başkan yardımcısı, efsane iktisatçı Stanley Fischer, kişisel nedenlerden ötürü istifa etti. FED cephesinde güçlü bir ismin artık olmaması, doların elini daha da zayıflattı

 

Zayıf ABD doları, siyasi manada güçsüz Trump, devam eden risk iştahı ve FED’in faiz artırmayacağı beklentisi, yüksek faiz sunan TL’ye olan ilginin devam etmesine neden olabilir

 

Ø  Piyasa Özeti ve Yorumu

 

Dün küresel mali piyasalar, son dönemlerde olduğu üzere, günü temkinli iyimser bir seyirle tamamladı. Kuzey Kore tedirginliğinden etkilenen ancak fiyatlamayan piyasalar, son günlerde söz ettiğim üzere, devasa büyüklükte olan ve halen daha merkez bankaları tarafından normalleşemeyen para politikasının meyvesi olan bol paranın keyfini sürmeyi yeğliyor. Tıpkı bir parti havasında olan piyasalar, dışarda esen sert rüzgarlara gözlerini kapamayı tercih etmeye devam ediyor. Bu minvalde, zayıf ABD doları temasının ön plana çıkması ardından, EUR/USD paritesi 1,20’li seviyelere kadar yükselirken, altının ons fiyatı da 1,340 dolar seviyelerini test etti. Daha yılbaşında paritenin Trump politikaları ile 1’e doğru gideceği, ABD tahvil faizlerinin % 3 seviyesini aşacağı, doların tabir cazise ortalığı kırıp dökeceği beklenirken, gelinen noktada, doların paspal hali, yatırımcılara güvenli limanlar yerine riskli enstrümanlara yönelme isteğini aşılıyor. Bu minvade, alt yapı yatırımları, vergi indirimleri, büyük ve güçlü Amerika söylemi, Meksika’ya duvar öreceğim diyerek korku ve göz dağı veren Trump, gelinen noktada herhangi bir skor bile elde edemedi, önemli sayılabilecek yasa geçiremedi. Trump’ın maliye politikası ile yaratacağı enflayson endişesinin de ortadan kalkması, dahası açıklanan makroekonomnk verilerin FED’in elini kuvvetlendirmek bir yana daha zayıflatması doların değer kaybetmesine yetti. ABD tahvil fazileri % 2,07 ile bu yılın en düşük düzeyine geriledi. Öte yandan, yakın geçmişte Fransa seçimlerini hatırlarsınız. Le Pen – Macron heyecanını yaşayan, Fransa’nın da Brexit gibi Frexit yapabileceği endişesi ile sarsılan Avrupa, Birliğin bütünlüğü koruyacak Macro isminin seçilmesi ile 1,07 seviyelerinden pariteye start vererek, Avrupa cephesinde kıpırdayan büyüme verileri ile bu denli gevşek para politikasının artık ihtiyacının da sorgulanması ile 1,20’li seviyelere kadar gelindi. Bugün bu minvalde önemli bir gün. Portekiz’de geçen aylarda konuşan Başkan Draghi’nin deflasyon yerine artık enflasyon konusuna dem vurmasıyla daha da ivmelenen hareketin zayıf dolar teması ile birleşerek Birliğin ihraçat avantajını yakaladığı kur rüzgarını terse çevirmeye başlaması nedeniyle, Başkan Drahgi’nin bugün konu hakkında yorumlarını piyasalarda muhakkak etki yaratacaktır. Tüm faiz oranlarının sabit tutulmasının beklendiği toplantı ardından mikrofon karşısına geçecek olan Draghi’den şahin yorumlarda bulunmasını beklemiyoruz. Özellikle EUR’nun yüksek seviyesinin ekonomik aktiviteye zarar verdiği yönünde şikayetçi bir uslubun takınılması, EUR cephesinde kar satışlarını tetikleyeceği düşünüyoruz. Aksi bir durumda ise, son günlerin en yüksek seviyesi olan 1,2070 tekrar test edilmek istenebilir. EUR’nun değer kaybetmesi, doların değer kazanmasın anlamına geldiğinden içerde de USD/TL kuru üzerinde yukarı yönlü bir etki yaratabilir. Böyle bir durumda günlerdir 3,45 seviyesini aşamayan USD/TL kurunun daha yukarı seviyeleri test etmesi normal karşılanmalıdır. Başkan Draghi’nin EUR’nun yüksek seviyelerinden şikayetçi olmaması durumunda ise USD/TL kurunda 3,40 – 3,41 aralığı test edilmek istenebilir. Çok rahatlıkla söyleyebiliriz ki bugün öğleden sonra ciddi anlamda tüm piyasalara yayılan bir volatiliye hazır olmak gerekiyor.

 

Yeni gün başlangıcına Brezilya Merkez Bankası’nın ard arda 8. faiz indirimi gündemin ilk sırasında yer alıyor. Geçen sene faiz oranını % 14 seviyesinin üzerine taşıyan Brezilya, enflasyon oranını % 2,46 seviyesine kadar geriletmede başarı göstermesi ardından faiz oranını da % 8,25 seviyesine çekti. Diğer bir örnek ise Rusya... Enflasyonu % 3,3 seviyesine gerileyen Rusya’nın önümüzdeki hafta faiz mevcut % 9’un altına çekmesi bekleniyor. Reel faiz anlamında ciddi bir spread ödeyen bu ülkelerin hamlesi ardından daha fazla kur seviyesi ve nominal faiz ile ilgilenen yabancı yatırımcıların TL’ye yönelik iştahlarını bir kademe daha artırması ihtimal dahilinde görünüyor. Türkiye cephesinde faiz hamlesinin geç ve etkin bir şekilde yapılamaması ardından gelinen noktada iş gören faiz olarak adlandırdığımız ağrılıklı ortalama fonlama faizi % 12 seviyesinde dolaşırken (bu kadar iyimserliğe rağmen faiz indiremiyoruz) enflasyonumuz ise % 10,68 seviyelerinde geziniyor. Dahası baz etkisi ile Ekim ayında enflasyonun % 11 seviyesinin üzerine çıkmasını; Aralık ayında ise gerileyeceğini düşünüyoruz.

 

Türk mali piyasalarında Borsa ve kur cephesinde görünüm olumlu olmasına rağmen, tahvil cephesinde yüksek enflasyon ve Hazine’nin yüksek borçlanma ihtiyacı nedeniyle iyimser havaya ayak uydurmakta zorladığını görüyoruz. TCMB’nin faiz silahı hele hele rakiplerinin ciddi anlamda faiz indirdiği bir dönemde TL ve TL cinsi yatırım araçlarına olan ilgiyi canlı tutabilir. Kur cephesinde 3,41 - 3,42 aralığının pes etmesi durumunda, haftalık grafiklerde 3,35 seviyesine kadar bir boşluk olduğunu not etmek gerekiyor. Yukarda ise 3,45 seviyesinin aşılıp aşılamayacağına bakacağız. Biriken pek çok risk şu anda görülmek istenmiyor. FED faiz artırmıyor devasa bilançoyu (4,5 tirlyon dolar) çok yavaş bir şekilde küçültecek. Bunun anlamı elverişli finansal koşulların devam edeceği yönünde. Hal böyle olunca, yatırımcılar nasıl olsa birşey olmaz havası ile getiri peşinde koşmaya devam ediyor. Bu durum sağlıklı bir görünüm arz etmiyor. Törenle gerileyen kur, şartların değişmesi durumunda çok sert bir şekilde yukarı gelebilir. Özellikle Almanya seçimler ardından Türkiye’ye yönelik politika değiştiren Almanya’nın tutumunu korumaya devam etmesi, yakın gelecekte (AB çıpası) Türk Mali piyasaları için risk teşkil edebilir.

 

EMRE DEĞİRMENCİOĞLU

İKTİSATBANK HAZİNE GRUP MÜDÜRÜ