Günlük ekonomi analizi!

Kıbrıs ekonomisi için para piyasalarındaki sert hareketler büyük etki gösteriyor. Peki yeni haftada hangi başlıklara dikkat etmek lazım? İktisatbank Hazine Grup Müdürü Emre Değirmencioğlu günlük ekonomi analizinde madde madde sıraladı.


 Günlük ekonomi analizi!

Merkez Bankalarından gelen şahin açıklamalar, küresel faizlerin yükselmesine neden olurken, gelişmekte olan ülke para birimleri de baskı altında kalmaya başladı

 

Dün USD/TL beklediğimiz hareketin ilk adımını attı. Gün içi en yüksek 3,5665 seviyesinden işlem geçerken, gecelik kapanış da 3,55 seviyesinin üzerinde gerçekleşti (3,5578)

 

Bugün “Independence Day – Bağımsızlık Günü” nedeniyle ABD piyasaları kapalı konumda olacak. İşlem hacminin göreceli düşük, yatay seyrin ise ön planda olmasını bekliyoruz

 

USD/TL kurunda yükselişin teyidi anlamında bugün de 3,5450 / 3,5550 bandının üzerinde gecelik kapanış görmemiz gerekiyor

TÜİK ve DPÖ tarafından açıklanan Haziran ayı enflasyon rakamları, son 9 senenin zirvesinden hafif çapta geri çekilmeye işaret etti (bakınız grafik)

 

Ø  Piyasa Özeti ve Yorumu

 

Doların baskı altında kaldığı, risk iştahının canlı seyrettiği, bol likiditenin yarattığı parti havasının egemen olduğu yılın ilk yarısının sonlarında birilerinin ışığı açarak adeta müziğin sesini kısması, devam eden parti ortamının tadını kaçırdı. Neden mi söz ediyorum? Biraz açayım. Dün de aslında değindiğim üzere, 2008 yılında patlak veren kriz ardından durma noktasına gelen ekonomik aktiviteyi canlandırmak ve bunun yanısıra tıkanan kredi kanallarını açmak ve reel sektörü rahatlatmak adına, önde gelen merkez bankaları, piyasalardan tahvil alarak yerine piyasaya geri para verdiler. Önde gelen 4 Merkez Bankasının bu hamlesi ile bilanço büyüklüğü 2008 senesinde 3,4 trilyon dolardan 13,7 trilyon dolara yükseldi (piyasaları paraya boğdular). Resmen paraya boğulan ve artık parayı park edecek yer bulamayan fon yöneticileri ise, önce borsaları sonra artan risk iştahı ile gelişmekte olan ülke para birimlerine hücum etti. Bu dönem zarfında, faiz oranını kabaca % 8’den % 12’ye yükselten TCMB’nin hamlesi de, USD/TL kurunun 3,94 seviyesinden 3,4750 seviyesine kadar gerilemesine olanak tanıdı. Yani, dışardaki bol para yeniden cazip olan Türk varlıklarına akmaya başladı. Bu minvalde Borsa’nın da 100 bin seviyesini aşmasını ön plana çıkarabiliriz. Lakin, 2008 yılında konut sektörü önderliğinde patlak veren krizin 9 senedir toparlamak / tamir etmek için uğraşan merkez bankaları, piyasada bu kadar fazla paranın yaratabileceği olası yeni bir kriz veya şişmeye başlayan varlık balonu veya faizlerin bu kadar düşük hatta negatif seyretmesine karşı rahatsızlığını sanki ağız birliği yaparcasına geçen haftalardan itibaren yüksek sesle dillendirmeye başladılar. İlk önce faizi artıran sonra düşük enflasyon geçicidir diyen FED, akabinde sürpriz bir çıkış yaparak tahvil alımların sonladırabileceği yorumunda bulunan Avrupa Merkez Bankası, dahası Brexit ve politik bilinmez nedeniyle hep temkinli olan İngiltere Merkez Bankası’nın birden teşvikleri azaltma ve faiz artırımı konusunda ilerleyen aylarda hamle yapabileceklerini söylemesi ile hava birden değişti. Bunun en güzel örneğini söz konusu ülkelerin 10 yıllık tahvil faizlerinde izliyoruz. Almanya 10 yıllık devlet tahvil faizlerinin getirisi kabaca % 0,25 seviyesinden % 0,50 seviyesine; ABD tahvilleri % 2’den % 2,35’e ve İngiltere faizleri ise % 1’den % 1,3 seviyesine sıçradı. Altının ve petrolün değer kaybı ile bir miktar riskten kaçan piyasalar, görüleceği üzere güvenli liman arayışına girdiler.

 

Dün bu gelişmelere ilave olarak, ABD'de açıklanan imalat sanayi ISM endeksinin de beklentilerin üzerinde hatta son 3 senenin zirvesinde sonuçlanması, benzer bir şekilde Euro Bölgesi imalat sanayı PMI endeksinin de 74 ayın zirvesini test etmesi, küresel merkez banklarının gevşek para politikasından çıkış isteğini teyit ederek küresel piyasada günün harekli geçmesine neden oldu. Dolar endeksi dün günü yükselişle tamamlarken, Türk Lirası ve Güney Afrika Randı (son haftaların en çok değer kazanan iki para birimi) en çok değer kaybeden para birimleri oldu. Türk Lirasında değer kaybının alternatif piyasalara pek de sirayet etmediğini görüyoruz. Borsa Istanbul günü neredeyse önemli bir değişim göstermeden tamamlarken, 10 yıl vadeli tahvilin bileşik faizi ise günü 7 baz puanlık yükseliş ile % 10,60 seviyesinden tamamladı.

 

Bugüne döndüğümüzde ise ABD piyasaları Kurtuluş Günü nedeniyle kapalı konumda olacak. Küresel işlem hacminde göreceli düşük ve yatay bir seyir izlenebileceğini düşünüyoruz. ABD borsaları dün geceyi yükselişle tamamlarken, sabah saatlerinde Asya piyasalarında satıcılı bir hava hakim. Kuzey Kore’nin füze denemesinin yarattığı bozulma ön planda görünüyor. Mali piyasaların gündeminde bugün İngiltere’de açıklanacak PMI rakamları, Euro Bölgesi üretici enflasyonu takip edilebilir. Piyasaların tüm konsantrasyonu Cuma günü ABD’de açıklanacak istihdam raporunda olacaktır. Cuma günü açıklanacak veri setinin beklentilerin üzerinde sonuçlanması durumunda, ABD cephesinde işlerin yolunda gittiği algısı artacak ve beraberinde daha şahinleşecek bir FED piyasalarda var olan satıcılı havayı destekleyebileceğini düşünüyoruz. Elbette, Kuzey Kore’nin füze denemesi, Katar konusunda gelişmeler, Almanya'da düzenlenecek olan G20 Zirvesi, zirvede görüşecek olan liderler (Trump-Putin) gündemi meşgul tutması beklenebilir.

 

Ø  Fay hattında biriken enerji açığa çıkıyor #USD/TRY

 

Uzunca bir süredir devam eden teknik formasyonun yavaş yavaş sonuna geldiğimiz dün bültenimizde paylaşmıştık. Dün küresel tahvil faizlerinin yaratmış olduğu negatif baskıya paralel gelişmekte olan ülke para birimleri satış baskısına maruz kaldı. Son dönemlerde fazlaca alınan TL ve Güney Afrika Randı’nın düşüşte başı çektiğini görüyoruz. Aşağıdaki teknik resimden de görülebileceği üzere, 200 günlük ortalamalardan günlerdir gelen alımların eşliğinde yukarı yönlü hareketin dün ilk işaret fişeği atıldı. Gün içerisinde 3,5665 seviyesine kadar yükseliş kaydeden USD/TL kuru, günü de 3,5578 seviyesinde tamamladı. Teknik anlamda yükselişin teyidi bağlamında 3,55’li seviyelerin üzerinde bir gece daha kapanış görmemiz gerekiyor. Daha da detaya girereksek yukarda 100 günlük ortalamaların (EMA) 3,5596 seviyesinin aşılması gerekiyor. Her ne kadar alçalan takoz formasyonun hedefi çok daha yüksek seviyeler olsa da, yükselişin devam etmesi durumunda yukarda ilk hedef seviyemiz 3,6415 olacaktır.


 

Ø  Enflasyonda yüksek seviyeler korunmaya devam etse de, baz etkisi ile gerileme görüyoruz

 

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Haziran ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. Nisan ayında % 11,87 ile tepe yapan ve 2008 yılından beri alışık olmadığımız seviyeleri yükselen TÜFE enflasyonu, peş peşe iki aydır gerileme kaydediyor. Reuters anketine katılan ekonomistlerin aylık % 0,10 artış yönünde olan medyan beklentisinin aksine, Haziran enflasyonu % - 0,27 gerileyerek bir miktar da olumlu yönde sürpriz yaptı. Böylelikle, Mayıs ayında % 11,72 seviyesinde olan yıllık enflasyonun % 10,90 seviyesine gerilediğine şahit oluyoruz. Enflasyonun alt kalemlerine baktığımızda, manşet enflasyonda yavaşlamanın arkasında giyim ve ayakkabı grubunda % 1,25 olan düşüşün başı çektiğini görüyoruz. Fiyatı % 42 düşen domates ve beraberinde aylık bazda % 1,06 gerikeyen gıda fiyatları ikinci; ulaştırma grubu % 0,84 düşüşle üçüncü ve elbette Türk insanının barometresi konumunda olan USD/TL kurundaki gerileme enflasyona olumlu anlamda (ithal girdi mal fiyatları üzerinden) yadımcı olmuş. Bu bağlamda çekirdek enflasyondaki düşüşe de dikkat çekmek istiyorum. Mart ayında % 9,46 ile zirveye yapan TCMB’nin favori endeksi “C” (eski “I”) Haziran ayında % 9,20 seviyesine geriledi. Üretici cephesinde ise manşet enflasyon aylık % 0,07 ile oldukça sınırlı yükseliş kaydettiğini görüyoruz. Bu veri ile birlikte, Nisan ayında % 16,37 seviyesine ulaşan yıllık üretici fiyat enflasyonu, %14,87 seviyesine gerilemiş oldu.

 

KKTC Devlet Planlama Örgütü’nün (DPÖ) verileri de dün açıklandı. İthalat odaklı ekonomik yapısı nedeniyle kura daha da duyarlı olan KKTC ekonomisi, son aylarda yaşanan düşüşlere rağmen, Türkiye cephesinde aylık olarak gerileyen enflasyondan negatif ayrışarak Haziran ayında % 0,68 yükseliş kaydetti. Bu rakamlarla birlikte, Nisan ayında % 16,29 ile 2009 yılındaki seviyelere dönen manşet TÜFE enflasyonu, Mayıs ayında % 15,94’e sınırlı düşüş kaydetmesi ardından Haziran ayında da düşüşünü devam ettirerek % 15,02 seviyesine geriledi. Enflasyonun alt kalemlerinde, aylık olarak gıda ve alkolsüz içecekler kaleminde % 2,24 düşüş ve akaryakıt kalemlerinde % 0,65 düşüş olumlu yönde katkı koyarken, yıllık enflasyonda genele yayılan bir fiyat baskısının hakim olduğunu görüyoruz. Geride bıraktığımız Temmuz ayında % 1,16 olan aylık düşüş nedeniyle Temmuz 2017 enflasyonunun düşüş için bir miktar daha destek olacağını düşünsem de, Ağustos ve Eylül aylardında negatif baz etkisi ile enflasyonun yeniden yükselebileceğine ihtimal veriyoruz.