İktisatbank Hazine Grup Müdürü Emre Değirmencioğlu'ndan günlük ekonomi analizi!

Kıbrıs ekonomisi için para piyasalarındaki sert hareketler büyük etki gösteriyor. Peki yeni haftada hangi başlıklara dikkat etmek lazım? İktisatbank Hazine Grup Müdürü Emre Değirmencioğlu günlük ekonomi analizinde madde madde sıraladı.


İktisatbank Hazine Grup Müdürü Emre Değirmencioğlu'ndan günlük ekonomi analizi!

Oy hakkına sahip NY FED Başkanı Dudley’in dünkü açıklamaları doların elini kuvvetlendirdi

 

Bol ve ucuz likiditenin yarattığı “irrasyonel coşku” pek çok finansal varlıkta rekor fiyat artışlarına neden oluyor

 

Dudley’in açıklamalarına rağmen ABD borsaları geceyi rekor yükselişle tamamladı (yılbaşına nazaran yükseliş % 10)

 

FED’in bilanço küçültmesine kadar (son bahar) risk iştahının korunacağı ve gelişmekte olan ülke para birimlerine yönelik fon akımlarının devam edeceğini düşünüyoruz

 

TL’nin sunmuş olduğu yüksek getiri ise yatırımcıların ağzını bir müddet daha sulandırmaya devam edecektir

 

Piyasalar, BAE’den gelen Katar ile ilgili iç açıcı olmayan haberleri ve Suriye cephesinde ABD-Rusya gerginliği göz ardı etmeye devam ediyor

 

İngiltere Merkez Bankası Başkanı Carney ve FED Başkan Yardımcısı Fischer’in açıklamaları bugün takip edilebilir

 

Destekleyici yurtdışı faktörler ve beraberinde TL faiz cazibesi ile USD/TL cephesinde 3,55-3,56 seviyesi geçilmeden anlamlı bir yükselişten söz etmek şimdilik zor görünüyor

 

Ø  Piyasa Özeti ve Yorumu

 

FED’in efsane Başkanı Greenspan’ın dediği gibi piyasalarda var olan “irrasyonel coşku” dün de tüm kuvveti ile devam etti. Her ne kadar önemli bir haberin arka planda yatmasa da, ABD’de pek çok önde gelen endeks geceyi rekor tazeleyerek tamamladı. Kabaca, Dow Jones Sanayi endeksinin ve S&P500’ün yılbaşına nazaran % 10 değer kazandıklarını görüyoruz. Piyasalarda var olan bol ve ucuz likiditenin park etmek için yer aradığı günümüz finansal sisteminde, büyüme rakamları kriz öncesi seviyelerden uzak olmasına rağmen, bol para sermaye piyasalarında boy göstermeye devam ediyor. Önde gelen 3 merkez bankasının (FED, ECB ve BoJ) 2008 yılında bilanço büyüklüğünün 3,4 trilyon dolar seviyesinden 13,7 trilyon dolar seviyesine yükseldiğini not edersem ne demek istediğim daha rahat anlaşılır diye düşünüyorum. Tahvil alımlar ile piyasaları paraya boğan ve tıkalı kredi kanallarını açarak ekonomik aktiviteyi canlandırmaya çalışan yeni dünya düzeninde halen daha enflasyon yaratılamaması, merkez bankalarının devasa teşvikleri gündemde tutmasına sebebiyet verirken, bol paranını varlık fiyatlarını şişirmesi ile yeni bir krizin de kapıda yattığına inanmaya başladık. Lakin, geçen hafta FED’in faiz artırımını da bu minvalde değerlendiriyoruz. Her ne kadar istihdam piyasası tam istihdam seviyesine ulaşmış olsa da, halen daha enflasyon hedefin gerisinden geliyor. Dün bu konulara değinen FED’in güvercin ve oy hakkına sahip New York FED Başkanı Dudey, ABD ekonomisinin güçlü olduğuna vurgu yapmak suretiyle “para politikasını sıkılaştırmaya şu anda ara verilmesi ABD ekonomisini tehlikeye atar” şeklinde şahin ve geçen hafta alınana kararı desteklercesine bir açıklama yaptı. Dudley’in açıklamaları öncesinde 1,1210 seviyesinde olan EUR ve 1,28 seviyelerinde olan GBP, günü doların değer kazanması ile 1,1140 ve 1,2720 seviyelerine kadar gerileyerek tamamladı. İçerde de benzer bir tablo görüldü. Borsa Istanbul küresel borsaların coşkulu havasına eşik ederek günü % 1’in üzerinde yükselişle tamamlarken, USD/TL kuru sabah saatlerinde 3,4880 seviyesini test etmesi ardından günün ikinci yarısında 3,5280 seviyesine yükseldi.

 

Dün sabah saatlerinde, 3,50 seviyesinin üzerinden yönünü kademeli olarak 3,48’li seviyelere çeviren USD/TL kurunun, şirketlerin döviz borcuna yönelik Bloomberg haber sitesinde yayımlanan bir haberden de etkilendiğini düşünüyoruz. TCMB, nette döviz borcu olan şirketlere (döviz varlıkları ile döviz yükümlülükleri arasında fark) hedge etme zorunluluğu getiriyor. TCMB’nin sitesinden elde ettiğimiz veriye göre, finans kesimi dışındaki şirketlerin döviz borcu Mart 2017 itibarı ile 196 milyar dolar düzeyinde. TCMB, ayrıca toplam döviz açık pozisyonun yaklaşık % 80'nin 2000 şirkette olduğu yönündeki tesbitini de paylaşmak istiyoruz. Şirketlerin döviz borcunun olması ve kurun özellikle sene başında 4 seviyesine doğru yürümesi, pek çok şirket finansalları üzerinde ciddi anlamda tahribat yaratmıştı. TCMB’nin şirket döviz yükümlülüklerine yönelik hedge stratejisi temelinde finansal istikrar için olumlu bir adım olsa da, pratikte pek çok zorluğu da beraberinde getiriyor. Örneğin, pek çok şirketin finansal rakamlarının tutarlılığı, hedge işleminin nasıl yapılacağı (spot piyasadan mı, vadeli piyasadan mı), alınacak korumaya karşı ödenecek maliyet gibi pek çok bilinmez nedeniyle, dün haberin patlak vermesi ardından USD/TL kuru hızlı bir  yükselişe tepki verse de, finansal kırılganlığı azaltmak adına, TCMB’nin adımını (her ne kadar kısa vadede sancılı olacak olsa da) destekliyorum.

 

Yeni gün başlangıcında da piyasaları rahatsız edecek bir haber görünmüyor. Keza, bol likiditenin yarattığı sarhoşluk etkisi ile pek çok risk de göz ardı edilebiliyor. Mesela, Rakka’da tuhaf işler oluyor ama biz Suriye’yi artık konuşmuyoruz. ABD, Suriye’de uçak düşürürken, ABD-Rusya ilişkilerinde hafif çapta da olsa gerginlik görünüyor. Benzer bir şeklide, Katar krizi devam ederken, BAE cephesinden gelen ve henüz bir mutabakat zemini oluşmadığına işaret eden açıklamalar da jeopolitik risklerin devam ettiğini gösteriyor. Ancak dediğim gibi, bol likidite şu anda girecek ve park edecek delik arıyor. FED’in piyasaları rahatsız edecek bir politika düzlemine geçmesine ise daha zaman olduğu inancı hakim. Bu nedenle para yapmak için gün bugün olarak görünüyor. Gelişmekte olan ülke para birimlerinin sunmuş olduğu yüksek getiri de yukarda izah etmeye çalıştığım üzere yurtdışı yatırımcıların ağzını sulandırıyor. Politik takvimi sakinleyen ve en yüksek getiriyi sunan TL ve TL cinsi yatırım araçları, bu süreçten olumlu anlamda etkileniyor. Güney Afrika’da Zuma, Brezilya’da ise Temer krizi yaşanırken, Türkiye sessiz politik gündemi ile şu anda revaşda olan bir konumda. Bu olgunun bir müddet daha devam etmesini bekliyoruz. TCMB’nin iş gören faiz oranını (ağrılıklı ortalama fonlama faizi) % 12 seviyesine yakın tutması ile kur baskı altına alındı. Yani farklı bir söylem ile % 12 Merkez Bankası faizi ; % 15 bankaların verdiği mevduat faizi ile kur 3,50 seviyesinin etrafında duruldu. Dünya enflasyon üretemezken, içerde enflasyon % 12 seviyesinin hemen altında salındığını da unutmadan, TCMB’nin fonlama faizini gevşetmesi ardından kurun tepkisine yakın gelecekte hep birlikte bakacağız. Kurun faiz ile baskı altında tutulması, ödemeler dengesi üzerinden ileriye yönelik kriz ithalinden başka birşey değildi. Dengeyi iyi gözetmek gerekiyor. Özetle, TL’nin sunmuş olduğu muazzam getiri ve beraberinde destekleyici dünya finansal koşullarının da yardım ile kur cephesinde aşağıda 200 günlük ortalamaları geçtiği 3,4860 yukarda ise kabaca 3,5550 – 3,56 seviyesine dikkat etmek gerekiyor. Bu seviyeler kırılmadığı sürece kurun yönü bu iki sıkışık bant aralığı içinde olacağını düşünüyoruz. Sessiz güne FED Başkan yardımcısı Fischer ve İngiltere Merkez Bankası Başkanı Carney’in konuşmaları renk katabilir.

EMRE DEĞİRMENCİOĞLU

İKTİSATBANK HAZİNE GRUP MÜDÜRÜ