Yüksel Akay Ekonomi Kıbrıs Prestige dergisine konuk oldu, yatırımları ve sektörü değerlendirdi!

Kıbrıs ekonomisinin güçlü markalarından Girne Akay Optik, yatırımlarına ve yeni anlaşmalara devam ediyor. Firma direktörü Yüksel Akay, Kıbrıs'ın tek ekonomi ve iş dünyası dergisi Ekonomi Kıbrıs Prestige Mayıs sayısında kapak konuğuydu. Dikkat çeken açıklamalar yaptı. İşte detaylar.


Yüksel Akay Ekonomi Kıbrıs Prestige dergisine konuk oldu, yatırımları ve sektörü değerlendirdi!

EKONOMİ KIBRIS PRESTIGE

Dünya markalarını Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne taşıyan Girne Akay Optik, Swarovski, Swatch ve Pandora’dan sonra Vedi Vero’yu da bünyesine kattı. İşletmenin direktörü ve Kıbrıs Türk Ticaret Odası Asbaşkanı Yüksel Akay ile hem firma faaliyetlerini, hem de sektörün sıkıntılarını konuştuk.

 

Güçlü markaların tek çatı altında buluştuğu Girne Akay Optik neler yapıyor KKTC’de?

KKTC’de her zaman için güncel olmaya çalışıyoruz. Sadece ürün markaları modelleri değil, teknolojiyi de buna bağlı olarak güncel tutmaya çalışıyoruz. Temsilcisi olduğumuz markaların en yeni modellerini  Avrupa ile veya üretildikleri ülkelerle birlikte eş zamanlı olarak piyasaya sunmaya çalışıyoruz. Bunu yaparken fiyat politikamıza dikkat ediyoruz. Türkiye ve Güney Kıbrıs’tan daha cazip olmak için çaba içindeyiz ve büyük ölçüde de başarıyoruz.

Uzun yıllardır getirdiğimiz markalar, temsilcisi olduğumuz markalar var. Bunları sürekli ithal ediyoruz. Güvendiğimiz Avrupalı firmalar ile distribütörlük anlaşmalarımız var. Sürekli olarak çalıştığımız firmaların en güncel ürünlerini müşterilerimize sunuyoruz.

Bu arada yine sürekli olarak güncel ürün ve teknikleri, bilgilendirme toplantıları ile doktorlarımızla iletiyoruz.

Tabii burada ürünler değil de, sektördeki teknolojik gelişmeler konusunda bilgi paylaşımı yapıyoruz.

 

EN YENİ MARKA ANLAŞMASI: VEDI VERO

Gerçekten özel markalarla çalışıyorsunuz ve bu işi tanınmayan KKTC’de yapıyorsunuz. Ticarette ambargonun varlığına inanıyor musunuz?

Hayır inanmıyorum. Doğru adımlarla, ambargo denen o yanlış uygulamalar delinebiliyor.

Biz ambargoların en yoğun olduğu söylenen dönemlerde de, hatta bugün bile yeni bir markanın distribütörlüğünü aldık. Güneş gözlüğü ve optikte yeni bir dünya markası olan Vedi Vero markası artık depomuza girdi. Satışlar başladı. Burada da fiyatlarımız yine Türkiye fiyatlarının çok altında olacak.

Diğer markalarımızdan da örnek verebilirim ambargo iddialarına. Mesela Pandora veya Swarovski. Biz Swarovski’nin  9 yıldır distribütörlüğünü yapıyoruz. Direkt olarak Avusturya ile çalışıyoruz. Tabii ki bu süreci aşmak zor oldu. Kuzey Kıbrıs diye bir memleket olduğunu anlatmak biraz zahmetliydi ama doğru anlattığınız zaman başarabiliyorsunuz.

[ilgili-haber=2235]

 

“TÜRKİYE’DEN YÜZDE 13, GÜNEY KIBRIS’TAN YÜZDE 25 DAHA UCUZUZ”

 

Tebrikler. Peki şimdi nasıl işbirliğiniz?

Şu an her şey harika. Doğru yaklaşımda bulunursanız, doğru cevaplar da alıyorsunuz. Mesela  biz Swarovski’yi ithal ettikten sonra gördük ki en büyük rakibimiz Güney Kıbrıs ve Türkiye pazarı. Onların fiyatlarının üzerinde olursak, müşterimiz kaçıyor.

Özellikle adada Güney’e geçmek çok kolay, bir yürüme sınırımız var. Bir yol izledik ve firmayı da bir süre sonra ikna edebildik.  Mantık şu; Biz bu farkı fabrikadan istemeden kendi kar marjımızdan feragat ederek daha ucuza satarsak, hem Güney’deki satıcıları etkilemeyeceğiz, hem de buradaki müşterimizin Güney’e yönelerek bizde de olan güncel modelleri Euro farkı nedeniyle daha pahalı almasına engel olabileceğiz. Bunu başardık da.

Firma, kar marjımızdan feragat ederek Güney Kıbrıs’ın altında fiyatlarla satmamıza izin verdi. Şu anda Türkiye’den % 13 daha ucuz, Güney Kıbrıs’tan gün be gün Euro’ya bağlı olarak en az  %25 altında fiyatlarla güncel ürünleri perakende satıyoruz.

Bütün ürünlerimizde olduğu gibi bizim ülkemizdeki Swarovski’yi tercih edenler, Türkiye’den ve Güney Kıbrıs’tan çok daha ucuza satın almış olacaklar.

 

Swatch için de geçerli mi aynı durum?

Fiyat listelerimiz Türkiye’den TL olarak geliyor. Dolayısıyla Türkiye fiyatları ile çalışıyoruz. Perakende  tavsiye edilen fiyatlarla satış yapıyoruz. Güney tarafı Euro ile çalıştığı için bizim fiyatlarımızın çok üstünde aynı ürünleri satıyor. En ufak bir döviz yükselmesinde, aradaki makas daha da açılıyor.

Aynı şey gözlük camlarımızda da geçerli. Çünkü kardeş firmamızın Türkiye’de cam fabrikası var. Oradan cam tedariki yapıyoruz. Şu anda Türkiye’de gözlükçülere verilen fiyattan biz de müşterilerimize cam verebiliyoruz. Özellikle uzak ve yakının beraber tek parçada olduğu varifokal camlar için de fiyatlarımız Türkiye fiyatlarının yüzde 40 altında.

Stok camlarda da durum benzerdir. Bizim stokta tutuğumuz bir çift organik ayna kaplamalı camın bizdeki fiyatı 80 TL iken, Türkiye’deki fiyatı 120 TL’dir.

 

“SATIŞ SONRASINA ÇOK BÜYÜK ÖNEM VERİYORUZ”

Girne Akay Optik’i farklı kılan ayrıcalıklar neler?

Doğru adımlar doğru politikalar ve müşteri odaklı hareket. Yıllar öncesinden uzmanlık eğitimi almış olmak ve konusunun uzmanlarını kendinizin yetiştirmesi.

Bünyemizde tam zamanlı bir eğitim profesyonelimiz var. Bütün elemanlarımız bir rotasyonla eğitim alıyorlar. Bu sadece teknik eğitim değil. Bunun yanında moda,  güncellik eğitimi, renk ve desen eğitimi gibi birçok başlık var. Bu nedenle personelimiz daha güncel modayı takip etme fırsatı buluyor. Markaları, sektörü takip ediyorlar.

Ayrıca fiyat olarak her zaman avantajlıyız. Fakat biz satıştan daha fazla, satış sonrasına önem veren bir işletmeyiz. Bu işyeri bizim için bir gün değil, her gün önemlidir. Dolayısıyla biz satışlarımızın tamamıyla arkasındayız. Bizim müşterimizin bizden aldığı herhangi bir üründeki arıza için en erken zamanda çözüm üretmek adına elimizden geleni yapıyoruz. Gerek tamir, gerekirse tamamen değişim.. Hepsi bizim sorumluluğumuzdadır.

[ilgili-haber=16780]

 

“HALKIMIZ KANDIRILIYOR, DOLANDIRILIYOR”

Gelin biraz da sektörü ve tüketici sağlığını konuşalım. Sizin hem kurumsal, hem de bireysel olarak sahte güneş gözlüklerine karşı ciddi bir mücadeleniz var uzun zamandır. Nedir son durum? Bu mücadele yeterli oluyor mu?

Maalesef olmuyor. Çünkü kanunlarımız çok eski. Devlet yetkilileri ile, tüketici dernekleri ile görüşmeler yaptık. Şu an ülkemizde bu konuda uygulanan etkin bir yasa yok. Koruma yasası da yok. Tek yapabildikleri, sahte aldığını anlayan bir tüketici, Tüketiciler Birliğine gidip şikayet edebiliyor. Onların yardımıyla dava açılabiliyor. Ya da Ticaret Dairesi’ne başvurup dava yolu izleniyor.

Aslına bakarsak  onların da yapabileceği bir şey yok. Yasaların bu konuda tadil edilmesi lazım. Biz bu konuda talepte bulunduk. Fakat biliyorsunuz ki bürokrasi çok, dolayısıyla bu konuda bir gelişme elde edemedik. Piyasamızda çok fazla sahte ürün var. Tahmin edemeyeceğiniz miktarda taklit ürün satılıyor. Maalesef bunlar orijinal diye tüketiciye sunuluyor. Yani en net tabirle, halkımız kandırılıyor, dolandırılıyor.

 

Peki nasıl anlayacak tüketici orijinal diye satılan sahteleri? Nelere dikkat etmeli alışveriş yaparken?

Çok zordur anlaması. Bir vatandaşın bir ürünün taklit olup olmadığını anlaması her zaman mümkün değildir. O yüzden sağlıklarını riske atmayacaklar, yetkili satıcıdan alacaklar. Ayakkabı ayakkabıcıdan, gözlük gözlükçüden alınmalıdır. Örneğin valiz satandan gözlük alırsanız, zaten bunun taklit olduğunu düşünmeniz lazım.

[ilgili-haber=16652]

“MÜŞTERİLER SÜT SAĞILACAK İNEK DEĞİL”

Müşteriler-tüketiciler süt sağılacak inek değildirler. Onlara dürüst davranmamız lazım. Doğru politikalarla, doğru ürünleri satmamız lazım. Satış sonrası politikalarımızla, sattığımız ürünlerin arkasında durmamız lazım. Taklit ve sahte mallarla tüketiciyi yanıltmamamız gerek. Taklit mal satıyorsam, taklit mal sattığımı söyleyerek satmam lazım. Orijinal mal satıyorum deyip de müşterileri kandırmamamız lazım. Çünkü gözlük her şeyden önce göz sağlığı ile direkt alakalı bir ürün. İnsanların hem parasını alıyorsunuz, hem göz sağlığını bozuyorsunuz ve haksız kazanç elde ediyorsunuz.

Devletin de burada görevleri var. Sahteciliğe karşı acil yasal tadilatları yapmaları gerek. Yasalarını yapmaları lazım. Bir de kaçakçılık var. Ülkemizde büyük miktarda kaçak gözlük ve saatler mevcut. Bavulla yapılmaktadır bu kaçakçılık. Bunların da maalesef denetimleri yok.

 

“KUZEY KIBRIS’IN KANAYAN YARASI: DENETİMSİZLİK”

Denetimsizlik şu anda Kuzey Kıbrıs’ın kanayan yarası. Hiçbir konuda denetim yok. İnşaatlar denetlenmiyor. Çünkü Çalışma Dairesi’nin yeteri kadar müfettişleri yok. Yollarda araçların seyrüseferleri denetlenmiyor. Çünkü polisin yollara çıkaracak personeli yok. Hiçbir şeyde denetim yok. Denetime devletin biraz daha önem vermesi gerek.

[ilgili-haber=16221]

“GÖZ SAĞLIĞIMIZ BU KADAR UCUZ DEĞİL”

Yasa çağrısı yapıyorsunuz. Biliyoruz ki yıllardır bu işin peşindesiniz. Neden hala tamamlanmadı?

Maalesef öyle. Kuzey Kıbrıs’ta gözlükçülük yasası diye bir yasa hala daha yok. Beş yıldır biz bu konuda mücadele veriyoruz. Yasa tasarımızı hazırlattık. Bunu yaparken Türkiye ve Güney Kıbrıs yasalarını baz alarak Kuzey Kıbrıs’a uyarladık. Devletin yetkilileri ile, Meclis Başkanı’ndan tutun milletvekillerine kadar, Başbakan,  iktidar, muhalefetten herkesle görüştük. Fakat 5 yıldır bu yasayı çıkarttıramadık. Gittiğimiz her siyasi ”olur mu öyle bir yasa olmasın” diyor, ama hala bu yasa yok.

Bugün saçımızı kesen berber, ki ölü hücremizi, yani uzamış saçımızı kesiyor, o berberin dükkan açması için diploma soruluyor. Gözlükçü açmak için ise diploma sormazlar. Sadece ‘ben açıyorum’ deyince açıyorsunuz. Bu konuda devletin daha etkili adımlar atmasını istiyorum. Eğitimleri olmayan insanların gözlükçülük yapmamasını istiyoruz. Çünkü göz sağlığı çok önemlidir. Göz sağlığımız o kadar ucuz değildir. Bu konuda devletimizin daha etkili olmasını, eğer bu işi yapacaklarsa da bu insanların eğitim almalarını istiyoruz. Yanlış yapılan gözlük görme kalitemizi de bozuyor. Maalesef belki de onarılamaz hasarlara neden olabilir.

Halbuki biz Pandora ve Swarovski saatler gibi takıları satarken bile yılda her firma ürünleri için 2-5 kez arası yurtdışı eğitimlere katılıyoruz. Girne Akay Optik olarak gözlük için tam zamanlı bir eğitim uzmanı sürekli eğitim veriyor. Aksesuarda bile 4-5 defa eğitimler var. Swatch’tan sürekli bize eğitim ekibi geliyor ve dönüşümlü olarak hepimize eğitim veriyorlar. Luxottica eğitim uzmanlarını göndererek yılda iki kez ülkemize gelerek bir otelde eğitim veriyor. Bize marka ürün ve ürünün  teknikleri ve satışı konularında eğitim veriyorlar. Yakında optik uzmanlık eğitimlerine de başlıyoruz. Yeni  distribütörlüğünü aldığımız marka Vedi  Vero henüz depolarımıza girmeden eğitimini aldık. Yani biz eğitime bu kadar önem verirken, x bir kişinin gelip de sorgusuz sualsiz aynı işi yapması sizce ne kadar sağlıklı?

Bizimle aynı sektörde olanlarda gördüğüm en büyük sıkıntılardan biri de eğitimsizlik o yüzden. Adam yıllardır bakkallık yapıyordu. İşinin yetersiz olduğunu gördü, gözlükçü dükkanı açmaya karar verdi ve şu an gözlük satıyor. Yorumu size bırakıyorum.

[ilgili-haber=15039]