Çalışma Dairesi devre dışı mı kalıyor?

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İşgücü Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunmasına İlişkin(Onay) Yasa Tasarısı ile işveren istediği kadar işçiyi ülkedeki kurumları by-pass ederek getirebilecek..


Çalışma Dairesi devre dışı mı kalıyor?

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İşgücü Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunmasına İlişkin(Onay) Yasa Tasarısı’nın önceki gün Cumhuriyet Meclisi’nden geçmesi ile yurt dışından işçi getirme konusu yenden alevlendi.

1987 yılında yasalaşan bir tasarıyla halen daha sürdürülen yurt dışından işçi getirme politikası bir ileri safhaya taşındı.

 

Türkiye ile KKTC arasında yapılan anlaşma ile artık KKTC Çalışma Dairesi ve İş Bulma Kurumu yerine işverenler Türkiye’deki bu kurumların dengi kurumlara başvurup işçi getirtebilecek.

Yerel iş gücüne bir darbe daha vuracak olan bu anlaşmaya eski çalışma bakanı, CTP milletvekilleri ve işçi sendikalarından tepkiler mevcut.

 

Yetkili kurumlar

Türkiye ile KKTC arasından yapılan anlaşmaya göre anlaşmanın Türkiye kanadında yetkili kurum Türkiye İş Kurumu, KKTC kanadında ise Çalışma Dairesi olacak. Ancak pratikte her iki kurumun birbirine bağlı olarak çalışması pek mümkün gözükmüyor.

 

İşveren Türkiye’ye başvurup işçi getirebilecek

Anlaşmaya göre işverenler istedikleri ülkenin yetkili kurumuna başvurup ülkeye iş gücü getirebilecekler. Hal böyle olunca Türkiye’den buraya işçi getirmek isteyen Türkiyeli firmalar, KKTC Çalışma Dairesi’ni es geçip sadece Türkiye İşçi Bulma Kurumu’na veya özel istihdam bürolarına başvurarak buraya işçi getirebilecek.

Maddede aynen şu ifadeler mevcut: İşverenler, diğer akit taraf Kurum/Dairesine veya iş ve işçi bulmaya aracılık eden resmi makamlardan izinli özel istihdam bürolarına işçi temini maksadıyla doğrudan başvuruda bulunabilirler. Ayrıca işverenler Kurum/Daireden yazılı izin almak kaydıyla ilan veya doğrudan tespit yoluyla ya da diğer yollarla, akit taraf ülkesinde istihdam etmek üzere işçi temin edebilirler.

 

Sendikalar ve muhalefet tepkili

Ulusal Birlik Partisi-Demokrat Parti tarafından KKTC hükümeti adına Türkiye ile imzalanan bu anlaşma nedeniyle hem muhalefet partileri hem de işçi sendikaları tepkili.

Çalışma Dairesi’nin by-pass edilerek yapılacak bu uygulamanın doğru olmadığını belirten sendika temsilcileri, anlaşmanın insan tacirliğine teşvik içerdiğini de belirtti.

Adem: Boşuna gürültü

Çalışma eski Bakanı ve TKP Genel Sekreteri  Sonay Adem, Cumhuriyet Meclisi’nde yapılanın boşuna bir gürültü olduğunu ifade ederek 1987’de KKTC ile Türkiye arasında imzalanan İş Gücü Anlaşması ile bugün imzalanan arasında hiçbir fark olmadığını ifade etti.

Anlaşmanın maddelerinin hali hazırda bugün zaten uygulandığını kaydeden Adem, 2009’dan bu yana kurulan tüm hükümetlerin bu sistemi uyguladıklarını söyledi.

“Yapılması gereken yasaklamak”

Sonay Adem, antlaşmanın uygulanan sisteme herhangi farklı bir etki getirmediğini de ifade ederek “Boşu boşuna bir gürültü çıkardılar” dedi.

Adem yapılması gereken en önemli adımın ülkeye yabancı iş gücünü getirilmesinin ya yasaklanması ya da kota sistemi geçilmesi olduğunu söyledi.

Önerisinin bir an önce üzerinde bütün partilerin mutabık kalacağı yabancı iş gücünün ülkede sektörel bazda çalışabilecek vatandaş olması durumunda yasaklanması olduğunu kaydeden Adem, bunun yerel iş gücü açısından önemli bir adım olabileceğini söyledi.

Özgür: Yabancı iş gücünün maliyetleri daha fazla

Cumhuriyetçi Türk Partisi Lefkoşa milletvekili Birikim Özgür, Havadis’e yaptığı açıklamada ülkedeki yabancı işgücü maliyetlerinin yerli işgücü maliyetlerinden yüksek olduğunu kaydederek imzalanan anlaşma ile işverenlerin işgücü ihtiyacını Türkiye’den karşılayabilmesinin kolaylaştırıldığını belirtti. Özgür, “Şimdi kim ne elde etmiş oldu? Bunun işverenler açısından da birinci tercih olduğunu düşünmüyorum” ifadelerini kullanarak, çalışanlar açısından da işverenler açısından da birinci tercihin yerli işgücü olacağını belirtti.

“Hükümet siyasi gaf yaptı”

Hükümetin yapması gerekenin işgücü ihtiyacını yerelden karşılayabilmek için doğru düzgün bir istihdam politikasını ve stratejisini devreye sokmak olacağını kaydeden Özgür, hükümetin işin bu boyutunda hiçbir çaba ortaya koymadığını söyledi. Özgür bu anlaşma ile hükümetin siyasi gaf yaptığını da belirtti.

“Kaş yapayım derken göz çıkardılar”

Özgür, yerli işgücü konusunda gerekenlerin yapılması ve yine de yabancı işgücüne ihtiyaç olması durumunda Türkiye’den işgücü bulmanın kolaylaştırılmasına kimsenin ses çıkarmayacağını belirtti.

Hükümetin her konuda olduğu gibi bu konuda da ev ödevlerini tamamlamadan el yordamıyla bir şeyler yapmaya çalıştığını kaydeden Özgür, hükümetin kaş yapayım derken göz çıkardığını belirtti.

Özgür sözlerine şöyle devam etti: “Mesleki ve teknik eğitimi geliştirmek için hükümet bir şey yapmıyor. Burs politikasını gözden geçirip mesleki ve teknik eğitimi özendirecek şekilde bir düzenlemeye gitmiyor. Türkiye ile imzalanan protokole göre İstihdam Strateji ve Eylem Planı Haziran 2016’da uygulamaya konulacaktı, konulmadı. Hükümet mevcut düşük nitelikli insan kaynağımızı özel sektörün ihtiyaç duyduğu mesleklerde kısa süreli meslek edindirme programlarıyla eğiterek istihdam etmek amacıyla programlar uygulamıyor. Ülkemizde meslek standartları belirlenmiş değil, işgücünün mesleki yeterlilikleri tespit edilemiyor. Bunların hiçbirisi hükümet tarafından yapılmıyor. Bir diğer önemli enstrüman bana göre yatırım teşvikleridir. Teşvik yasamıza göre kalkınma bölgelerinde özel önem taşıyan sektörlerde %200 yatırım indirimi uygulanıyor. Örneğin bu gibi teşvikleri yerli işgücü istihdamını özendirecek şekilde düzenleyebiliriz. Biz yatırımları istihdama katkı olsun diye önemsiyoruz, birileri gelip de bu ülkede kârına kâr katsın diye değil.”

 

“Toplum anlaşmayı kolayına hazmedemez”

Özgür bu anlaşmanın tek başına ne çalışan kesime ne de işveren kesimine hizmet edeceğini ifade ederek işverenlerin KKTC makamlarının devreden çıkararak doğrudan Türkiye’deki kurumlarla çalışacağı koşulların siyaseten entegrasyon algısını güçlendirdiğini belirtti. Özgür, toplumun bu anlaşmayı hazmetmesini beklemenin siyasi naiflik olduğunu belirtti.

 

Felek: Kurumlarımız by-pass edildi

Devrimci İşçi Federasyonu Başkanı Hasan Felek ise Havadis’e yaptığı açıklamada antlaşmanın bir çok olumsuzluk içerdiğine vurgu yaparak kabul edilemez olduğunu belirtti.

Anlaşmada KKTC kurumlarının by-pass edilerek işverenlerin Türkiye’deki kurumlara doğrudan başvurarak işçi getirebilmesinin yasallaştırıldığını ifade eden Felek, “bu anlaşma Çalışma Dairesi ve İş Bulma Kurumu’nu devre dışı bırakacak” dedi.

 

“İnsan tacirliği yapılacak”

Felek, ayrıca antlaşma ile insan tacirliğinin de teşvik edieleceğini ifade edek her iki devletin anlaşmayla uluslararası suç işleyeceğini belirtti.

Ülkemizde özel istihdam büroları olmadığını ifade eden Felek, ülkede bu görevi İş Bulma Kurumu’nun yaptığını söyledi.  Yerel iş gücünün de bir kenara atılacağını belirten Felek, “eğitimli ustalarımız bir kenara itilecek. Önce yerli iş gücüne bakılması ardından eğer bulunmazsa ona göre yabancı iş gücünün devreye girmesi gerektir. Bu ortadan kalktı ve doğrudan işveren istediği yerden istediği kadar işçiyi ülkeye getirebilecek duruma getirildi. ‘Ne iş olursa yaparım abi’ anlayışı bizi farklı boyutlara getirecek” ifadelerini kullandı.

http://www.ekonomikibris.com