“Bundan sonraki müzakere sürecinde zorluklar yaratacak açıklamalarda bulunmayacağım.”

Kıbrıs Cumhuriyeti Başkanı Nikos Anastasiadis, başarısız olan Mont Pelerin görüşmeleri sonrası canlı yayında toplumu bilgilendirdi.


“Bundan sonraki müzakere sürecinde zorluklar yaratacak açıklamalarda bulunmayacağım.”

Anastasiadis, Mont Pelerin’de ortaya çıkan sonuncun yol açtığı hayal kırıklığına rağmen Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile diyaloğu yeniden başlatmaya hazır olduğunu söyledi. Anastasiadis, Toprak Ayarlaması başlığına Kıbrıs’ta devam etmeye hazır olduğunu, çözüm bekleyen diğer konuları da sonuçlandırmak için müzakereye hazır olduğunu açıkladı.

Anastasiadis, bundan sonraki müzakere sürecinde zorluklar yaratacak açıklamalarda bulunmayacağını kaydetti. Anastasiadis bu gece saat 23.00'de Bm Genel Sekreteri Ban Ki Moon ile telefonda görüşeceğini de kaydetti. 

Anastasiadis konuşmasında şunları söyledi:

İsviçre’de arzulanan sonuca ulaşmakta başarısızlığa yol açan gelişmeleri sorumluluk yüklemeden belirtmek istiyorum ancak Kıbrıs Rum tarafına sorumluluk yükleyen iddiaları yanıtsız bırakmayacağım.

26 Ekim’deki anlaşma müzakereler ana olarak toprak başlığı üzerinde odaklanacak, ilerleme sağlanması için kriterler üzerinde tam olarak analaşma ve bunların harita üzerine yansıtılması, bunun başarılması halinde çok taraflı konferansta tarih belirlenecekti.

Mont Pelerin’de tartışılan üç temel kriter toprak yüzölçümü, geri dönecek Kıbrıslı Rumların sayısı ve sahil şeritleriydi.

Siyasi irade olarak Kıbrıslı Türk liderin önerisini kabul ettim ve nihai kriterleri belirlememizi kabul ettim. Kıbrıs Rum yönetimi altında kalması muhtemel Kıbrıslı Türklerle ilgili özel statüyü incelemeye hazır oldum. Bu Karpaz’a dönecek Kıbrıslı Rumlar için de geçerli olacaktı.

Kıbrıs Türk yönetimi altında olacak toprak oranının, BM uzmanlarının da görüşüyle 28,2 ile 29,2 arasında olacağına dair ilke anlaşmasına varıldı. Diğer iki kritere ilişkin uzun görüşmeler yapıldı. Kıyı şeritleriyle ilgili kriter konusunda umut edici gelişmeler vardı. Kıbrıs Rum yönetimi altında geri dönebilecek göçmenler 78 ile 94 bin arası olacaktı. Bu Kıbrıs Türk devletinin yüzölçümüne dair ilke anlaşmasının bir sonucuydu.

Kıbrıs’ta partiler ve yunan bilgilendirme ve istişare ardından Kıbrıs Türk tarafı ikinci turda Yunanistan’ın çoklu konferansa katılımıyla ilgili endişelerini dile getirdi. BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Espen Barth Eide’nin girişimlerinin ardından Yunan hükümetiyle ile ilgili endişeler aşıldı ve çoklu konferans için prensip olarak bir tarih belirlendi. Bu kriterler üzerinde varılan anlaşmanın haritalara yansıtılması önkoşuluyla yapıldı.  

Ancak Kıbrıs Türk tarafı, geri dönecek Kıbrıslı Rumların sayısının, güvenlik ve garantilerle bağlantılı olmasını arzuladı. Kıbrıs Türk yönetimi altındaki toprağın yüzölçümüne ilişkin ortak anlayışa rağmen Kıbrıslı Türk lider geri dönebilecek Kıbrıslı Rumların sayısının 55-65 bin arası olabileceğini söyledi.

Bu açıkça toprağın güvenlikle bağlanması niyetini ortaya koydu. Mont Pelerin’de varılan anlaşmanın aksine sorunun uluslar arası boyutuyla ilgili olan Güvenlik ve Garantiler ile bağlantılı olması mümkün değildi. Ben bu öneriyi reddettim. Anlaşma menzilinde olduğumuz görüşüne vardığımıza izin verecek şekilde olması için BM gözetiminde ortaya çıkan rakamların konuşulmasını önerdim.

Mont Pelerin’de ortaya çıkan sonuncun yol açtığı hayal kırıklığına rağmen tüm Kıbrıslıları temin etmek isterim ki, her iki topumun endişelerine saygı çerçevesinde diyaloğun yeniden başlamasına yol açacak girişim yapmaya hazırım. Çözüm, AB ve uluslararası hukuğun ilkelerine uygun olmalı ve yaşayabilir işler bir AB devletinin oluşmasına izin vermelidir.

Toprak başlığına Kıbrıs’ta devam etmeye hazırım. Henüz çözülmemiş olan anlaşılmamış konuları bağlamak için diyaloğa hazırım. Sadece gerçek olayları ortaya koymaya çalıştım Kıbrıs halkının huzurunda olmanın bilinciyle.

Bundan sonraki müzakere sürecinde zorluklar yaratacak açıklamalarda bulunmayacağım.

Türkiye’nin olumlu retoriği, Kıbrıslı Türk lideri destekleyen bir duruma dönüşmeli. Kıbrıslı Türklerin müzakerelerdeki iradesini ve girişimini görmekteyiz. Diyalogun kapılarını açık tutmak istiyorum. Umudumu dile getirmek istiyorum. Hedefimiz görüşmeleri çıkmaza sürüklemek değilse Türkiye sürece somut olarak destek vermeli.

Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumların endişelerine saygıyla hedeflenen çözümün süreç ve ilkelerini ortaya koymaya çalıştım. Çözüm planının akıbeti hakkında Kıbrıs halkı referandumda karar verecektir. Sadece Mont Pelerin’de değil, daha öncesinde de İsviçre’de bana refakat eden müzakere heyetine ve yunan başbakanına destekleri için teşekkür ederim.