Reklam
  • Reklam
"Ekonomi Zirvesi gelişerek devam edecek!"

"Ekonomi Zirvesi gelişerek devam edecek!"

Creditwest Bank Genel Müdürü Süleyman Erol, Kıbrıs'ın tek ekonomi ve iş dünyası dergisi Ekonomi Kıbrıs Prestige'e konuk oldu. Yeni projelerinden bahsetti, Kıbrıs ekonomisinin mevcut durumunu yorumladı. İşte dikkat çeken o röportaj..

Reklam
30 Temmuz 2015 - 16:40 - Güncelleme: 30 Temmuz 2015 - 16:53
Reklam

EKONOMİ KIBRIS PRESTIGE / ÖZEL

 

Dövizin ateşi, çözüm sürecinin umudu, uluslar arası rekabete hazırlık ihtiyacı.. Konu çok, başlıklar dikkat çekici. Konuğumuz ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin en büyük özel sermayeli bankası Creditwest Bank’ın Genel Müdürü Süleyman Erol..

 

Geçtiğimiz günlerde ara bölgede tarihi bir buluşma vardı. Hem Kuzey’in, hem de Güney’in liderleri, iki toplumun iş dünyasıyla buluştu. Gündem; çözüm sonrası oluşacak ekonomi modeliydi ve geçiş süreciydi.

 

Aslında Creditwest Bank bu gündem maddesini daha önce masaya yatırdı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye’nin saygın isimleri ile Ekonomi  Zirvesi’ni buluşturdu. “Çözüme hazır mıyız” sorusuna yanıt aradılar, yaşanacak süreci, alınması gereken tedbirleri sıraladılar. Sohbetimize sektörün hala keyifle bahsettiği Ekonomi Zirvesi’nin değerlendirmesiyle başlıyoruz..

 

Ekonomi Zirvesi, bankamızda müşterilerimizle birebir yaptığımız görüşmelerde ortaya çıkan ihtiyacın sonucunda gerçekleştirildi. Çünkü bireysel olarak ekonomiyle ilgili veya ülkemizin ihtiyaçları gibi konuları her ortamda biz bize konuşuyoruz. Fakat profesyonel insanların fikirlerini doğrudan tartışabileceği çok fazla ortam oluşmuyor ülkemizde. Biz de ona katkı maksadıyla, konularında uzman kişileri buluşturduk. Dünya ekonomisinde Kıbrıs ekonomisinin yeri, ülke ekonomisinin kendi içindeki sorunları, özellikle de önümüzdeki dönemde olası bir birleşme ile birlikte ortaya çıkacak ihtiyaçları saptamak üzere bir ortam oluşturduk.

 

Çok da ilgi gördü bu organizasyon. Ülkemizin iş adamları, konunun uzmanları, akademisyenler ve ilgi duyan kendi müşterilerimiz olmak üzere yaklaşık 300 kişi orada birebir bu zirveyi dinleme ve sorularıyla katkıda bulunup cevap alma fırsatı buldu.

 

En çok hoşumuza giden ise ülkemizde yaşayan, başta İngilizler olmak üzere yabancıların buraya ilgi göstermesi oldu.

 

Ekonomi Zirvesi güzel bir proje ve başarılı bir etkinlikti. Takip edenler için verimli geçti ama o toplantıyı kaçıranlar da var. Tekrarını istiyorlar. Devamı gelecek mi?

 

Bu dönüşler doğru bir proje yaptığımızın göstergesi. O yüzden amacımız bunu kurumsallaştırarak gelecek yıllarda da devam ettirebilmek. Tabi ki buradaki işbirlikçilerimizle, muhataplarımızın sayısını arttırmak istiyoruz. Diğer iş birimlerinin katkısıyla genişleyerek, daha geniş kitlelere ulaşan bir yapıya sahip olmayı amaçlıyoruz.

 

 

“ÇÖZÜM SONRASINA HAZIR MIYIZ?”

 

Konferansın devamının müjdesini Süleyman Bey’den aldık, şimdi biraz da toplantının içeriğine geçelim. Kıbrıs’ın tek ekonomi ve iş dünyası dergisi Ekonomi Kıbrıs Prestige’de bizlerin de uzun süredir yanıtını aradığı bir soru var; “Çözüm sonrasına hazır mıyız?”

 

Yanıt net aslında. Çözüme karşı umudumuz, hevesimiz var ama hazırlıklar yetersiz. Bu başlık Creditwest Bank’ın Ekonomi Zirvesi’nde de tartışıldı.

 

“O toplantıda en öne çıkan başlıklardan bir tanesi Güney ve Kuzey’in entegrasyonuydu. KKTC böyle bir entegrasyona hazır mı çözüm için?

 

Aslında bunun cevabını herkes biliyor ülkemizde. Hazır diyebilmemiz için, ülkemiz gelişmiş ülkeler standartlarında kurumsallaşmaya ihtiyaç duymaktadır. Başta da buranın hukuki altyapısının, çağdaş ülkeler hukukuna uygun hale getirilmesi gerekiyor.

 

Onun dışında kurumlarımızın yaklaşık kırık yıldır dünya ile entegrasyonu olmayan iletişimi, olmayan bir yapısı var. Bu kurumların ayağa kaldırılması. profesyonelleştirip fonksiyonlarının yeninden kazandırılması zaman alacak.

 

O yüzden çözümden sonra değil, bizim şimdiden bu çalışmaları yapıp, o güne hazır olmamız gerekiyor.

 

Çünkü entegrasyon demek dünyaya açılmak demek. Güney ekonomisindeki kurumların rekabetiyle karşı karşıya kalmak demek. Dolayısıyla biz şu anda iç rekabet yapıyoruz ama uluslararası rekabete de açık hale gelmemiz gerek. Bilmek gerekiyor ki  bu rekabetin yıkıcı olması da çok yüksek..

 

Dolayısıyla geçiş dönemi içerisinde, bunun bir an önce olması gerek. Önce bir anlaşma, sonra bir geçiş dönemi değil.

 

Olası bir anlaşmada yabancı yatırımcıların yoğun bir şekilde akın edeceği hesaplanmalı. Dolayısıyla böyle bir hızlı bir girişin ülke ekonomisinde de çok büyük bir büyüme yapması beklenir.

 

Bu büyümenin sağlıklı ve verimli olabilmesi için bizim şimdiden bu tür planlamaları yapıyor olmamız lazım. Çünkü çözümle birlikte yıllardır birikmiş bir yatırım ihtiyacı var. Bu ihtiyaç hem Güney Kıbrıs, için hem de Kuzey Kıbrıs için geçerli..

 

Tablonun geneline baktığımızda Kuzey Kıbrıs olarak öne çıktığımız alanlar da var, geride kaldığımız alanlar da.. Ama ben inanıyorum ki, altyapı ihtiyaçlarımızı tamamladığımız zaman rekabete hazır hale geleceğiz.

 

 

Süleyman Erol’un son cümlesi aslında geçiş süreci ya da  hazırlık süreci olarak tanımladığımız dönemin özeti; “altyapı ihtiyaçlarının tamamlanması”..

 

Şimdi bu başlığı biraz daha açalım. Ne var altyapı çalışmalarında diye soruyoruz. Süleyman Bey ilk sıraya şirketlerin vizyon ihtiyacını koyuyor..

 

Şirketlerin hala aile şirketleri yapısından, küçük küçük yapılarından bahsediyoruz. Bu kişilerin artık bir araya gelerek ortaklık yapabiliyor, çok ortaklı şirketler haline gelebiliyor olması gerekiyor.

 

Bu kurumsallaşma demek, profesyonel yönetim demek. Dolayısıyla bunun altyapısının oluşturulması gerekiyor. Fakat yasalarımız çok ortaklı bir yapıya uygun değil.

 

Şunu söylemek lazım, şu an her türlü çözüme ihtiyaç var. Hem Güney Kıbrıs halkının, hem de Kuzey Kıbrıs halkının acil bir çözüme ihtiyacı var.

 

Şu an 360 derece ülkenin etrafına baktığınızda, huzursuzluk ve siyasi istikrarsızlıklar öne çıkıyor. Etrafımızdaki bütün ülkeler için bunu sayabilirsiniz.

 

Huzur ortamını sağlayan, hakkı hukuku sağlam yapmış ülkeler ise çok hızlı gelişiyor. Dolayısıyla da burada bir huzur ortamı yaratılırsa, buranın dünyanın gözde turizm merkezlerinden bir tanesi olacağını düşünüyorum.

 

Şu an birçok ülkenin halklarının, zor zamanlarında kendilerini atabilecekleri bir ülkeye ihtiyaç vardır. İngiltere, Amerika ve Avrupa artık zorluklar çıkarıyor. Dolayısıyla artık dünyada göçmen olmaya hazır çok ciddi bir nüfus oluştu.

 

Bu nüfusun nitelikli olanı, zengin olanı, kalifiye olanını seçerek burası büyük bir ölçeğe kavuşturulabilir ve dünyanın ciddi önemli ekonomilerinden biri haline gelebilir.

 

BÜROKRATİK ENGELLER YATIRIM VE YATIRIMCIYA KARŞI İLK SIRADA

 

Bu öngörü önemi. Fakat bir de mevcut yapısal sorunlar var. Örneğin bürokratik engeller. Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın hazırladığı Rekabet Edebilirlik Raporu 2015’te de yatırıma engel olan faktörler listesinin ilk sırasında bürokratik engeller vardı. Hatta Türkiye’nin ünlü iş insanlarından Serdar Bilgili Kıbrıs’a yapacağı golf oteli projesini bu yüzden iptal etti. Ekonominin merkezinde oturan, yatırımcılarla görüşen, yatırımlara kaynak sağlayan bir isim olarak siz nasıl görüyorsunuz KKTC’de yatırımı?

 

Yasalarımız yabancı yatırımcılar için teşvik edici mi derseniz, değil. Aslında yasalarımız yerel yatırımcıyı da teşvik etmiyor..

 

Toplumsal bir duyarsızlık var, bunun arkasında bir şey aramak çok doğru değil. Ama bu bizim daha çok geç kalmadan kabul edip ve bir an önce oturup çözmemiz gereken bir sorun..

 

Bugün baktığımızda yasal eksiklikleri sayarsak, ülkede ticaret risk demektir. Bu riski alan insanlar günün sonunda başı sıkıntıya girdiğinde hukuki olarak gereklerinin yapılmasını ister, doğru değil mi? Aslında bu dünyada da ölçümlenen bir şeydir.

 

Bir ticaret de yapsan, bankadan bir havale de gerçekleştirsen, kredi de alsan, iki taraflı bir sözleşme imzalıyoruz. Bu sözleşmelere uymayan taraflar olduğunda, sözleşme yaptırımlarının yerine getirilme süresi dünyada ölçümlenen bir şey ve hukukun kalitesini gösteren bir göstergedir.

 

Fakat bu süreç ülkemizde maalesef çok uzun. Yani ticaret yapan, yatırım yapan bir kişi zora düştüğünde, sözleşmelerini yerine getirmesi uzun yıllar alıyor ve hatta yerine getirilmiyor.

 

Ben dokuz yıldır Kıbrıs’tayım. Aşağıda yukarı 10 yıla yakın süredir tapu dairesi satış yapmıyor. Bunun ne borçluya bir faydası var, ne de alacaklıyı zarara uğratan bir şey. Bu sadece bankalar için değil bu ticaret yapan herkes için geçerli bir sorun.. Yasalar çerçevesinde hareket etmek zorundayız. Vergisini ödeyen, kayıtlarını doğru tutan bir kurum olarak en büyük sıkıntımız, bir gün zorluk yaşadığınızda yanınızda hukukun sonuçlarını görmemenizdir. Bu da bence yabancı yatırımcı için en büyük engellerden bir tanesi.

 

Burada biraz devletin kendini karşıdakinin yerine koyup olaylara bakması gerekiyor. Ama şu anda hükümetin ülkemizde yatırımcıya böyle bir bakışı yok.

 

Fakat bu hep böyle sürecek anlamı çıkmaz,  şu anda ekonomik olarak destek görüyor olmak, bu sorunların biraz perdelenmesine sebep oluyor. Ülke olarak kendi kaynaklarınızla geçinmek zorunda kaldığınız günlerde, kurumlara ve yatırımcılara verilen kıymet artacaktır diye düşünüyorum.

 

 

TAHSİLİ GECİKMİŞ ALACAKLAR S.O.S VERİYOR

 

İş dünyasının her defasında dile getirdiği sıkıntıları bir kez daha tazelemiş olduk. Gönül ister ki artık bu sorunlara karşı atılan çözüm adımlarını konuşalım. Henüz yönetenlerden bürokratik engeller konusunda bir irade ışığı görmesek de, belki bir gün o da olur.

 

Sorun demişken, bankacılık sektörünün başını ağırdan tahsili gecikmiş alacakları sormak istiyoruz size. Son durum nasıl, artış var mı?

 

En son durum itibariyle 750 milyon TL civarında bankların sorunlu alacağı var. Bu da toplam kredilerin yüzde 60’ına tekabül ediyor ve bu çok ciddi bir sorun.

 

Ülkelerin büyük kriz yaşadıkları dönemlerde bile bu oranlar yüzde 5 seviyelerinde maksimim olarak. Ama burada aşağı yukarı bankacılığın düzenlediği tarihten bu yana biriken bir sorun.

 

Bu eğer zamanında çözülerek gidilseydi, bu noktalara gelemeyecekti. Geldiği noktada işin kötü şu, sorunların faturası halka gidiyor. Çünkü bankalar bir aracı kurum.  Banka olarak ssizin böyle bir sorunununuz olduğunda, bu sorunu ödeyen müşteriye yansıtma zorunluluğu oluyor. Çürük domatesin maliyetini, sağlam domatese yüklersiniz ve insanlar biraz da fazla bedel ödeyerek aslında bu yükü paylaşırlar. Maalesef kredilerde de öyle.

 

Sırf bunun yüzünden bu gün insanlar yüzde bir bile fazla faiz ödüyorlarsa, bankaların toplam kredilerine baktığınızda ciddi bir oran demektir bu. İyi niyetli borcunu ödeyen halka haksızlık demektir.

 

Fakat sebebi net. Yasaların güncellenmemesinden dolayı, temel yasalardaki eksikliklerden dolayıdır bunlar.. Böyle olunca tabi ki bu sistem çözülemiyor. Burada bankacının da bir çıkış yolu yok, borçlu olanın da.

 

 

DÖVİZLE BORÇLANACAKLAR DİKKAT

 

Tahsili gecikmiş alacaklar, diğer bir deyişle ödenmeyen kredilerde bir de döviz etkisi var. Gelirler aynı ama kurlar aniden yükselince hem şirketler, hem de bireysel kredi kullanıcıları ciddi bir sıkıntıya düştü. O yüzden Creditwest Bank Genel Müdürü Süleyman Erol tekrar tekrar uyarıyor; “geliriniz ne ise, o cinsten borçlanın” diyor..

 

Gelelim bu borçlanmanın diğer etkilerine. Etki sadece krediyi kullanana değil, aksine dalgalanarak büyüyor. Örneğin son dönemde ardı ardına iflas eden büyük firmalar, o firmaların çalıştığı iş ortakları derken sıkıntılar zincirleme olarak büyüyor.

 

Ekonominin doğası gereği rekabeti çok arttırdığınızda birileri kaybeden olur. Bizim nüfusumuz artmıyorsa, insanların alım gücü artmıyorsa, burada böyle bir ihtiyaç yoksa birileri çıkıp yoğun yatırımlarla verimsiz bir ticari işletmelere dönüyorsa, burada bazı sonuçlar beklenmeli ki bu her sektörde var.

 

Etrafınıza baktığınızda eğer bir sektörde aktör sayısı arttıysa, orada birilerinin kaybedeceği beklemek gerekir diye düşünüyorum.. Buna bir de döviz etkisini eklediğimizde, sonuçlar ortada.

 

Ülke ekonomisine bakarsak son 7 yılda toplam yüzde 7 büyümüşüz. Bu ciddi bir daralmadır aslına bakarsanız.

 

Dövizdeki artışın bir etkisi daha olacak, onu söylemeden geçemeyeceğim. Biz ithalata dayalı bir ekonomiyiz. Türkiye’den ürünleri TL cinsi alıyoruz ama Türkiye’deki ürünlerin de temeli döviz, yakında oradan da pahalıya gelmeye başlayacak.  Dolayısıyla dövizdeki yükselişin fiyat seviyelerinde bir artış yapması bekleniyor, çünkü maliyetler arttı.

 

Sonuç olarak var olan bir ekonomik durumunuz içerisinde, bu artış talebi biraz daha daralma yaratacaktır. Bütün kurumların planlarını buna göre yapıp, önümüzdeki dönemlerde daha muhafazakâr planlar hazırlaması gerekiyor.

 

 

İŞTE CREDITWEST BANK’IN YOL HARİTASI

 

Plan dediniz madem, size soralım.. Creditwest Bank’ın kısa ve uzun vadeli planları arasında hangi başlıkları paylaşırsınız?

 

Şöyle söyleyeyim, kısa vadede planımız aslında 2015 yılı hedeflerimiz gerçekleştirmek.. Yani artık bugün Temmuz ayındayız, ilk yarıyı bitirmiş durumdayız. İlk yarıda hedeflerimize ulaştık, hatta bir miktar üzerine de çıktık.

 

Aşağı yukarı sektörün üç katı bir oranda her yıl daha fazla büyüyoruz. Bugün Kuzey Kıbrıs’ın en büyük özel sermayeli bankasıyız. Geldiğimiz nokta itibariyle 1,5 milyona yaklaşan bir aktif bir yekünümüz var. 1 milyara yaklaşan kredi yükümüz var sektörün önemli bir miktarda kredi yükünü karşılıyoruz.

 

Uzun vadede ise tamamen birleşme sonrası yeni ekonomiye adapte olduk. Çünkü orada izin anlamında veya muhataplarımız anlamında çok farklı kişilerle, çok farklı işler yapıyor olacağız.

 

Yani başından beri bu beklentiyle yola çıktık. Kıbrıs sorununun çözüleceği inancımızı her zaman koruduk, halen de koruyoruz. O yüzden yeni dönemin getireceği ortama, aslında hazır olduğumuzu düşünüyorum..

 

EKONOMİ KIBRIS PRESTIGE DERGİSİNİ E-DERGİ FORMATINDA OKUMAK İÇİN TIKLAYIN!

Reklam
Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
1 sterlin ne kadar? Güncel döviz kurları - 18 Eylül 2018
1 sterlin ne kadar? Güncel döviz kurları - 18 Eylül 2018
"Türk lirası" Garanti Bankası ile daha avantajlı!..