Reklam
  • Reklam
Anlaşma sağlanırsa, KKTC’de enerji sektörü nasıl etkilenir?

Anlaşma sağlanırsa, KKTC'de enerji sektörü nasıl etkilenir?

Çözümün ertesi gününde Kıbrıs ekonomisini yakından ilgilendiren sektörlerden biri de enerji. Peki çözüm sağlanırsa, akaryakıt sektöründe neler olacak? Alpet Genel Müdürü Ali Murat Yeşilyurt, Ekonomi Kıbrıs Prestige dergisi için değerlendirdi..

Reklam
29 Nisan 2016 - 10:39
Reklam

 

Dünya Enerji Görünümü ve Petrol Piyasası Değerlendirmesi

 

Dünya enerji üretimindeki öncelikli kaynaklar şöyle sıralanmaktadır;

Petrol: %33, Kömür: %30, Doğalgaz: %24, Hidroelektrik: %6, Nükleer: %5 ve Yenilenebilir %2.. Görüldüğü gibi petrol birinci sıradadır. Bu kaynaklar yenilenemeyen kaynaklardır ve bilinen rezervler elbet tükenecektir. Bu yüzden kaynakların son derece etkin kullanılması ve sürdürülebilir enerji sistemleri konusunda bilinç kazanılması çok önemlidir. Eskiden en önemli enerji kaynağı olan kömür, havayı fazlasıyla kirlettiğinden ötürü, önemli enerji kaynağından olan petrolü öne çıkarmıştır. Günümüz koşulları ve ihtiyaçları doğrultusunda daha çok tercih edilen enerji kaynağı olarak doğalgaz yerini almıştır. Bunların dışında birçok alternatif enerji kaynağı bulunmaktadır. Bunlardan bazıları güneş enerjisi, biyo enerji, rüzgar enerjisi, hidrojen enerjisi ve nükleer enerjidir.

Amerika Birleşik Devletleri atom çekirdeğinin parçalanması veya çekirdeğin kaynaşması yöntemiyle uranyum ve toryum nükleer yakıtlarından faydalanarak elektrik üretmektedir. 1 gram uranyumdan elde edilen enerji, 4 ton maden kömüründen elde edilen enerjiye denktir. Petrole doğru konuyu özelleştirmekte fayda var, çünkü enerji çok geniş bir konudur. Dünya genelindeki rezerv ve üretimlerin dağılımını bilmek, ülkelerin politik ve stratejik yaklaşımlarını anlamak açısından önemli olabilir.

Dünyada mevcudiyeti ispatlanmış yaklaşık 1 trilyon 600 milyar varil rezerv bulunmaktadır. Bu rezervlerin yaklaşık %73’ü Petrol İhraç Eden Ülkeler; yani (OPEC) Organisation of Petroleum Exporting Countries, %14’ü Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) Organisations for Economic Co-operationand Development ve %13’ü de diğer ülkelerde bulunmaktadır.

OPEC üyeleri; Suudi Arabistan, İran, Kuveyt, Irak, Venezuela, Katar, Ubya, Endonezya, Birleşik Arap Emirlikleri, Cezayir, Nijerya, Ekvator ve Gabon’dur.

OECD üyeleri; Türkiye, ABD, Kanada, Fransa, Hollanda, Belçika, Lüksemburg, Federal Almanya, İtalya, Portekiz, İngiltere, Danimarka, İrlanda, Yunanistan, İsviçre, Avusturya, İsveç, İzlanda, Norveç, Japonya, Finlandiya, Avustralya, Yeni Zelanda, Meksika, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya, Güney Kore ve Slovakya ve Avrupa Topluluğu’dur.

Petrol rezervlerinin ilk 5 bölgesel dağılımı da şu şekildedir; %48 Ortadoğu, %20 Latin Amerika, %13 Kuzey Amerika, %13 Avrupa-Avrasya, %8 Afrika’dır.

Petrol üretimi milyon varil/gün sıralamasına bakıldığında ise yaklaşık; 29 Ortadoğu, 17 Avrupa ve Avrasya, 16 Kuzey Amerika, 8 Orta ve Güney Amerika, 10 Afrika ve 9 Asya-Pasifik yer almaktadır.  Günde yaklaşık 90 milyon varil petrol üretilmekte ve bir o kadar da tüketilmektedir.

Dünya enerji gündemi aslında son derece net bir şekilde stabil devam etmektedir. Ancak kaynakların kıt olmasına paralel taleplerin artması, stratejik yaklaşımlara sebep olmaktadır. Örneğin 2014’te petrol varil fiyatları bir anda 110 USD seviyesinden, günümüzde 35 USD seviyesine kadar geriledi. OPEC ve OECD üretimindeki değişimlere bakıldığında ciddi miktarda arz fazlası olmadığı görüldü ve bu soğuk savaşın aslında bitmediğini akıllara getirdi. Amerika’nın bu yaklaşımı devam ettirmemesi sebepleri arasında, Amerika’daki kayagazı üreticilerinin de bu durumdan mağdur olması yatıyor olabilir, ancak hala bu tutumlarını terk etmiş değiller. Çünkü petrol üretimini yarıya düşüren İran ile yapılan anlaşmalar neticesinde, fiyatların tekrar düşmesi bekleniyor.

 

Enerji Alanında Dünya Genelindeki Gelişmelerin Kuzey Kıbrıs’a Etkileri

 

Ekonomi başta olmak üzere, diğer alanları bir göl gibi düşünebiliriz. Aslında hepimiz bu gölün etrafında yaşayan kişileriz. Göle bir taş atıldığında etkisi tüm kıyıya yansır, tabi taş hangi kıyıya yakın atıldıysa orası daha çok etkilenir. Petrol fiyatlarındaki düşüş ve artışların yansıması hemen görülmez, çünkü stokların bitmesi ve yeni fiyattan ürünün satışa çıkması gerekir. Örneğin Türkiye 2 aylık stok bulunduruyor elinde. Yani fiyat değişimi pompalara ortalama 2 ay sonra yansıyor. Kıbrıs için de aynı şey geçerlidir; petrol fiyatlarındaki değişimler, küresel diğer gelişmelerin yansımaları kadar hızlı olmaz. Ayrıca KKTC’de akaryakıt fiyatları hükümet tarafından belirlenir, bu yüzden fiyatlara dağıtıcı şirketlerin müdahale etmesi söz konusu değildir. Bu fiyat belirlemeleri 15 iş gününde bir yapılmaktadır. Süre Türkiye’de olduğu gibi 5 iş gününde bir belirlenirse, yansımaları daha hızlı görebiliriz. Ayrıca döviz kurlarındaki değişimler de akaryakıt fiyatlarını etkiler, çünkü ithal edilen ham petrol veya akaryakıt yabancı para cinsinden satın alınmaktadır. Örneğin petrolün varil fiyatı 35 USD ve dolar kuru 3 TL olduğunda, 1 varil petrol için 105 TL ödersiniz. Ancak petrolün varil fiyatı 30 USD’ye düştüğünde, eğer döviz kuru da 3.5 TL’ye çıkıyorsa yine 1 varil petrol için 105 TL ödersiniz, bu durumda akaryakıt fiyatının düşen petrol fiyatına paralel olarak düşmesi beklenemez. Sonuç olarak petrol fiyatları düşüyorsa, döviz kurları yükselmediği ve stoklar tüketildiği anda akaryakıt pompa fiyatlarında düşüş görülür.

Küresel gelişmelerin ükemizi olumsuz etkilememesi için halka da iş düşüyor. Örneğin yakıtın Güney Kıbrıs’ta daha kaliteli olduğunu düşünenler var. Halbuki Güney Kıbrıs’taki birçok dağıtıcı firma Alpet ile aynı rafineriden yakıt alıyor. Biz akaryakıt temini konusunda Haifa’da bulunan Oil Refineries LTd (ORL) ile işbirliği yapmaktayız ve söz konusu rafineri yılda yaklaşık 10 milyon ton ham petrol rafine etmektedir. Günde 196.000 varil üretim yapılmaktadır. Dünya sıralamasında üst seviyelerde yer alan rafineri, ORL olarak borsada da işlem görmektedir. Yani aynı yakıtı bizden değil de Güney Kıbrıs’tan alarak bizi ve bizim dışımızda da devleti zarara uğratıyorlar.

 

Güney Kıbrıs ile Anlaşma Sağlanırsa Enerji Sektörü Nasıl Etkilenir?

 

Kuzey Kıbrıs’ın dünyanın en yüksek petrol ve doğal gaz rezervlerine sahip ülkelere yakınlığı, güneş enerjisine uygun iklimi ve coğrafi konumu itibariyle son derece güçlü yanları bulunmaktadır.  Enerji sektörü bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanayideki en ağırlıklı girdi olarak enerjinin güvenilir kaynaklardan uygun maliyetlerle temin edilmesi ve kesintisiz olarak kullanıma sunulması ada ülkelerinde biraz da zor olmasına rağmen başarılı bir şekilde yönetildiğini düşünüyorum. Enerjnin nihai tüketicinin kullanımına hazır hale getirilmesi için ciddi çalışmalar yapılarak tedarik, depolama, üretim, fiyatlama ve dağıtım konularında etkin düzeyde kontrol sağlanmalı ve operasyon kısımlarının kolaylaştırılması gerekmektedir. Enerji sektörü son derece dinamik ve yan sektörlerle de doğrudan ve dolaylı etkileşim içerisinde olduğundan yakın takip edilmesi ve uluslararası ilişkilerin de siyasi zafiyetler olmadan ve yoğun bürokrasiye maruz bırakılmadan yönetilmesi gerekir.

Akaryakıt sektörü diğer unsurların yanı sıra ithalata olan etkisi ile de dikkat çekmektedir. Kuzey Kıbrıs’ta akaryakıt ithalatta birinci sırada yer almaktadır. Bu durumda ithal edilen ürünlerden alınan vergi ve kesintilerle akaryakıt, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin gelir kalemleri arasında çok ciddi bir yere sahiptir.

Anlaşmanın sağlandığı varsayımında Alpet’te mali, idari, teknik, operasyonel ve yönetimsel anlamda herhangi bir sorun yaşanmayacaktır. Çünkü hali hazırda tesislerimiz büyük yatırımlarla AB standartlarında donatılmış durumdadır, sektörün gerektirdiği tüm belgelere ve donanıma sahip durumdayız.

Bu tür önlemleri almayan şirketler elbette uyumlaştırmada sorun yaşayacaklardır. Bu sorunların ortadan kaldırılması için geçiş süreci tanınmalıdır. Ayrıca akaryakıtın ithalatı, tedarik edilmesi, depolanması, dağıtımı ve satışı konularındaki uyumlaştırma hedeflerine ilişkin herhangi bir bilgi bizlerle paylaşılmadığından, anlaşmadan sonraki süreçte hizmet kabiliyetimizin nasıl değişeceği ile ilgili varsayımlardan yola çıkarak hareket etmekteyiz. Beklentimiz, kara ulaşımı olmayan bir noktada bazen çok ciddi sorunlar yaşayarak tedarik ettiğimiz ürünlerin ağırlaştırılmış mali yükümlülüklerden ziyade, kolaylaştırılmış operasyonlar ve imkanlarla etkinleştirilmesi yönündedir. Enerji sektörü olarak genelleme yapmadan Güney Kıbrıs ile Kuzey Kıbrıs sektör uygulamaları, kuralları, yasa ve tüzükleri mutlaka gözden geçirilmeli ve sektör temsilcileri ile istişare edilmek suretiyle hareket planı belirlenmelidir. Her iki kesimdeki dağıtıcı şirket sayısı, depolama kapasitesi, bayi sayısı ve müşteri portföyü farklılık gösterdiğinden, dağılımların homojenleştirilmesi ciddi önem arz etmektedir. Başta makro düzeyde ekonomik ve kültürel uyumlaştırmalar yapılmasının, sonrasında ise mikro düzeyde politik ve siyasi düzenlemelerle başarılı bir sonuç elde edilebileceği düşünülebilir.

Kıbrıs’ta vuku bulacak bir anlaşma, elbette barış yanlısı herkes için tarihi bir gelişim olarak kabul edilip benimsenecek ve beraberinde birçok yenilik getirecektir. Ortadoğu ve Asya’da bazı dengelerin değişmesi ve bu değişimlerin hala son bulmamış olması, komşularla olan ilişkilerin mutlaka gözden geçirilmesi ve sıcak ilişkilerle devam etmesini önemli kılmaktadır. Anlaşma başta ekonomik ve kültürel olmak üzere siyasi ve politik anlamda çok ciddi prensipler belirlenmesi ve bunlara harfiyen uyulması ile başarılı sonuçlar doğurabilir.

 

ALİ MURAT YEŞİLYURT

ALPET GENEL MÜDÜRÜ

Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Emrullah Turanlı'dan Girne'ye otel ve marina projesi!
Emrullah Turanlı'dan Girne'ye otel ve marina projesi!
KKTC'deki sanal kumar operasyonu Türkiye gündeminde!
KKTC'deki sanal kumar operasyonu Türkiye gündeminde!