Yaşam Atölyesi'ni Ekonomi Kıbrıs Prestige dergisine anlattı!

Kişisel dönüşüm akademisi Yaşam Atölyesi, artık Kıbrıs'ta da projelerini hızlandırıyor. Yaşam Atölyesi Kurucu Ortağı Zuhal Gürçimen, Kıbrıs'ın tek ekonomi ve iş dünyası dergisi Ekonomi Kıbrıs Prestige için Kıbrıs programı hakkında dikkat çeken detaylar paylaştı.

 

EKONOMİ KIBRIS PRESTIGE

Bir konuyu en iyi şekilde bilmek, çok çok çalışmak ya da aynı anda birkaç işi birden sürdürme girişimi her zaman olumlu sonuçlar vermiyor.

Hatta bir süre sonra işler kısır döngüye giriyor, düşünceler paslanıyor, refleksler yavaşlıyor. İşte veriminiz, özel hayatınızda da mutluluğunuz günden güne azalıyor.

İşte böyle dönemlerde bir dokunuş bazen bambaşka kapılar açıyor bireylerde. Belki bir izlediği bir video, belki bir arkadaşından aldığı tavsiyeler, belki de okuduğu bir kişisel gelişim kitabı bu değişime öncülük ediyor.

Farklı bakmasını sağlıyor, doğru sonuçlar almasına yardımcı oluyor.

Aslında bu işi sizin için profesyonel olarak yapan bir marka var; Yaşam Atölyesi.

Atölye diyorlar kendilerine, çünkü köklü bir dönüşüm sağlıyorlar bireylerin üzerinde. Zamanla körelen ya da bu zamana kadar hiç fark etmediğiniz özelliklerinizi, yeteneklerinizi ortaya çıkarıyorlar. Sizin için hem iş hayatınıza, hem de özel yaşamınıza farklı bir pencere açıyorlar.

Aslında onlar size yol gösteriyor, bu pencereyi de siz açıyorsunuz. Dedik ya, bu dönüşüm akademisi, içinizdeki potansiyeli açığa çıkarıyor.

Geçen sayımızda Türkiye’nin tek üniversite onaylı eğitmenlik ve danışmanlık diploma programı Yaşam Atölyesi’nin Kıbrıs’a geleceğini paylaşmıştık sizinle.

Bu ay ise Yaşam Atölyesi’ni biraz daha yakından tanıyacağız.

Kıbrıs’ın tek ekonomi ve iş dünyası dergisi Ekonomi Kıbrıs Prestige’de konuğumuz Yaşam Atölyesi Kurucu Ortağı Zuhal Gürçimen..

 

HAYATINIZIN DİREKSİYONUNA GEÇMEK İSTER MİSİNİZ?

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne hoşgeldiniz Zuhal Hanım. Gerçi daha gelmeden iş dünyasını heyecanlandırdınız. Dönüşümü isteyen, bu amaçla doğru projeyi arayan birçok profesyonel olduğunu gördük şimdiden.

Biz girişte kısaca anlattık Yaşam Atölyesi’ni. Kurucu ortak olarak bir de sizden dinleyelim.

Yaşam Atölyesi ne zaman ve nasıl kuruldu?

Çok çok teşekkürler.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gelişlerimizde biz de aynı heyecanı yaşıyoruz. Çünkü değişime ve gelişime açık profesyonel iş insanları var. Birlikte çok güzel projeler gerçekleştirdik bu zamana kadar, bundan sonra daha da iyilerini yapacağız.

Yaşam Atölyesi 2008-2009 yıllarında İstanbul’da, Beyoğlu’nda bireylerin kişisel dönüşümlerini, kendi yolculuklarını sorgulamaları için ortaya çıkmış bir organizasyon.

Aret Vartanyan ile ortak kurduğumuz bir organizasyon.

İkimiz de kurumsal hayatlarda devam ediyorduk. Ben insan kaynakları ve kariyer planlamaları ile ilgili uzmandım. Aret Varyanyan da pazarlama ve iletişim yönetimi konularında profesyonel yöneticiydi.

Yaşam Atölyesi fikri Aret’te doğmuştu. Biz tanışınca tek işimiz haline getirmeye ve ortak olmaya karar verdik. Çünkü dünya insanı, metropol insanı olarak yaşadığınız sorunlar birbirine çok benzer, ancak biz kendimizi çok yalnız hissediyoruz. Kendi içimize kapanıyoruz. Biz yaşadığımız sorunlarda yalnız olmadığımızı görerek, nereden nereye gidiyoruz ve aslında nasıl olabilir bu konum diye sorduk ve yolunu çizdik.

Bu yalnızlık ve yalnız olmadığını anlamak. Ve bununla ilgili aslında hayatın direksiyonuna kendin geçerek bu gidişatın, ezberlenmiş gidiş yolunu değiştirmenin kendi seçimlerimizle mümkün olduğunu çalıştığımız bir yer.

Bizler tabii sadece vesile olabiliyoruz. İnsan olarak ve farklı pencerelerin fark edilmesi için sebep olabiliyoruz. Birlikte çalıştığımız katılımcılara hayatıyla ilgili direk fikir vermiyoruz. Onun yerine kararlar almak ve belli bir davranış içinde olmasını tavsiye etmek değil bizim işimiz.

Biz normal hayatta da çok sık yapıyoruz bunu. Çünkü ikili sohbetlerde bile bir arkadaşımız bize bir şeyle ilgili dert anlatıyorsa hemen onun yerine kararlar verip kısa yollar önerip ben senin yerinde olsam şöyle yaparım sen niye yapamıyorsun gibi konuşmalar yapıyoruz.

Halbuki yaşadıklarımız ve yaşamdan beklediklerimiz farklı. O yüzden bana uygun olan bir çözüm sizin için uygun olmayabilir. Yani geldiğimiz ortam farklıdır, aldığımız eğitimler, insan olarak karakteristik özelliklerimiz, hayattan beklentilerimiz farklı olduğu gibi, her ikimizin bulacağı çözüm yolları da farklı.

Dolayısı ile ortaya bir bilgiyi koyup herkesin kendi üzerine bunu almasını sağlamak bir profesyonellik işi. Bunun da profesyonel metotlarla çalışılması gerekiyor. Çünkü iyi niyetli olabilirsiniz, fark yaratmak isteyebilirsiniz, o insanın hayatında bunu yaparken zarar da vermeniz çok mümkün. O yüzden de dünyada evrensel olarak eğitim literatürüne baktığımızda hem eğitim işinin, hem de bireysel danışmanlık işinin bir metoda dayalı olduğunu görüyoruz zaten. Keşfedilmiş onaylanmış ve sürdürülebilir olduğu geçerli olan metotları bulmak gerekiyor. Ve biz bu doğrultuda hareket ediyoruz.

Tabii ki kendimizden katacağız, özgün tarafları olacak. Ama temeli dayandırdığımız yerin o bilimsel değerlerden geçmesi çok önemli. Biz bunu çok savunuyoruz. Birbirine destek olarak çalışabilecek insanlar, danışmanlar ve psikologları öneriyoruz.

 

“HAREKETE GEÇMEK GEREKİYOR”

Fakat bu sürece kişisel gelişim değil de, kişisel dönüşüm diyorsunuz. Neden?

Kişisel gelişim sözcüğünü biz çok kullanmamaya dikkat ederiz. Evet, dönüşüm deriz. Şirketimizin ismi de Yaşam Atölyesi, kişisel dönüşüm akademisidir. Bunun sebebi şu; gelişim bir insanın doğduğu andan itibaren olan, sanatla, felsefeyle ve psikoloji ile şekillenen, eğitimle ve ailesiyle şekillenen bir olgu. Bu hayatın içindeyken bütün bunlardan aldıklarımızla yeni bir duruma dönüşmeniz sizin için sürdürülebilir bir yaşam haline geliyor.

Yani dün yaptıklarımız bugünü yarattı. Bizim Aret ile 7-8 yıl önce verdiğimiz karar bugün sizinle bu röportajı yaparken bu cümleleri çıkardı ortaya. Bu adımı atmasaydık, bugün bu olmayacaktı. Bu adımı atmak için o düşünceye sahip olup kendimize ayrı ayrı birer yol haritası çizmeseydik, biz bugün bunları konuşuyor olmayacaktık. Bunların hiçbiri tesadüfen olmuyor. Sadece doğru mesajları, doğru zamanda değerlendirmek ve ileriye yönelik iyi ışık tutmak lazım. Düşünmek ve harekete geçmek sadece harekete geçtiğimizde oluyor.

 

ADAYLAR MÜLAKATTAN GEÇEREK SEÇİLİYOR

Peki kimler katılıyor bu dönüşüm programlarına? Hedef kitlenizde kimler var?

Eğitime katılan kişiler ağırlıklı olarak 30 yaş üstü. Katılmak isteyenler ile biz birebir konuşuyoruz zaten. Tabii 25 yaşında katılımcımız da oluyor. Önemli olan hedefinin ve hayalinin net olması ve o konuda istekli, azimli olup, böyle konuların içinde gerçekten efor sarf etmesi. Yani bir değişlik olsun diye gitti değil de, ‘gerçekten ben bunu yapmak istiyorum’ diye gelen kişileri alıyoruz. Eğitimler başlamadan önce, katılmak isteyenlerle bu yüzden yüz yüze görüşüyoruz.

Dediğiniz gibi istekli, azimli ve bir hedef doğrultusunda ilerleyen katılımcıları dahil ediyorsunuz eğitimlere. Peki sonrasında neler oluyor? Örneğin katılıcımalar neler bekliyor sizden?

Bütün katılımcı adaylarımızla tek tek, birer saatlik görüşmeler yapıyoruz ilk adımda. Hayali ne, geçmişte neler yaptı, bundan sonra neler yapmak istiyor, bu hayat planı içinde bu program onların ne işine yarar veya ne işine yaramaz, yarar noktalarından sonra nasıl bir yol almak istiyor? Bunları netleştiriyoruz. Grupları maksimum 15 veya 17 kişi yapıyoruz. 15 kişi bir araya toplandığında artık o grupta neden olduğunu sorgulamayan insanların olması lazım. Tek bir enerji ile o yolculuğun içinde çok istekli olmaları gerekiyor.

Bu program katılımcısına ne veriyor? İş hayatında edindiği deneyimler, eğitim aldığı bölümden, özel yaşantısından aldığı deneyimleri bir bir düşünüp, katılımcının kendisine bir uzmanlık alanı yaratmasını ve bu uzmanlık alanı üzerinde eğitmen ve danışman olmasını sağlıyor.

Bu eğitmen ve danışmanlığın yelpazesi çok geniş. Bireysel danışmanlık da yapabilir, bu eğitimde o teknikleri de öğreniyor.

Bilgi ve eğitimden, psikoloji, ruh sağlığı ve depresyona kadar birçok alanla ilgili bilgi sahibi oluyor bu grubun katılımcısı. Bu arada eğitim grubunun içinde psikolog ve eğitmen arkadaşlarımız da var. Bunları kullanarak bir bireysel seansın danışmanlık seansının nasıl yürütüleceğini de öğreniyor. Bir kurumsal eğitimin nasıl yapılacağını, nasıl hazırlanacağını da öğreniyor. Yani sıfırdan, en basit bir konunun tasarımından, en karmaşık bir konunun tasarımına kadar, eğitim tasarımı yapmayı öğreniyor katılımcı. Kendi sözünü yazan, kendi güftesini yapan ve kendi şarkısını okuyan bir sanatçı oluyor.

 

KENDİNİZİ KEŞFETMEYE HAZIR MISINIZ?

Programa gelip de hayatı değişenler var mı?

Çok var.

Yaşam deneyiminin üstüne bu programa geliyorsunuz ve kendinizi bir temize çekme dönemi başlıyor. Program 6 ay, bunun ilk iki ayı kendimizi yeniden tanımak, gelişme alanlarımızla yüzleşmek. Diyoruz ki yüzleşme konuları ile yüzleştin ama onları bir tarafa bırak, neyi iyi yapıyorsun sen bugüne kadar ve bunları parlattığında hayattan daha çok keyif alır mısın? O iyi yaptıklarını parlattıkça, kendinde yeni yeni özellikler keşfediyor insan.

Mesela bir katılımcımız, üniversiteyi bitirdikten sonra yurt dışından gelen ziyaretçilerin rehberliğini yapıyordu Türkiye’de. Çok uzun yıllardır bu işi yapan, iletişimi seven, çok hareketli ve enerjik bir katılımcımız, aynı zamanda uzun yıllardır koroda şarkı söylüyor. Ve şarkı söylemekten çok keyif alıyor.

Şarkı söylerken o frekansın insan bedeni üzerinde yarattığı etkinin farkında olup, neden şarkı söylemeyi sevdiğini fark edip, bunu iş olarak nasıl insanların kendilerini geliştirmelerinde kullanabileceği ile ilgili bir konu keşfetti. Bu programın içinde Almanya’ya gidip, Tibet’teki ses çanaklarının kullanılması ile ilgili bir frekans eğitimi aldı. Bu programla birleştirdi. Ve ruh beden zihin akordu yapıyor. Çanaktan çıkan frekansla, sizin bedeninizdeki noktaların yaydığı frekansları dengeliyor.

Bu Alman Sağlık Bakanlığı’ndan onaylı bir yöntem. Almanya’da hastanelerde kullanılan ve Avrupa ülkelerinde de çok kullanılan bir metot.

Ama katılımcımızın bunu keşfe gelmesi, şarkı söylemeyi sevmesinin onun bedenine o frekansın etkisinin keşfinden yola çıktı. Şimdi çanak bir sonuç, ama hikaye kendini tanımaktan ve ‘neyi yapmayı seviyorumdan’ başlıyor. Yani siz kendinizi keşfetmeye başlayınca, bunun gibi o kadar sayısız örnek çıkıyor ki karşınıza.

 

YAŞAM ATÖLYESİ’NDE KARİYER FIRSATI

Dediğiniz gibi, önce kişinin kendini keşfetmesi gerekiyor. Bu eğitim programı da bunun için özel bir fırsat. Satır aralarında danışmanlık yapmaktan da bahsettiniz. Eğitim sertifikasını alan bireyler sizinle çalışabiliyor mu?

Çalışabiliyorlar. Tamamen kendi tercihleri.

Yeni dünyada, özellikle yeni jenerasyondan itibaren de kimse sadece bir işle ilgilenmek ve hayatını tek bir şeyle tamamlamak istemiyor. Hobilerle desteklemek istiyor, başka işler yapmak istiyor. Bir şekilde yöneticiyken, aynı zamanda üniversitelerde bu deneyimini paylaşmak istiyor. Gazeteci bilgi birikimini yeni gelecek olanlara devretmek istiyor. Anlatmak ve konuşmalar yapmak istiyor veya eğitimler vermek istiyor. Bunlar beraber yürütülebilir işler.

Evet, her tercih bir vazgeçiştir, psikolojide bu çok net olarak vardır. Ancak kariyer hayatımızda her tercihimizin artık bir vazgeçiş olmasına gerek yok. Ben bir yandan insan kaynakları danışmanlığı yaparken, başka bir yapının içinde öğrenci ve katılımcı olabilirim. Kendime yatırımımı devam ettirebilirim, aynı zamanda bir üniversitede ders anlatabilirim. Bütün bunların hepsinin malzemesi bende. Bunun üzerine yoğunlaşıp bir metot ortaya çıkardığınız zaman hem profesyonel yaşamınıza devam edip, hem de Yaşam Atölyesi ile çalışıp veya kendi işinizi de yapabilirsiniz.  Ya siyah ya beyaz yok diyoruz.

 

“KIBRIS’TA 6 AYLIK EĞİTİME BAŞLIYORUZ”

Rakamlara bakıyorum bir yandan.  257 bin katılımcısı ve 1,4 milyon üyesiyle Türkiye’nin ilk ve tek kişisel dönüşüm akademisi Yaşam Atölyesi. Bu güçlü kadro ve deneyimle Kıbrıs’ta neler yapacaksınız, neler planlıyorsunuz?

Biz Kıbrıs’ta 2016 yılında başladık eğitimlere, biraz sessiz başladık aslında. Gerçek lansmanı şimdi yapıyor gibi görünüyoruz ama dediğim gibi bir yıldır Kıbrıs’ta bu çalışmaları yürütüyoruz.

İlk önce en büyük programımızla ve Kadir Has Üniversitesi ile iş birliği yaptığımız programla başladık. Yani aynen bizim gibi iş yapmak isteyen, literatürden beslenen, psikoloji, sanat ve felsefeden beslenen, bir alt yapı eğitim programında danışmanlık eğitmeni yetiştiriyoruz.

Bunu da sadece Aret Vartanyan ile ikimiz yapmıyoruz. Bizimle beraber bizden daha fazla rolü olan çok değerli eğitmenler ve danışmanlar var bu projede, 9 kişiyiz. 5-6 ay boyunca eğitim veriyoruz. 9 eğitmen ve danışman olarak gelip bu eğitimleri gerçekleştiriyoruz.

Birinci grubumuzu Aralık ayında tamamladık. Sertifika törenimizi yaptık burada. Onlar başarılı çalışmalara doğru yol aldılar.  Çalıştıkları yerlerde yönetici oldukları departmanın başında olmakla beraber, bir yandan da iç eğitmen olan arkadaşlarımız var şu anda Kıbrıs’ta. Bu yola açılan insanlar var ve bireysel olarak yapanlar var. Eğitimine devam edenler var.

Birçok iş insanı gelişim ve dönüşüm konularında profesyonel danışmanlık ihtiyacı yaşıyor. Her zaman eğitimler için yurt dışına gitmek de olmuyor. Bunun hem maddi, hem de zaman engeli var. O yüzden sizin buradaki programınıza karşı ilgiyi merak ediyorum. Talep nasıl?

Doğrusu bu merak bizi buraya çekti. Çok merak eden, insanın gelişimini sorgulayan ve bu konuda çaba göstermek isteyen insanlar var. Ben bunu görünce çok şaşırdım açıkçası. Yani hemen hemen herkeste gelişim ve dönüşüm konuları ile ilgili bir merak ve ona hizmet edecek ufak tefek başka modüllerle yapılmış çalışmalar görüyorum. Yogadan pilatese, birçok alanda çalışmalar var.

Bunlar ayrı birer teknik. Bunlar bizim çalışma alanımızda değil. Ancak bunları birer teknik olarak bu eğitimlerin içinde kullanılabilir. Katılımcı hangisini yapmışsa, oradan da faydalanmasının biz zaten yolunu açıyoruz. Bu merak ve ilgi olduğu için programımız yoğun talep görüyor.

 

“KIBRIS İÇİN ÖZEL ÇALIŞMALARIMIZ OLACAK”

Biliyoruz ki Kıbrıs için farklı projeleriniz de var. Okurlarımız için onları da paylaşır mısınız?

Memnuniyetle.. Kıbrıs’ta biz Yaşam Atölyesi olarak bu eğitim programı dışında, bütün eğitim çalışmalarımızı getirmek ve yapmak istiyoruz. Şubat ayının 18’inde yeni grubumuz, danışman ve eğitmen yetiştirmek olmak üzere başlıyor. Haziran ayında bitecek. Yaz dönemi ile birlikte biz bir bireyin kişisel gelişim yolculuğuyla ilgili olan kısa dönem günlük ve saatlik çalışmaları da Aret Vartanyan ile beraber Kıbrıs’a getirmek istiyoruz.

2017 Eylül’ünden itibaren her ay Kıbrıs’ta yayınlanan bir afiş göreceksiniz. Burada Yaşam Atölyesi’nin yaptığı tüm workshoplar, bir hayatı mutlu yaşamanın arayışı ile ilgili metotlar, kariyer yolculuğuyla ilgili metotlar görecekler. Bunlar kısa kısa olacak, 2 saatlik bir çalışmada var.

Aret’in seminerleri olacak aşk ilişkilerle ilgili. Hayatı sorgulamakla ilgili. Benim kariyer yolculukları ile ilgili özellikle 20-30 yaş arası kitleye çalışmalarım olacak. Genç profesyonellere yönelik.

Ve bu programı Kıbrıs’ta bitirenlerin burada direkt açabileceği programlar olacak. Ayrıca Yaşam Atölyesi Kıbrıs grubunda yer alıp bu grubu bitirenler İstanbul, Bursa ve onun dışında yurt dışında yaptığımız çalışmalarda da yer alabilecek.

Bu tam bir yetişkine göre dizayn edilmiş özel bir program. Ayda iki kez Cumartesi ve Pazar günleri, öğlen saat 12’den akşam 6’ya kadar. Yani bir hafta sonu geliyorsunuz, bir hafta sonu gelmiyorsunuz. Dolayısı ile size bu içerde çalışma süresi kadar dışarıda bir yük de getirmiyor. Çünkü bu grubun katılımcıları zaten iş temposu yoğun, genelde evli, çocuk sahibi veya hayatta koşturması gereken insanlar oluyorlar. Yetişkin insanlarla o yüzden buraya geldiği anı, sınıfa girdiği anı çok iyi değerlendiriyoruz . Yaratıcı drama teknikleri, grup oyun çalışmaları gibi çalışmaları yapıyoruz. Dışarda bir ödev çalışması beklemiyoruz.

Bu keyifli röportaj için Zuhal Hanım’a teşekkür ediyoruz. Eğitim adresi Golden Tulip Hotel olacak. Detaylar konusunda bilgi almak isteyenler ise Yaşam Atölyesi ile iletişime geçebilir.

 

EKONOMİ KIBRIS PRESTIGE DERGİSİNİ E-DERGİ FORMATINDA OKUMAK İÇİN TIKLAYIN!

https://issuu.com/ayazmedyagrubu/docs/ekonomi_kibris_prestige_subat_2017