İktisatbank Hazine Grup Müdürü Emre Değirmencioğlu'ndan günlük ekonomi analizi!

Kıbrıs ekonomisi için para piyasalarındaki sert hareketler büyük etki gösteriyor. Peki yeni haftada hangi başlıklara dikkat etmek lazım? İktisatbank Hazine Grup Müdürü Emre Değirmencioğlu günlük ekonomi analizinde madde madde sıraladı.

 

ABD ile Türkiye arasında diplomatik krize dönen vize hizmetlerinin askıya alınması, Türk Lirasında ciddi anlamda tahribat yarattı

 

Haftayı 3,6160 seviyesinde tamamlayan USD/TL kuru, dün akşam sağlıklı olmayan fiyatlarla 3,92 seviyelerine kadar (likit olmayan piyasada) satışlara sahne oldu

 

İşlem hacminin sabah saatlerinde oturması ardından kurun ilk etapta 3,70 - 3,73 aralığında dengeye bulmaya çalışacağını görüyoruz

 

Türk Lirası’nın sepet bazında değeri (½ usd/tl + ½ eur/tl) psikolojik 4 seviyelerinin üzerine yükseldi. Böyle bir kur seviyesi, faiz ve enflasyon açısından oldukça negatif bir gerçekleşme

 

Doların küresel anlamda değer kazanmaya başladığı son haftalara ilaveten Türkiye’nin kendi riskleri ile ön plana çıkması ilave kırılganlık yaratabilir

 

Ø  Piyasa Özeti ve Yorumu

 

Maalesef Türk Mali piyasaları hatta Nato müttefiki olan Türkiye açısından hoş olmayan bir güne başlıyoruz. ABD, Suriye, İran, Libya, Somali, Sudan ve Yemen’den sonra Türkiye’den gelen vize başvurularını askıya aldığını duyurdu. Akabinde, Türkiye karara misilleme yaparak ABD vatandaşlarının vize başvurularını askıya aldığını duyurdu. Haliyle karşılıklı atılan bu adımlar, diplomatik bir krize işaret ederek, gece geç saatlerde açılan Asya piyasalarındaki döviz işlemlerinde ciddi anlamda yankı buldu. Haberleri taradığımızda, ön plana 3 başlığın çıktığını görüyoruz. ABD İstanbul başkonsolosluğu çalışanı Metin Topuz, firari eski savcı Zekeriya Öz’le irtibatı tespit edildiği gerekçesiyle FETÖ soruşturması kapsamında 4 Ekim’de casusluktan tutuklanmıştı. İkinci olarak hafta sonu patlak veren İdlip operasyonu. Operasyon kapsamında Türkiye’ye sızma ihtimali olan teröristler nedeniyle ABD’nin güvenlik riskini bir kademe daha artırma isteği ön plana çıkarken, Türkiye’nin Rusya ve İran ile hareket etmesi de eleştirilerin odağına oturdu. Elde ettiğimiz izlenim, kısa bir süre önce patlak veren, diz üstü bilgisayarların ABD uçuşlarında kabine sokulma yasağının kısa sürede kaldırılmasını aksine, vize yasağının daha uzun soluklu bir süreç alacağına işaret ediyor. ABD’de yaşayan Türk vatandaşları, dün akşam THY’nin ABD’den kalan ve Türkiye’ye gelen uçağı, öğrenciler, iş adamları derken sürecin nasıl bir hal alacağı pek kestirilemiyor. Öte yandan, vizesi olan Türkiye vatandaşlarını ABD girişlerinde daha sıkı kontrole tabi tutulacakları da konuşuluyor. İlginç bir nokta daha gözümüze çarptı. Türkiye vatandaşları, Türkiye dışında, komşu ülkelerden, ABD Konsolosluk ve Elçiliklerine vize başvurusu yapabilecekler. Elbette, işin politik ve diplomasi tarafı bu satırların amacının ötesinde olsa da, dilimizin döndüğü kadar sade bir giriş ardından konunun piyasa yansımasına geçmek istiyoruz.

 

İlk olarak Cuma günü ABD’de sarkan tarım dışı istihdam raporuna bakalım. ABD ekonomisinin sağlığına yönelik en ciddi ip uçları verdiğine inanılan istihdam raporu, uzun bir süreden sonra beklentilerden daha iyi sonuçlandı. Her ne kadar manşet istihdam artışı kasırgalar nedeniyle artış yerine düşüş kaydetse de, işsizlik oranı % 4,2 seviyesine geriledi. Aslında buraya kadar önemli bir sapma olduğunu söyleyemeyiz. Lakin, piyasalar, uzunca bir süredir ABD istihdam piyasasının tam istihdama yakın seyretmesi nedeniyle, manşet istihdam artışı veya işsizlik oranı yerine daha fazla raporun alt kalemlerinden olan enflasyon etkisine bakmayı tercih ediyor. Saatlik kazançlar veya aylık maaş artışı % 0,3 olan beklentinin ötesinde % 0,5 açıklanırken, geçen aya ilişkin rakam da yukarı yönlü revize edildi. Bu sonuçla, yıllık maaş artışı % 2,5 seviyesinden % 2,9’a yükselmiş oldu. Uzunca bir süredir, artan istihdamın bir türlü enflasyon yaratamadığı ve FED’in de bu verilerin ışığında faiz artıramayacağı gerekçesi ile Dolar değer kaybeden taraftaydı. Geride bıraktığımız haftalarda, FED’in Aralık ayına yönelik faiz artırım isteğinin artması ve dahası bilanço küçültme operasyonun da bu ay başlayacak olmasının bir yansıması olarak, ABD dolarında başlayan yükseliş eğilimi seyir, Cuma günü, FED’i destekler mahiyette sonuçlanan veri ardından daha da kuvvetlendi. Bol likidite ve destekler mahiyette küresel ortamdan ciddi anlamda faydalanan Türk Mali piyasalarında, hatırlanacağı üzere, geçen haftalarda USD/TL kuru 3,39 seviyesinin altının test etmesi ardından başlayan dolar alımlarına paralel Cuma gününe 3,5930 seviyelerinde bulunan 200 günlük teknik seviyeyi aşarak ABD verisi öncesinde 3,62 seviyelerini test etmişti. Açıklanan veri seti, enflasyonun artığına ve FED’in endişe ettiği enflasyonist ortamın oluşmaya başladığına işaret etmesi ardından, USD/TL kuru 3,6375 seviyesine kadar güm içinde yükselmesi ardından haftalık kapanışı 3,6160 seviyelerinde gerçekleştirdi. Akabinde, dün akşam patlak veren, ABD’nin Türkiye’den gelen vize başvuruların askıya alma kararı ardından sığ piyasada gece yarısı öncesinde 3,65’li seviyelere çıkan USD/TL kuru, Türkiye’nin de ABD’den gelen vize başvurularını askıya alması ile diplomatik bir krizin başladığı yönünde inanışlara paralel gece geç saatlerde, Asya piyasalarında işlem gören USD/TL kuru, panik işlemler ve sığ likiditenin de yardımı ile 3,92 seviyelerine kadar satıldığını görüyoruz (Reuters platform). Paniğin ilk adımlarının atlatılması ardından, likiditenin de geri dönmesi ile, kurun da kademeli olarak 3,70 - 3,72 bandında denge bulduğuna şahit oluyoruz. Elbette, USD/TL kurunda yaşanan yükseliş, benzer bir şekilde Türk Lirası bacaklı diğer işlemlere de sirayet etmiş. EUR/TL kuru 4,25 ile tüm zamanların zirvesine otururken, GBP/TL kuru da, Brexit ve hükümet krizi ile boğuşan zayıf Sterline rağmen 4,93 seviyesine yükselerek tüm zamanların zirvesini test etti. Daha basit bir yaklaşımla, TL’nin sepet bazında değerini gösteren kur sepetinin de (½ usd/tl + ½ eur/tl) psikolojik 4 seviyelerinin üzerine yükselerek tüm zamanların zirvesine yaklaştığını not edelim. Kur girişkenliğinin enflasyon üzerinde yarattığı tahribat ile uğraşan TCMB’nin, yeni kur seviyeleri ile işinin kolay olmayacağının düşünüyoruz.

 

Küresel iyimserliğin yardımı ile, özellikle Ağustos ayında yüksek faiz sununa Türk Lirası varlıklara park eden fonların, dün akşam baş gösteren diplomatik kriz ardından zarar kes emirlerinin devreye girmesi ve satışların tetiklenmesi ile TL’den çıkarak tekrar dövize sığınma isteği, likit olmayan piyasada kurun istenmeyen noktalara doğru sürüklenmesine neden oldu. Teknik bir bakış açısı işe, 3,6650 seviyesinin üzerinde 3,73/3,75 seviyeleri; ötesinde ise 3,81 seviyeleri ön plana çıkıyor. Bugün Londra piyasalarının TSİ10:00’da açılması ile kurun kendisine yön tayin edebileceğini düşünüyoruz. Elbette, Londra piyasalarından gelecek tepkiden de öte, Borsa cephesinin günü sert bir değer kaybıyla karşılayacağını düşünüyoruz. Benzer bir süreç faiz cephesi için de geçerli olacaktır. Basit bir yaklaşıla, iyimserlikte 1,000 kişilik odaya yavaş yavaş giren 1,500 kişinin, yangın alarmı çalması ile odadan panik ile çıkmaya çalışması, bugünkü Türk mali piyasalarının seyrinin bir benzetmesi olarak görülebilir.

 

EMRE DEĞİRMENCİOĞLU

İKTİSATBANK HAZİNE GRUP MÜDÜRÜ