Ekonomik krizlerde ayakta kalmak için dikkat!

Para piyasaları hareketli, tahsilat sıkıntısı tüm işletmelerin problemi. İşte bu süreçte ayakta kalmak, zor günleri atlatmak isteyenler için dikkat çeken püf noktaları..

 

Hiç şüphesiz ki ekonomik krizler, o ülkede yaşayan ve iş yapan herkesi olumsuz etkiliyor. Bu etkiyi en derin şekilde yaşayanlardan biri de girişimciler. Çünkü aylarca, hatta yıllarca maddi ve manevi emek verilip hayata geçirilmiş bir girişim, bir ekonomik kriz ile bir anda batma riski taşıyor. Batmakla kalmayıp, girişimciye uzun vadede ödemesi sıkıntı verecek borçların altına da sokabiliyor. Özellikle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bu tür örnekleri maalesef çok sık yaşıyoruz.

Peki girişimcilerin sallansa da yıkılmamasını, krizleri atlatabilmesini sağlayacak yol var mı? www.girisimcikafasi.com bu konuda 5 öneri sunuyor girişimcilere..

Kriz Sermayesi Oluşturulmalı

Aslında bu yol büyüklerimiz tarafından “kötü gün parası” olarak sürekli izleniliyor. Büyüklerimiz “hasta olursam, elden ayaktan düşersem, bir felaket olursa” gibi düşünceler ile her daim kenara para atar. Çünkü insanın hayatı boyunca hastalanması, yaşlanınca bakıma ihtiyaç duyması, maddiyat gereksinimi duyan büyük bir sorunla karşılaşma ihtimali yüksektir.

Aynı mantıkta girişimlerinde maddiyata ihtiyaç duyan ciddi bir sorun ile karşılaşması, ülkede ekonomik kriz meydana gelmesi ihtimaline karşılık önlem alması gerekmektedir. Bu sayede kriz dönemlerinde eldeki sermaye kullanılır ve kriz dönemi geçene kadar ayakta kalabilmek mümkün olabilir.

Rehavete Kapılmamak Gerekli

Pek çok girişimci de görülen problem rehavete kapılmaktır. Girişimler bazı dönemlerde hiç umulmayacak miktarlarda çok kazanç elde edebilir. Genel olarak bu çok kazançlı dönemlerde rahatlamaya ve maddi konularda düşünmeden hareket etmeye başlanılır. Fakat çoğu zaman o çok kazançlı dönem geçicidir.

Bu nedenle çok kazanç elde edilen dönemlerde, elde olan fazla miktarı “nereye harcasam” diye düşünmek yerine kriz sermayesine aktarmak gereklidir.

Borçlarınızı Ertelemeyin

Borçsuz girişimci neredeyse yoktur. Bankalara, vergi dairelerine, sigortaya ya da başka bir işletmeye mutlaka ödenmesi gereken bir borç vardır. Söz konusu borç kriz olmayan dönemlerde ödenmiyor ya da ödenemiyorsa, kriz dönemlerinde de ödemek mümkün değildir.

Bu nedenle mümkün olduğunca borç yapmamak, ödemeleri zamanında yapmak gereklidir. Bu da ancak “rehavete kapılmamak gereklidir” maddesinde olduğu gibi, iyi kazanç dönemlerinde elde edilen fazla kazancı, borçları ödeyerek mümkün olabilir.

Masrafları Minimize Edin

Masrafları minimize etmek genel olarak kriz dönemlerinde başvurulan bir yöntemdir. Fakat kriz olmayan dönemlerde minimum masrafa sahip olmanız hem girişimin daha kazançlı olmasını ve bu sayede kriz sermayesi oluşturmanızı hem de kriz dönemlerinde giderleriniz az olduğu için ayakta durabilmenizi sağlar.

Bu nedenle girişimin başarılı olması için çok büyük öneme sahip olmayan masraflardan kaçının. Zira söz konusu bu masraflar kriz olmasa dahi girişimin batmasına neden olabilir.

Çalışan Çıkarmayın, Çözüm Arayın

Bütün kriz dönemlerinde giderleri azaltmak söz konusu olduğunda ilk akla gelen şey çalışanları işten çıkarmaktır. Aslında bunun büyük bir yanlış olduğunu söylemek zor. Zira kriz dönemlerinde yapılacak iş az olduğundan, iş gücü ihtiyacı da az olur. Dolayısıyla firma için çok sayıda gidere sahip çalışanlar, gider azaltmak söz konusu olduğunda ilk akla gelendir.

Diğer yandan bakılacak olursa, nitelikli çalışana sahip olmak da çok önemlidir. Bir çalışanın girişimde yapmakta olduğu işe, iş yerine ve diğer unsurlara adapte olması yaklaşık 2 ay sürer.

10 ve üzeri çalışana sahip, asgari ücretin üzerinde maaş veren girişimler, kriz dönemlerinde çalışanları işten çıkarmak yerine orta yol arayabilir. Örnek olarak; çalışanlar ile toplantı yapılıp, yaşanmakta olan kriz anlatılır ve gider azaltılması gerektiği belirtilir. Çalışanların işten çıkarılmasına engel olacak ne gibi gider azaltma yöntemleri uygulanabileceği konusunda, çalışanların görüşleri alınır. Unutulmaması gereken en önemli husus, çalışanlar bir girişimin gereksiz masraflarını en iyi gözlemleme potansiyeline sahip kişilerdir.

SONUÇ

Kriz dönemlerini, batmadan, başarı ile atlatan girişimler, kriz geçtikten sonra en fazla kazancı ve en hızlı büyümeyi elde eden girişimlerdir. Zira kriz döneminde pek çok işini iyi yapmayan, fiyatları ölümcül düşüren firma batar. Kriz sonrası yeni rakipler çıkmaya başlar fakat siz hali hazırda oturmuş bir sisteme sahip olduğunuz için, yeni rakipleriniz işlerini oturtana kadar, çok kazanma ve hızla büyüme imkanına sahip olursunuz.

Netice olarak gerekli önlemleri kriz olduğunda değil, kriz olmadan önce almak gereklidir. Zira kriz olduktan sonra önlem almaya çalışmak, dibi delindiği için batmakta olan geminin içindeki suyu kovayla denize dökmeye benzer. Dolayısıyla gün gelip geminin dibi delinirse neler yapacağınızı önceden bilmeniz ve bunun için önlem almanız gereklidir.