Ekonomi gündeminde neler var, işte günlük ekonomi analizi..

Para piyasalarında olumsuzluğu işaret eden birçok başlık var. Peki bu süreç yatırımcı için neler getirecek, neler götürecek? İktisatbank Hazine Grup Müdürü Emre Değirmencioğllu, günlük ekonomi analizinde sıraladı..

2009 krizinden rehabilite edilmeyen Avrupa Bankacılık sektörü; yeniden baş gösteren sermaye sıkıtısı ile gündeme oturdu

 

Alman devi Deutshce Bank’a yönelik negatif tarafta kümelenen beklentiler risk iştahını düşürmeye başladı

 

Almanya borsası DAX’ta şirket hisse senedi değerinin €10 seviyesinin altına gelmesi panik yaratabilir

 

OPEC’in mutabakat kararı ardından petrol fiyatlarında yaşanacak yükselişinin ikincil etkilerini iyi analiz etmek gerekiyor

 

Gelişmiş ekonomiler için düşük petrol, düşük enflasyon ve antibiyotik tedavisi olan gevşek para politikası kademeli olarak yerini daha sıkı para politikasına bırakabilir

 

Bu doğrultuda, gelişmekte olan ülke para birimlerlerine yönelik fon akımlarının da yavaşlamasını bekliyoruz

 

İçerde ise OHAL’in uzatılacak olması, Türkiye’yi yatırım yapılabilir seviyede notlayan Fitch’in de not indirim sürecini hızlandıracaktır

 

Türkiye’nin yatırım yapılabilir seviyeden spekülatif cetvele düşmesi fon akımlarının da niteliksel kaltesini sorgulatacaktır

 

Özetle, Ekim ayında, TL ve TL cinsi varlıklarda hem volatilitenin artmasına hem de değer kayıbı yaşanmasına yüksek ihtimal veriyoruz

 

USD/TL kurunda yukarda sırası ile 3,0250 – 3,05; geçilmesi durumunda yakın gelecekte test edilen tarihi zirve (3,1) tekrar görülebilir

 

Temkinlilik boyutunu bir kademe artırmak gerekiyor

 

Ø  Piyasa Özeti ve Yorumu

 

Manşetleri bugün biraz uzun tuttuk. Görüleceği üzere gündem oldukça yoğun ve oldukça kritik günlerden geçtiğimizi düşünüyoruz. İçerde, Moodys’s’in Türkiye’nin notunu kırması ardından tartışmalar devam ederken, gözler MGK’dan çıkan OHAL’in uzatılması yönündeki tavsiyeye çevrildi. Sürenin 3 ayın üzerinde 12 ay olabileceği yönünde açıklamalar ardından Türkiye’ye yatırım yapılabilir not veren Fitch’in de hızlı bir şekilde not indirime gidebileceğini düşünüyoruz. Dışarda büyük bir sürpriz yaratan petrol karteli OPEC’in üretim kesintisine gitme kararı ardından petrol fiyatlarının yakın gelecekte yönünü yukarı çevirebilme ihtimali oldukça arttı. OPEC kararın öncesinde herhangi bir mutabakat beklenmemesinden ötürü mesela yıl sonu varil fiyatı beklentisini 43 dolar seviyesine çeken yatırım bankası Goldman Sachs, karar ardından beklentisini 53 dolar olarak açıkladı. Petrolün oyun değiştirebilecek kadar önemli bir manevra yapma ihtimali yakın gelecekte göz ardı edilmemelidir. 2014 Haziran ayından beridir sert bir şekilde gerileyen petrol fiyatlarında dip seviyelerin de artık geride kaldığı OPEC kararı ardından teyit edilmiş oldu. İlginçtir ki, petrolde yaşanan düşüş ve sebepleri birçok kez bu satırlarla iredelese de, sürecin bir diğer yanısması da gelişmekte olan ülke para birimlerine yönelik para girişleri idi. Petrolün çökmeye başlaması ve bu bağlamda enflasyonun da hedeflenen seviyelerin altına gelmesi, gelişmiş ülke merkez banakalarının enflasyonu artırmak adına parasal genişlemeyi tarihi yüksek seviyelere yükseltmesi neden olmuş, aşırı likidite genişlemesi, tıkalı kredi kanallarını açmak yerine sermaye piyasalarına kanalize olunca piyasalar aşırı likiditeden sarhoş olarak biraz da vurdumduymaz olmuşlardı. Gelişmekte olan ülke para birimlerinin bu süreçten (para girişlerinden) fazlası ile faydalandığını söyleyebiliriz. OPEC’in arz kesintisi kararı ardından dün gelişmekte olan ülke para birimlerinde satıcılı bir seyir görüldü. Güney Afrika Rand’ı dolara karşı % 2’nin üzerinde değer kaybederken, içerde de USD/TL kuru 3,01 seviyesini test etti. Elbette, Moodys’in not indirimi ardından gerek hisse, gerek tahvil gerekse eurobond piyasasından yani TL ve Türkiye varlıklarından çıkış önümüzdeki 2-4 haftalık zaman diliminde görebileceğimizi düşünüyoruz. Bu bağlamda, yazılan raporlarda Türkiye’den çıkabilecek fon miktarının 3,6 milyar dolar olabilieceği konuşuluyor.

 

Yurtdışında ise durum biraz daha karışık. Too Big To Fail (yani Batmayacak Kadar Büyük) olarak görülen Alman devi Deutsche Bank’a yönelik sıkınıtlar her geçen gün biraz daha tırmanya başladı. Dün akşam itibarı ile, türev işlemi yapan hedge fonların nakitlerini Deutsche Bank’tan çekmeye başladıkları haberi ardından ABD seansında şirket hisse değerinin % 7 değer kaybettiğini görüyoruz. Market cap (hissenin piyasa değeri) $ 15 milyar EUR seviyesine gerilerken, Banka’ya kesilen 14 milyar dolar ceza kafaları karıştırıyor. Sosyal medyada, Twitter’in şirket değerinin Deutsche Bank’tan daha kıymetli olduğuna rastlıyoruz. Her ne kadar Deutsche Bank yatırım bankacılığı tarafında olsa da, Almanya’nı diğer perakende tarafında olan en büyük ikinci  bankası Commerzbank’da sorunlar yaşıyor. Alman Devleti’nin Commerzbank’ta % 15 payı bulunuyor. Haberlere göre, Commerzbank 9,600 kişinin işine son verecek ve 2016 yılı için hisse senedi kar payı ödemesi yapmayacak. Almanya bankacılık sektörü aslında Avrupa Bankacılık sektörü içinde son günlerde ön planda. Ama resmin genelinde, Fransa, İtalya bankalarında da ciddi sorunlar olduğu biliniyor. ABD’nin 2008 finansal krizi ardından Lehman Brothers’in batışına izin vererek bankaclık sektörüne göz dağı vermesi (moral hazard’a izin vermemesi) ve devamında bir çok bankanın birleşmesine izin vermesi ile bankacılık sektörü sermaye yapısı kuvvetlendirildi. Avrupa cephesinde bu operasyonun yapılmaması nedeniyle, sorunun yeniden su yüzüne çıktığı ve önümüzdeki gümlerde çok tartışma kaldıracağını düşünüyoruz.

 

Yukardaki iki parakrafın tonun biraz griden siyaha doğru kaymaya başladı. Farkındayım. İçerde kredi derecelendirme kuruluşlarının not indirimi ardından Türkiye’nin süper ligden bir alt lige düşmesi (spekülatif) haliye fon akımlarının da kalitesini sorgulatacaktır. Daha kısa vadeli ve vur kaç tarzında para akımlarına yani niteliği iyi olmayan yatırımların yakın gelecekte yurtdışı / içi  risklerin tırmanması durumunda TL ve TL cinsi varlıklarda volatiliteyi zıplatabileceğini düşünüyoruz. Bu doğrultuda, USD/TL kurunda önümüzdeki haftalarda kurun yeniden tarihi zirve olarak görülen 3,1 seviyesine doğru yönelmesi beklenebilir. Döviz açık pozisyonların gözden geçirilmesinde büyük yarar görüyoruz. TCMB içerde faiz koridorunda sadeleştirme yönünde politikasına devam edeceği beklentisi de kur üzerinde, yatırım yapılabilir notun kaybedilmesi arından baskı kurmaya başlayacağını düşünmeye başladık.

 

Yılın üçüncü çeyreğinin tamamlanacağı bugünün veri takvimi yoğun görünüyor. Almanya’da sabah saatlerinde açıklanacak perakende satışlar, İngiltere büyüme verisi ve cari işlemler açığı, Euro Bölgesi enflasyon, ABD’de açıklanacak kişisel gelirler ve harcamalar, PCE endeksi, Chicago PMI verisi ve Michigan Universitesi verileri yakından takip edilecektir.  

 

EMRE DEĞİRMENCİOĞLU

İKTİSATBANK HAZİNE GRUP MÜDÜRÜ